
Kendi kendini yetiştirmiş, Raphael öncesi tarzı peyzajları ve siluet gibi görünen yapraksız ağaçlarıyla, parlak ay ışığına karşı duran karanlık kent sahneleri ile ünlenen Leeds’li sanatçının 50’den fazla eseri, sergide bir araya getirildi. Çizimler, el yazmaları ve fotoğraflar da ayrıca gösterimde olacak.
Grimshaw’ın çalışmalarına ilişkin Londra’da yaşayan Kürt ressam Cemo’nun görüşlerine başvurduk. Cemo: „Ressam J. A. Grimshaw’a ‘Ayışığı Ressamı’ ünvanı verilmesi, onun resimlerinde ay ışığı temasını çokça kullanmasından değil, ay ışığını çok ustaca kullanmış olmasından, ay ışığının bulutlar arasındaki dağılımını, sokaklara, hatta sonbaharda sokaklardaki yapraklara, surlara ve duvarlara yakınlık ve uzaklık duygusunu da gözeterek çok başarılı yansıtabilmesindendir“ dedi.
Ayrıca, naif resimde perspektif olgusu ya da doğru perspektifin tartışma konusu edilmemesine rağmen, Grimshaw’ın, perspektif konusunda kendisini ileri düzeyde yetiştirdiğini, onun manzara resimlerinde açıkça görülebileceğini belirten Cemo, tablolardaki derinlik, oran-orantı, mesafeye göre ışık dağılımı ve şiddetinin en ince detaylarına kadar hesaplanmış olduğu ve çok titizce bir emeğin sarfedildiğini görmenin mümkün olduğunu sözlerine ekledi.
„Atkinson Grimshaw (1836-1893): Ayışığı Ressamı„ sergisi, 15 Ocak 2012’e kadar, Guildhall Sanat Galerisi’nde sanatseverlerin beğenisine sunulacak.
Degas’ın balesi
Öte yandan İngiltere’nin başkenti Londra bulunan The Royal Sanat Akademisi, Edgar Degas’ın resimlerine ev sahipliği yapıyor.
Londra’daki The Royal Sanat Akademisi, resimlerinde ağırlıklı olarak balerinleri işlemiş olan Fransız ressam ve aynı zamanda heykeltraş olan Edgar Degas’ın yağlıboya ve pastel resimlerine ev sahipliği yapıyor. Sergi, sanatçının kariyeri boyunca 1870’lerin başlarındaki belgesel modundan, son yıllarındaki duyusal dışavurumlarına kadar resmettiği bale görüntülerinin gelişimini izliyor. Degas’a ait 85 civarında resim, pastel, çizim, baskı ve heykelin beğeniye sunulduğu sergi, 11 Aralık’a kadar sanatseverlerin beğenisine sunulacak.
Asıl adı Hilaire Germain Edgar Degas olan Fransız ressam, başta bale, tiyatro, at yarışları, kahveler olmak üzere, Paris’ten çeşitli görünümleri konu aldığı yapıtlarıyla tanınıyor. Degas resimlerinde başta kadınlar ve bale dansçıları olmak üzere, çoğunlukla insan resimleri yaptı. Degas’ın resimleri anlık bir zaman kesitini yansıtıyor. Bunda fotoğraf ve Japon baskı sanatının etkisi de seziliyor. Bale pabucunu bağlayan ya da egzersiz yapan bir kızın yüzündeki ya da eteğinin ucundaki yumuşacık ışıkta Degas’ın ustalığı kendini gösteriyor. Renkler yumuşak geçişlerle birbirinin içinde eriyor. Degas’ın tüm yapıtları çaba gerektirmeyen, serbest çizimler gibi görünürse de, gerçekte son derece titiz bir çizim ve tasarımın ürünleri. Degas’ın en ünlü yapıtları: „Rue Le Pelletier’deki Opera’da Bale Prova Odası“ (1872; Louvre Müzesi, Paris), „Dans Sınıfı„ (1872; Metropolitan Sanat Müzesi, New York), „İki Çamaşırcı Kadın“ (1884; Louvre Müzesi, Paris) ve „Sahnede Prova“ (1878–79; Metropolitan Sanat Müzesi, New York)
SUNA KÖSE/LONDRA