Kürdistan’ın Suriye işgalindeki parçasında Kobani, Afrin, Dêrka Hemko, Amûde ve Tirbespî’de halk Esad diktatörlüğüne son noktayı koydu ve bu kentler Kürt yurtsever güçlerinin egemenliğine geçerek özgürleşti.
Nedense ama Esad’a savaş ilan eden, onu devirmek için muhalefet örgütleyen, El-Kaide, Salafist ve Taliban’dan Mücahit ve Akıncı devşiren, onları eğiten, para ve pulla donatan, lojistik ve askeri destek sağlayan AKP ve bağlı medya adeta karalar başlamış durumda.
Şayet Kürt illerinin yerine Idlib, Hama ve Homs Esad rejiminin elinden kurtarılmış olsaydı AKP ve genel anlamda TC’nin tavrı böyle mi olurdu?
Bu da gösteriyor ki TC ve AKP kurmaylarının Suriye hesabı çarşıya uymadı, plan ve hesap Afrin ve Kobani pazarından büyük bir faturayla geri döndü. TC’nin güney sınırlarında şimdi Ala Rengin dalgalanıyor ve Kürdistan yurtsever örgütlerce hiç bir nahoş olaya yer verilmeden medeni bir biçimde yönetiliyor. Ne göçen, ne kaçan var. Ne talan, ne yağma var. Ne taşkınlık, ne vandalizm var.
Durum bu olunca, “Esad gitti, PKK geldi“ manşetleri sırıtıyor ve bir endişeyi gözler önüne seriyor. Şayet Kürdistan illerinin yönetimini ellerine geçiren Batı Kürdistan Halk Meclisi ile Suriye Kürt Ulusal Meclisi PKK ise, evet Esad gitti, PKK geldi. Su yolunu buldu ve bir bütün olarak Kürt halkı bundan oldukça memnun, hem de sadece Batı parçasında değil, Kürdistan‘ın dört bir yanında ve Kürtlerin yaşadığı tüm coğrafyalarda.
AKP’nin kardeş partileri Mısır ve Tunus’ta iş başına gelince bu iyi. Ama PKK’nin kardeş partisi Suriye’nin işgali altındaki Kürdistan’da halkın desteği ile bayrak çeker, yönetime gelirse bu kötü! İşte bu olmadı.
Opsiyonlar, olasılıklar
Suriye devleti yetmiş yıllık geçmişi olan bir devlet. Dış güçlerin, özellikle de Fransızların zorla ve suni bir şekilde oluşturdukları bir devlet. Birbirine benzemeyen parçaların zorla biraraya getirilerek yaratılan yapay bir devlet. Sünni Araplar, Nusayriler, Kürtler, Dürziler, Ermeni ve Süryanileri birarada tutan ortak bir payda yok. Bu sayılanların hepsi Arap değil, hepsi aynı dinden değil.
Bu yapay ve zora dayalı merkezi devletin birliğini savunmak Kürtlerin işi olmamalı. Kürtler ne çektilerse merkezi, üniter devletlerden çektiler. Türkler Kürtleri Türkleştirmek, Araplar Araplaştırmak, Farslar Farslaştırmak için zulmün binbir çeşidini uyguladılar, asimilasyon çarkını hep diri tuttular, direnenleri kılıçtan geçirdiler.
Asırlarca Sünni Osmanlıların boyunduruğu altında yaşamak zorunda bırakılan Nusayrilerin kendilerini güvende hissedebilecekleri bir devletleri neden olmasın? Varsın iki düzine Sünni Arap devletinin yanında bir de Alevi Arap devleti olsun. Varsın Sünniler saltanatlarına Şam’ı da eklesin. İsterlerse Haşimi İmparatorluğu kursunlar, Ürdün ve Irak’taki Sünnilerle birleşsinler.
Dürzilerin toprakları neden üç devlet arasında parçalı kalsın? Kürtler neden Arapların egemenliği altında yaşamayı kabul etsin? Mutlu ve mesut tek bir gün mü geçirdiler ki Müslüman Kardeşlerden bir Recep veya Tayyip’in hakimiyeti altında yaşamayı tercih etsinler? Ortadoğu harman yeri. Rüzgar esiyor, sapla saman ayrışacak. Bu ayrışmada Kürtler de hakları olanı alacaklar. Kürtler, Ermeni ve Süryanileri de yanlarına alarak neden iki eyaletli bir devlet ilan etmesin? Şayet Filistinliler için iki parçadan, Gazze ve Batı Şeria’dan oluşan bir devlet olabiliyorsa, Kürtler için bu neden olmasın? Bu ayrık ve uçuk mu kaçtı? O halde neden iki küçük devlet olmasın? Çok mu küçük? Nüfusu ve yüzölçümü çok mu az?
Türkiye’nin işgali altındaki Kıbrıs’ın nüfusu ve yüzölçümü kaç? Ya Malta ve Lüxemburg’un ya da Monaco ve Lichtenstein’ın? Bunlar Avrupa’da mı? Ya Katar ve Bahreyn’in nüfus ve yüzölçümleri ne kadar?
Ya da Batı Kürdistan’ın Serê Kaniye‘den Dêrik’e kadar olan bölgesi neden Kürdistan’ın özgür yakası ile, Güney Kürdistan’la birliği gündemine almasın? Afrin ve Kobani neden federasyondan aşağısına razı olsun?
Dünyada öyle devletler var ki nüfus ve yüzölçümleri Kürdistan’ın her hangi bir ilinden daha küçükler. Tüm bu ve diğer opsiyonları tartışarak doğru bir yol bulalım, elde ettiğimiz fiili durumdan aşağı bir statüye asla ve asla razı olmayalım.
Bugün Kürdistan’ın batısında iş başında olan yönetim bir PKK-KDP-YNK ve periferisindeki güçlerin ortak koalisyonudur. Bu aynı zamanda AKP’nin Güney’deki temel güçlere ilişkin politikasının iflasıdır. Dimyada pirince gidenlerin evdeki bulgurdan olma vaktinin yaklaşmakta olduğunun da göstergesidir.
Güney ve Kuzey parçalarındaki devrimleri onlarca yıl tüm güçleriyle destekleyen Batı halkımıza bu tarihi başarı kutlu olsun!
msahin1@web.de