Tunus’ta 28 gün sonra diktatörü ülkeyi terk etmeye zorlayan halk hareketinin, bütün bölgeye yayılacağı ve hatta tüm Arap dünyasını kapsayacak bir halk hareketine dönüşeceğini ise daha az insan tahmin edebilirdi. İspanya’da 15 M Hareketi* bu devrimlerden ilham alacak, Wall Street’i işgal et eylemleri de bundan etkilenecek, bu eylemler bütün Avrupa geneline yayılacaktı. Kentler, sokaklar, meydanlar, halk kitleleri, bireyler ellerinden alınan siyaseti yeniden sahiplenirken, siyasete kapatılan yaşam alanlarını yeniden siyasete açmaya başlıyorlardı. Bunların başında da ekonomi üzerinde demokratik karar alma ve kontrol edebilme talepleri vardı. Kemer sıkma politikaları ile yolsuzluklara karşı, ekonomik, mali ve siyasi sistemi reformdan geçirmeyi amaçlayan bu hareketler, aynı zamanda siyasi sistemin oligarşik yapısı hakkında toplumda farkındalık yaratma çabasındaydılar. Bunların dışında Montreal’deki öğrenci hareketi (2012) ve harçların iptal edilmesinde başarılı olan direnişleri, yine bir nevi kent meclisi hareketi olan Montreal İçin Kent Demokrasisi** hareketinin başarıları da bu toplumsal hareketlerin halkalar biçiminde yayılmasıydı ve bir anda farklı mekanlara serpilmesi olarak görülebilirdi. 

Kürdistan cografyasında da etkisini gösteren bu toplumsal devinimler özellikle Başûrê Kürdistan’da değişim talep eden, yolsuzluğa, rüşvete karşı gelişen kamu alanlarının işgal edilmesi eylemlerinde kendini gösterdi (Süleymaniye’de Sarayî Azadî’deki hükümeti istifaya çağıran eylemler). 

Kürt özgürlük hareketinin uzun zamandır savunduğu kamu alan ve mekanlarinin siyasete ve demokratik mekanizmalara açılmasının bir çeşit uygulamasını devrimsel bir hareket olarak görmesi kaçınılmazdı. Bunu kavram seçiminde ve ısrarlı kullanımında gösteren Kürt Özgürlük Hareketi, devrim lugatını tercih ederken, hem Avrupa, hem Dünya Sosyal Forumları‘nda aktif olarak yer alıyor, kendisi de 2010 sonunda tüm dünyayı etkileyen devrim hareketlerinin koordine edilmesi gerekliliğinden yola çıkarak, kendi devrimsel perspektiflerini paylaşmak için platformlar yaratma arayışına giriyordu. 

İlki 2011 Eylül’ünde Almanya’nın Hamburg kentinde düzenlenen Kapitalist Moderniteye Meydan Okuma konferansları bu adımlardan en öne çıkanını teşkil ederken, özellikle de Bakurê Kurdistandaki resmi toplum dışı toplumsal örgütlenmelerin, gençlik hareketlerinin, ekolojist ve feminist hareketlerin başını çektiği Mezopotamya Sosyal Forumları Kürt hareketinin daha önceleri de böyle bir arayışın içinde oldugunun göstergelerini oluşturuyordu.

Hiç şüphesiz bir coğrafyada benzer koşullarda toplumsal bir değişimi, siyasal sistemlerde reform veya devrim yaratabilen toplumsal hareketler veya siyasi güçlerin etkisi de yansımasını farklı derecelerde ve şekillerde farklı cografi mekanlarda ve toplumsal bağlamlarda bulur. Yukarıda bahsettiğimiz Arap devrimlerinin, Kürdistan ve Türkiye’ye yansımaları elbette oldu. Ancak Yunanistan ve ardından İspanya’da başarılı seçim sonuçları ile belki de HDP bağlamında daha yakından incelenmesi gereken iki hareket mevcut. Bunlardan ilki 2004 yılında Yunanistan da sol güçlerin bir koalisyonu olarak kurulan siyasi parti SYRIZA***. Oluşum aşamasında bu koalisyonda sosyal demokratlardan demokratik sosyalistlere, solcu ulusalcılardan anti kapitalistlere, feministlerden çevrecilere, Marksist-Leninistlerden Troçkistlere kadar geniş bir yelpazeden bileşenleri olan parti, sistem dışı bir siyasi parti olarak örgütlendi. Solda bir ortak eylem ve birlik mekanı olarak tasarlanan partinin bileşenlerinin yoğunlaştığı konular ise emeklilik ve sosyal sigorta sistemlerin de öngörülen Neo-liberal reformlara karşı mücadele, yeni anti terör yasalarına karşı muhalefet örgütlemekti. 2004 yılındaki seçimlere parti olarak katılan SYRIZA oyların sadece % 3,3’ünü alırken, 2007 yılındaki genel seçimlerde oyların % 5’ini alabildi. Yunanistan’da yönetime uygulanan Troyka (AB -başını Almanya çekiyor-, Avrupa Merkez Bankası ve IMF) baskısı siyasi bir türbülans yaratırken, toplumsal talepler, alternatif arayışları zorluyordu. SYRIZA 2012’nin ilk genel seçimlerinde oylarını % 16’ya çıkarırken ikinci genel seçimlerde oylarını % 27’ye yaklaştırdI ve ana muhalefet partisi oldu. 2014’de Yunan parlementosu, devlet başkani seçemediği için 25 Ocak 2015’de gerçekleştirilen seçimlerde SYRIZA 2007’den beri genel başkanlığını yapan Aleksis Tsipras ile seçim zaferi kazandı ve oyların % 36,3 alarak ile 300 sandalyeli parlementoya 149 sandalye ile girdi. Artık tabu olan borçların silinmesi, faizlerin kaldırılması, ödemelerin dondurulması gibi konular siyasi alanlarda sıkça tartışılmaya başlandı. AB’nin önde gelen güçleri ve Troyka’nın hoşuna gitmese de yeni oluşan Yunan hükümeti ile müzakere yapmak zorunda kaldı. Yunanistan’daki alternatif arayışların sonucu olan siyasi bir partinin bu seçim zaferinin hemen yanı başındakı Türkiye’ye yansıması kaçınılmazdı. 

İkincisi ise İspanya’da 15 M hareketinden doğan PODEMOS’un (Başarabilliriz) kısa siyasal hayatındaki önemli başarısı. PODEMOS’un kurulması inisiyatifini Troçkist Izquierda Anticapitalista (Anti kapitalist sol) alırken, parti kemer sıkma politikilarina karşı, ülke zenginliklerinin ülke halkının çıkarlarının hizmetinde olmasını ve halkların kendi kaderini tayin hakkını savunuyordu. 

Partinin lideri ve kurucusu Pablo Iglesias Turrión İspanya’nın NATO’dan ayrılmasını da dillendirdi. Kurulduğu 2014 senesinin Mayis ayında düzenlenen Avrupa Parlementosu seçimlerine katıldı ve oyların % 8’ini alarak İspanya’nın 54 vekilinden 5’ini Avrupa Parlementosu’na gönderdi. 2015 yılındaki yerel seçimlerde parti olarak seçimlere katılmak yerine yereldeki tabandan gelen adaylıklara destek vermeyi tercih etti, Barcelona ve Madrid’de yine ülkenin genelinde desteklediği adaylar büyük ölçüde başarılı oldu. PODEMOS’un bu seçim başarısının arkasında yatan asıl neden siyasi programıydı; ekonomi üzerindeki kamu ve demokratik kontrol, fakirliğin azaltılması, özgürlüklerin ve eşitliğin sağlanması, çevre sömürüsünün son bulması gibi taleplerle halk desteğine ulaşabildi. 2015 senesinin Ekim veya Kasım ayında yapılması beklenen genel seçimlerde de başarısının devam etmesi bekleniyor. 

Siyasal programlarıyla geniş halk desteğini alabilen bu hareketler bir çok ülkede insanlarda umut yaratırken, benzer siyasi programları olan partilerin seçim sonuçlarına da bu durum yansıdı. Öbür taraftan Kürdistan özelinde başta PKK olmak Kürt Özgürlük Hareketi’nin kendini kapitalizme ve neo liberalizme karşı mücadelede bir aktör olarak konumlandırması ve buna göre hareket etmesinin sonucu olan, karşılıklı bir etkileşimin özellikle de metropollerde 7 Haziran genel seçimlerinde HDP bileşenlerinin seçim başarısına etkisi olduğu yadsınamaz. 

Yani sadece SYRIZA ve PODEMOS’un seçim başarılarının bir yansıması ile karşı karşıya değiliz, Kürt Özgürlük Hareketi’nin siyasal konumlanışı ve kendini tüm bu hareketlerin ittifakı olarak değerlendirmesi de söz konusu etkiyi artırıcı bir rol oynuyor. 

* 15 Mayıs 2011’de ilk eylemlerini gerçekleştirdikleri için bu ismi alacaklardı.

** 2001’de başlamakla beraber, öğrenci direnişleriyle beraber yaygınlaştı.

*** 2001’de oluşturulan Birlik ve Ortak Eylem için Diyalog Mekanı isimli oluşumun ardılı olarak partileşecekti.