HDP’nin rehin tutulan eski Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, duruşmada mazeret göndermesine rağmen zorla SEGBİS odasına getirildi. Hakimin, Yüksekdağ'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik sözlerini tutanağa geçirmemesi dikkat çekti.
Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) önceki Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ hakkında 4 Kasım 2016’da gözaltına alındıktan sonra Amed’de verdiği ifadesinde, "Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni, devletin kurum ve organlarını aşağıladığı" iddiasıyla açılan davanın 4’üncü duruşması görüldü. Diyarbakır 13. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, Yüksekdağ’ın avukatı hazır bulundu. Yüksekdağ, duruşmaya katılmayacağı yönünde mahkemeye mazeret dilekçesi sunmasına rağmen zorla Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) odasına getirildi.
Erdoğan talimatıyla hareket
Yüksekdağ, kendisine davanın iddianamesi gelmediği için savunma yapmayacağını, davanın usulüne dair bir şeyler söyleyeceğini belirterek, "Mazeretimi sunmama rağmen benim mazeretim kabul edilmemiştir. Mahkeme tarafından zorla SEGBİS salonuna getirilmem usule uygun değildir. Her şeyden önce benim mazeretimin değerlendirilmesi ve kabul edilmesi gerekirdi. Hakkımda zorla getirilme işlemi uygulanarak, cezaevinde bulunan SEGBİS odasına zorla getirilme işleminin uygulanması, mahkemenin bana karşı kasıtlı bir tutumu olduğunu göstermektedir. Zaten bu tür dosyalarda Cumhurbaşkanı talimatlıyla hareket edildiği bilinmektedir. En başta bizim cezamızın kesilmiş olduğunu görüyoruz. Cumhurbaşkanı’nın duygularının tatmin edilmesi amacıyla bu şekilde söylediğimiz, suç teşkil etmeyen sözlerden dolayı dava açılmıştır. Bunu herkes görmektedir. Mahkemede bize karşı saygılı bir tutum sergilememiştir. Mahkemenin bize karşı tarafsız davrandığını düşünmüyoruz. Ben bunları belirtmek istedim, başka da bir diyeceğim yoktur" dedi.
Sözleri tutanağa geçirilmedi
Yüksekdağ'ın, "Cumhurbaşkanı beyefendileri oturduğu saraydan bizlerin cezalandırılması için talimat veriyor. Mahkemeler ise bu sebeple tarafsız ve bağımsız davranmıyor. Biz siyasetçiyiz ve muhalifiz. Doğru bildiğimizi, kellemiz gitse de savunmaya ve söylemeye devam ederiz. Onun demesiyle mahkemeler cezaları veriyor. Biz bundan korkmayız" şeklinde sözlerinin tutanağa geçirilmemesi dikkat çekti.
Aynı savunma, iki dava
Yüksekdağ'ın avukatı Reyhan Yalçındağ Baydemir ise müvekkili hakkındaki davanın politik kimliğinden dolayı açıldığına dikkat çekerek, Anayasa'ya aykırı bir şekilde milletvekilliği düşürülen müvekkilinin gözaltında vermiş olduğu ifade nedeniyle davanın açıldığını söyledi. Müvekkilinin yaptığı aynı savunma nedeniyle hakkında Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başka bir dava daha açıldığını hatırlatan Yalçındağ, bu nedenle her iki iddianamenin aynı savunma metnine dayandığını dile getirdi. Yalçındağ, her iki dosyanın da birlikte görülmesi için birleştirme kararı verilmesini talep etti.
Davaların birleştirilmesi
Savunmaların ardından ara kararını açıklayan hakim, Yüksekdağ hakkında Diyarbakır 13. Asliye Ceza Mahkemesi ve Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davaların suç tarihlerinin, suçlamaların Yüksekdağ'ın verdiği ifade içeriğine dayandığını belirtti.
Hakim, Yüksekdağ hakkında Diyarbakır'da görülen davanın, Ankara'daki davayla birleştirilmesi için Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nden muvafakat (uygun bulma) istenmesine karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
AMED
Tutuklu avukat Aşçı: Tecrit dipsiz kuyudur
HHB ve ÇHD’li 17 avukatın tutuklu yargılandığı davanın duruşmasında savunma yapan Avukat Behiç Aşçı, Türkiye cezaevlerinin durumuna değinerek, “Tecrit insanı insan yapan her şeyden soyutlamaktır. Tecrit dipsiz bir kuyudur" dedi.
Halkın Hukuk Bürosu (HHB) ve Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi 17’si tutuklu 20 avukatın yargılandığı davanın duruşması ikinci gününde devam etti. Bakırköy’de bulunan İstanbul 37’nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmayı Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Mensur Işık ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ile aileler izledi. Duruşmayı izlemek isteyenler, üstleri aranarak salona alındı.
Kimlik tespitiyle başlayan duruşmada tutuklu Avukat Behiç Aşçı savunma yaptı. İddianamenin ciddiyetle hazırlanmasını beklediğini dile getiren Aşçı, cezaevlerinde ziyaretler gerçekleştirdiklerini kaydederek, “Hapishane ziyareti yapmayan avukat olur mu? Hapishane ziyaret etmeyen avukat suç işliyordur. Gittiğimiz bütün hapishanelerde ziyaret ettiğimiz kişilerin isimleri tek tek dökülmüş” diye konuştu.
Aşçı, cezaevleri tarihini ve neden kurulduğunu da duruşmada anlattı. Cezaevlerinde tecridin “değişim” ve “dönüşüm” için kullanıldığı iddia edilen ciddi bir yöntem olduğunu söyleyen Aşçı, tecrit politikasının Hitler Almanyası döneminde uygulamaya konulduğunu belirtti. “Tecrit insanı insan yapan her şeyden soyutlamaktır. Tecrit dipsiz bir kuyudur” diyen Aşçı, Türkiye cezaevleri tarihinin katliamlar, hak gaspları tarihi olduğunu vurguladı.
F Tipi tecrit hapishanesidir
Aşçı, “Benim müvekkilim Ulucanlar’da hızar makinesi ile doğrandı. Müvekkillerimiz hızar makinelerinde doğranmasın diye hapishanelere giriyoruz” dedi. F Tipi cezaevlerinin yapısı ve amacına değinen Aşçı, “F Tipleri bir tecrit hapishanesidir. Avrupa’da yapılan özel araştırmalar sonucunda yapılmış. AB fonları ile yapılmış olan cezaevleridir” dedi.
Tek tip giymeyeceğiz
Avukatın en sıradan davada bile hukuk tartışması yaptığını dile getiren Aşçı, “Biz hukuk ile içli dışlıyız. Adalet bir duygudur, istektir. Ulaşılmak istenen amaçtır. Tek tip elbiseler cezaevlerinde stoklanmış durumda. Biz giyecek miyiz? Hayır, giyemeyeceğiz. Bizi öldürecekler mi? Bize zorla giydirebilirler ama bizi içinde tutamazlar” diye konuştu.
Mücadele ettik diye buradayız
Suçlu olmadıklarını vurgulayan Aşçı, “Taybet Ana’nın bedenini bir hafta sokaklarda biz bırakmadık. 8 aylık çocuğu annesinin karnında biz öldürmedik. Türkiye’nin en fazla tutuklu ve hükümlü ülke olmasını biz istemedik. İşçi katliamlarını da biz yapmadık. Biz o işçilerin avukatlığını yaptık. Biz sanata değer verdik. Bu ülkede iki aylık bir bebek açlıktan öldü. Onu biz öldürmedik. Yozlaşmayı biz yaratmadık. Tam da biz buna karşı mücadele ettik diye buradayız. Biz hapishanelerle ilişkimizi hiç kesmeyeceğiz” diyerek, savunmasını sonlandırdı.- Duruşma tutuklu avukat Yaprak Türkmen’nin savunmasıyla devam etti. n İSTANBUL