Kürdistan’ın tamamında farklı sebeplerden kolektif danslara şahitlik etmemek mümkün değil. Bu kolektif dansların koreografilerinin yanı sıra belli bir bölgenin öne çıkan yanları, yaşam şekilleri, ekonomileri ve bununla ilintili coğrafyaları ile ilgili olmaları, ister istemez Kürdistan’da farklı kültürel bölgelerden oluşan bir haritalandırmayı da gerektirebilir. 

Her halükarda kadınlı erkekli (sadece bir cinsin katıldığı halk dansları da vardır) el ele tutuşarak, kol kola girerek veya ellerini yanındaki kişinin omzuna dayayarak icra edilen halk dansları en yaygınlarıdır ve genel olarak 'govend' (Türkçe’de halay olarak) şeklinde isimlendirilir. Bu halk dansları yöreye ve dile göre tanımları değişir. Halperkê (Soranice), reqsa milan gibi. 

Kolektif halk dansları davul, zurna, saz, def ve kemençe gibi farklı çalgılar eşliğinde icra edildiği gibi, tamamen çalgısız, sözlü ve insan sesleri ile oluşturulan ritim ve müzikler eşliğinde de oynanabilir. 

Diğer önemli bir ayrıntı da govend türlerinin yaygınlığına rağmen, Kürt kültüründe zengin bir halk dansları repertuarının mevcut olmasıdır. Bu danslar aşk, avcılık, savaş, tarlaların hazırlanması ve hasat gibi söz konusu topluluk için önemli olayları konu edinir. Bu anlamda her bölgenin kendine has halk dansları vardır. (Konu ile ilgili bkz. Kreyenbroek ve Turgut 2006). 

Bu yazıda halk danslarını icra edenlerin sanatsal kabiliyetine saygı gereği 'dansçı' olarak ifade edeceğim. Govend tarzı danslar, bölgelerdeki kolektif bir tutuma, daha doğrusu kolektif yaşama (sadece kolektif hayatta kalma) dair izlerden çok onun yalın bir ifadesidir. Danslardaki birçok hareket ve mimik toprağı ekme, biçme, harman kaldırma, avlanma, ev inşa etme gibi olgulara işaret eder, bazen de onların temel hareketlerinin taklidi biçiminde gerçekleşir. Bu ön bilgiden sonra birkaç örnekle farklı kültürel bölgelerin farklı halk danslarına göz atalım.

Dünyanın en eski tarıma geçilen, hatta tarım öncesi yerleşik hayata geçilen yerlerinden Fırat Nehri kıyılarında tarım temalı halk oyunlarının yaygın olması elbette bir tesadüf değildir. Semsûr’un (Ercan Kesbir’in Nexşeya Govend û Çanda Kurdî –NGÇK- isimli harita çalışmasında Berî) 'galûç' isimli dansı tarlada çalışanları, kadın ve erkekli figür ve koreografilerle resmetmekte, adeta farklı sahnelere bölünmüş bir temaşadır dışarıdan izleyen için. Art arda gelen biçme sahneleri, orak kullanılan sahneler, alında biriken terin silinmesi, testiden su içilmesi ritim eşliğinde sanatsal hareketlerle icra edilir. 

Benzer bir dans yine tarımın insan hayatına ilk girdiği coğrafyalarda; Zagros dağlarında da mevcuttur. Ercan Kesbir’in NGÇK’sinde Meriwan olarak tanımlanan bu bölge, Doğu Kürdistan’da yer alır. Simsim (flüt şeklinde de kullanılabilen bir kamış) isimli bu dans, hasattan sonra harman yerinde icra edilir. Bu halk dansının en önemli özelliği, yakılan ateş etrafında icra ediliyor olmasıdır. Ateş etrafındaki bu dans, farklı gruplar arasında bir çeşit yarışma şeklindedir. İki grup eş zamanlı olarak dans eder, bu şekilde pes eden veya yorulan grubun yerine yenisi geçer. Dansa katılmayanlar, izleyenler ise ritmik hareketler ve alkışlarla bu ilginç halk dansı yarışmasına katılırlar. 

Çewlîk’de (NGÇK’ye göre Xerzan bölgesinde) oynanan bir halk dansı, köy yaşamının ve ekilebilir toprağın az olduğu dağlık alanların 'ezelden' gelen bir sorununa eğilmiş. Xet, iki aile veya aşiret arasındaki toprak anlaşmazlığını seyirlik hale getiren bir dans. Bu halk dansı esnasında taraflar sürekli olarak tarlalar arasındaki sınırı belirleyen taşların yerini değiştirir. 

Serhed bölgesinin yaygın oyunlarından olan 'gur û pez' (kurt ve koyun sürüsü) bir çobanın hayatını betimler. Dansçılardan biri kurdu, diğeri ise çobanı  temsil eder. Çoban sürüsünü bekleyip gözetlerken, kurt pusuya yatıp sürüden bir koyun kapmanın peşindedir. Kurt bir defasında başarılı olsa da, çobanın kuracağı tuzağa daha sonra muhtemelen düşmektedir.

Danslar ve oyunlar birbirleri ile yakından ilgilidir ve ortak mecraları da mevcuttur. Benzer konular benzer şekillerde oyunlara da dönüşebilmektedir ve bu oyunlar da toplumsal kültürün ağırlıklı yönlerine işaret etmektedir. 

Burada hungulîsk (gustîlk olarak da tanımlanır) oyunundan bahsederek, bu makaleyi bir sonuca olaştırmaya çalışacağım. Bu oyun genellikle sadece erkeklerden oluşan iki grup arasında oynanır ve her iki grubun seçtiği bir grup temsilcisi ile oynanır. Oyun esnasında gruplardan birinin temsilcisi, oyuna ismini veren yüzüğü kendi grubundaki insanlar arasında dolaştırarak saklar. Diğer grubun temsilcisi ise kendi grup üyelerine danışarak yüzüğün karşı taraftan kimde olduğunu tahmin etmeye çalışır. Bu tahminler 'bi sobê (soba üzerine and olsun)" yemini ile edilmemiş ise, karşı taraf cevabın yanlış olduğunu söylese bile, bu cevap sayılmaz. "Bi sobê" yemini ile yüzüğün kimde olmadığı da söylenerek karşı taraftan kişiler elenmeye çalışılır. Bu yeminle şüphelenilen kişi yüzüğün kendisinde olup olmadığını söylemek zorunda. Bu oyundaki "bi sobê" yemini, eski Kürt-İrani halkların ocak veya ateş üzerine ettikleri yeminden kalma olduğunu varsaymak yanlış olmaz.

Genel anlamda halk danslarının kültürel bölgelere göre ayrışması, bögeler arasındaki farklı iklim koşulları, farklı coğrafik koşullar, farklı ekonomik uğraşlardan dolayı doğaldır. Bu farklılaşmayla oluşan repertuar zenginliği oyunlarda da kendini gösterir ve henüz tamamıyla araştırılmadığından, konu ile ilgili çalışmaların ilgili kurum veya kişilerin bir görevi olduğunu ifade etmek gerekir.



Kaynakça

Kreyenbroek, Philip, and Lokman Turgut, ‘Kurdish Folklore’, in: W. M. CLEMEN (ed.), The Greenwood Encyclopaedia of World Folklore and Folklife, Greenwood, Westport Conn. 2006, Vol. 2, p. 283–292.  

Kreyenbroek, Philip, and Christine Allison, eds. 1996.  Kurdish Culture and Identity. London: Zed Books.

Sabar, Yona. 1982. The Folk Literature of the Kurdistani Jews: An Anthology. New Haven: Yale University Press.

Sweetnam, Denise L. 1994. Kurdish Culture: A Cross-cultural Guide. Bonn: Verl. für Kultur und Wiss. Schirrmacher. 2'nd ed. 2004.