Partiler aday listelerini Yüksek Seçim Kurulu’na teslim etti.
Siyasi partilerin tercihleri, öngördükleri gibi Türkiye’ye uygun şekillenmiştir.
AKP beklendiği gibi daha çok güvenlik, bürokrasi ve iş dünyasını tercih etti. Erdoğan’a yakın isimlerin listeye girmesi de elbet şaşırtıcı olmadı. AKP, 2011 seçimlerinde listesini oluştururken yine güvenlikçileri tercih etmişti. Sonrasında yaşananlar hepimizin malumu. Bu dönem oluşturulan liste de bir bakıma savaş listesini andırıyor. Bu da şunu gösteriyor; AKP toplumun sorunlarını demokrasi yoluyla değil de, zor ve şiddetle bastırmak istiyor. Bu amacında başarılı olur mu? Sanmıyorum.
Erdoğan oyunu kendisinin başkan olması üzerine kurduğu için listesi de ona uygun şekillendi. İtiraz etmeyen, biat eden isimlerin tercih edilmesi, AKP’den bir şey çıkmayacağının, gücünü kaybedeceğinin güçlü göstergeleri…
CHP’ye baktığımızda ise liste HDP’ye karşı oluşturulmuş. Ancak liste toplumun sorunlarını çözmekten ziyade beklentileri frenlemeye yöneliktir. Alevi, Ermeni ve Romanlara listelerinde yer vermeleri iyi olmakla birlikte, CHP’nin temel konularda zihniyetinin değiştiğini göstermiyor. Önemli olan Kürt, Alevi ve Ermeni meselelerinde bir program oluşturmaktır. Ancak CHP’nin böyle bir programının olmadığını biliyoruz.
CHP listelerinde Ermenilere, Alevilere, Kürtlere yer verilmesi HDP’nin önünü kesmeye yöneliktir. Keşke CHP listesi demokratik değişim sonucu olsaydı. CHP’nin yerel seçimlerini ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerini hatırlayalım; oy için MHP ve Gülen cemaatiyle işbirliğine gitti. Sonuç, Ekmeleddin İhsanoğlu CHP’yi değil, MHP’yi tercih etti.
MHP’yi konuşmaya gerek bile yok. MHP, bildiğimiz MHP…
Mesele bence HDP’dir.
Başından beri seçimlerin aktörü HDP oldu. Birden fazla nedenden dolayı bu böyleydi. Türkiye’de normal bir seçim olmadığını, “varlık, yokluk” meselesi olduğunu neredeyse herkes farkında. Bir tarafta HDP, bir tarafta Erdoğan’ın başını çektiği AKP var. Türkiye’nin önünde iki yol var; biri demokrasi, diğeri diktatörlük yolu. HDP demokrasi ve özgürlüğün yolunu, AKP ise diktatörlüğü temsil ediyor. Hepimizin geleceğini yakından ilgilendiren bir tercihle karşı karşıyayız. Bu saatten sonra ufak tefek ayrıntılara takılıp AKP’nin kazanmasına neden olmamak gerekiyor. Özellikle HDP’nin açıklanan aday listelerinden söz ediyorum.
HDP listelerinde Kürdistan ve Türkiye’yi gördük. Aleviler, Kürtler, dindarlar, gençler, kadınlar, Çerkezler, Ermeniler, Êzîdîler ve Süryaniler var ve bu çok önemli.
Elbette listelere giremeyen isimler duygusal bir kırılma yaşayacaklardır. Bu bir yere kadar anlaşılır, ancak önemli olan bu durumun karşıtlığa dönüştürülmemesidir. Bildiğim kadarı ile HDP’ye bin beş yüz insan başvuruda bulundu. Hepsinin de beklentisi listelere girmekti ama bunun mümkün olmadığını aday adaylarının kendileri de biliyordu. HDP geleneğinin aldığı siyasi kültür, ahlak ve terbiye diğer partiler gibi değil. Sonuçta bir demokrasi mücadelesinden söz ediyoruz. Önemli olan hangi arkadaşın bu görevi aldığından çok projenin ruhu, başarısı ve geleceğidir.
Seçime iki ay kala liste tartışmalarının geride kalması, enerjinin liste tartışmalarına değil, seçimlerin kazanılmasına dönük harcanmasıdır doğru olan. Hepimizin geleceği 7 Haziran’da alınacak sonuçlara bağlı. Erdoğan, korku filmlerindeki karakterlere dönüştü. Eğer durdurulmazsa seçim sonrası korkunç bir savaşın yaşanacağını, Türkiye’nin Suriye ve Irak’a döneceği uzak bir ihtimal değil. HDP barajı geçer de parlamentoya girerse en azından Erdoğan durdurulmuş olur. Bu açıdan bakıldığında bile HDP toplumun sigortasıdır.