Maraş “Valisi” Maraş Katliamı anmasına izin vermedi!!! Katliam “serbest”, anmak “yasak!”
“Prens duygularına yenilmeden, acıma hislerini bir kenara bırakarak devleti yönetmelidir. Toplumun tercihlerine uyan dindar görünümü olmalıdır. Vazgeçilmez ilke ise ne olursa olsun devlet sorgulanamaz!” ilkesidir.
Niccola Machiavelli’den (1469 – 1527) 485 yıl sonra devletin valileri Machiavelli’yi kendilerine kült edinmiş görünüyor. Aslında o kadar uzağa gitmeye gerek yoktur. Valilerin “Ecdadı” nice Machiavelli’ler yetiştirdi. Hızır Paşa da bir valiydi. Hızır Paşa’nın torunları Machiavelli Hızır Paşa kırması türünden melezlenmişler.
Devlet “Tanrı” kavramının egemen sınıf tarafından kurumlaştırılmış halidir. Egemen sınıfa göre “Tanrı, Kadri mutlak bir güçtür.” Ezilenler göre “Tanrı, sığınılacak, medet umulacak bir güçtür.” Her iki bakış açısı devlet olgusunda buluşur. Devletin babalığı kul ile efendinin ittifakıdır.
Bu seyir içinde AKP ve R. Tayyip Erdoğan devletin kendisidir. “Kadri mutlak ile mutlak olana mahkum” anlayışı AKP’de müthiş resm olmuştur. AKP bir parti değildir. AKP kendine “Soyluluk” vehmeden “Kasaba eşrafı” zihniyetinin “Tarikatlar” düzeyindeki ittifakıdır.
Ancak R. Tayyip Erdoğan, kasaba eşrafının “İslam yorumu” olan “Tarikatlara” yeni bir tarikat eklemiştir… Tayyibilik…
Tayyibilik, İslam’ın Sünni yorumu ile Şii yorumunu Türkiye, ABD, Ortadoğu hattında egemen kılmanın adıdır. Tayyibilik, farklı olanı inkar etmez. “Ecdadı” da inkar etmezdi… İmha ederdi. “Ecdat” ile “Torun” aynı düzlemde buluşmuştur. “Ecdat” fetvasını Şeyhül İslam’dan alır, uygulamasını vezirlere yaptırırdı. Şimdi Şeyhül İslamın yerini Diyanet İşleri Başkanlığı, vezirlerin yerini “Süper valiler” aldı. Böylece Tayyibilik “Kadri mutlak” üzere iktidar oldu.
Devletin, hükümetin, valilerin Alevi toplumuna ve Alevi kurumlarına dönük icraatları Hızır Paşa’ya “Rahmet okutacak” cinsten. Yası Kerbela orucunda “İftar” veren, aşure kaynatan AKP sıra katliamlara gelince işi Machiavelli, Hızır Paşa kırması valilere havale ediyor.
Dersim “Valisi” katliam anıtını “Hazine arazisine yapılamaz!” diye yasaklıyor. Sivas “Valisi” Madımak katliamı anmasına engel oluyor. Maraş “Valisi” katliam anmasını yasaklıyor… Örnekler çok. Hangi birini anlatayım ki?...
Maraş “Valisinin” bu “Yasaklaması” Maraş Katliamından 34 yıl sonra zihniyetin hiç değişmediğini ve değişmeyeceğini bir kere daha gösteriyor. Hani biz zihniyetin hikayesini ve kökenini biliyoruz ama AKP Hükümetine umut bağlayanlar bilsin diye söylüyorum. Bilirse tabi…
Yine bildik teraneler… “Yarayı kaşıyorlar! Bunların maksadı belli!” vb. vb. vb…
Evet biz yarayı kaşıyoruz. Çünkü yara sağalmadı. Bizim “Maksadımız” belli. İnkarcıları, katliamcıları, soykırımcıları istemiyoruz. Sizinle uzlaşamayız. Sizinle barış falan da yapamayız. Sizinle kavgamız devam edecek. Biz tarihimizle yüzleştik kendimizi de sizi de tanıyoruz. Biz birbirimize hiç mi hiç benzemiyoruz. Ne inançta, ne siyasette, ne de yaşamda… Sizden merhamet, ikbal, maddiyat, ihale… Dileyenlerden de değiliz. Katilimize “Ecdadım” diyorsunuz! Sizinle bizim durumumuz katil, maktul ilişkisidir.
Katile aşık olma cahilliği bitti… Sıra katili mahkum etmekte…
Macihavelli, Hı(n)zır Paşa melezlemesi ve katil maktul ilişkisi...
19/24 Aralık 1978… ANAP, Refah Partisi, AKP… Döneminin ve devletin değişmez prensi Abdülkadir Aksu Maraş‘ta vali (mi?) emniyet müdür (mü?) Maraş ve benzeri icraatlarından sonra Abdülkadir Aksu devletin vazgeçilmez prensi oldu…