
Adalet Yürüyüşü, 6. gününde Bolu’ya doğru yola çıktı. Yürüyüşe katılan DİSK Genel Başkanı Kani Beko, yürüyüşün Maltepe Cezaevi’yle sınırlı kalmaması gerektiğini söyledi.
CHP’nin Adalet Yürüyüşü 7. gününde devam ediyor. Akşam Bulak köyünde konaklayan yürüyüş korteji, dün sabah saat 08.00’de Bolu’ya doğru yola çıktı. Her gün rutin olarak yapılan basın toplantısı bugün yapılacak grup toplantısı dolayısıyla gerçekleştirilmedi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, öğlen saat 13.30’da Çamlıdere yol ayrımında grup toplantısı gerçekleştirdi. Kılıçdaroğlu, adaletin olmadığı yerde insanın da olamayacağını belirterek, adaletin herkes için olması gerektiğini söyledi. Erdoğan’ın yürümelerine müdahale edilmemesini lütuf olarak sunduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, bunun bile diktatörlüğünün göstergesi olduğunu vurguladı.
Dünkü yürüyüşe Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) ve bağlı sendikalar katıldı. Yürüyüş boyunca CHP’nin kimi yerlerdeki il ve ilçe örgütleri de katılım sağladı.
Beko: Herkes harekete geçmeli
Yürüyüşe katılan ve dihaber’e konuşan DİSK Genel Başkanı Kani Beko, “Türkiye’deki adalet sorunu genel bir sorun. Herkes bu çerçevede harekete geçmeli” dedi. Yürüyüşü İstanbul’da milyonlarca kişinin karşılaması çağrısı yapan Beko, “Cezaevinde HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş dahil olmak üzere 12 milletvekili bulunuyor. Binlerce kamu emekçisi işten atıldı. Taşeronlar adalet talep ediyor. Kadınların, gençlerin adalete ihtiyacı var. Bütün bunar için yürümek lazım” diye konuştu.
Beko, yürüyüşün Maltepe Cezaevi’yle sınırlı kalmamasını, Türkiye’nin her yerine yayılması gerektiği söyledi.
CHP ile sınırlı değil
Bir kişinin kalp krizi geçirerek hayatını kaybettiği yürüyüş farklı kesimlerin verdiği destekle gittikçe sadece “CHP eylemi” olmaktan çıkıyor.
Herkesin öncelikle kendi talebiyle katıldığı yürüyüşe, “adalet” talebi ön plana çıkmasına rağmen kimi insanlar bölgede yürütülen haksızlıkları dile getiriyor, kimileri 105 gündür açlık grevinde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın durumuna dikkat çekiyor.
Yürüyüş aynı zamanda güzergah boyunca da ilgi uyandırmış durumda. Yürüyüşün 5. gün geçtiği Ankara’nın turizm merkezlerinden biri olan Kızılcahamam’da muhafazakar eğilimlere rağmen eyleme destek verenler de var. Kızılcahamam’da isminin açıklanmasını istemeyen ve Saadet Partili olduğunu belirten bir esnaf, “Adalet aynı zamanda dini bir emirdir. Hepimizin bu ülkede adalete ihtiyacı var. Bu yürüyüşü destekliyorum” diyor. İsminin neden açıklanmasını istemediği sorulduğunda ise, “Burası küçük bir yer ben işimi kaybetmek istemiyorum” şeklinde cevap veriyor.
Korkacak ne kaldı artık
Yürüyüşçülerin 5. gün konakladığı Kızılcahamam’a bağlı Buldak köyü misafirperverliğiyle dikkat çekiyor. Alana gelen köy kadınları, “Biz de adalet istiyoruz, yürüyüşe destek veriyoruz” diyor. Kendilerine uzatılan kameralara kimileri konuşmak istemezken, bazıları da “Anam niye konuşmayalım, korkacak ne kaldı artık” diyerek düşüncelerini dile getiriyor.
Dinlenme yerine ulaşan insanlar ise soğuk ve yağmurlu havaya rağmen bulabildiği her yerde kendi imkanlarıyla dinlenmek için yer yatakları yapmaya çalışıyor.
Yürüyüşe Ankara’dan katılan ve Semih Özakça ile Nuriye Gülmen’in fotoğraflarının basılı olan tişörtü çıkarmayan Hıdır Ayder, eski Dev-Genç’li. “CHP’nin ne olduğunu biliyoruz ama bu yürüyüş sokakları yeniden özgürleştirmek için bir fırsat” diyerek yürüyüşe yüklediği anlamı anlatan Ayder, yürüyüşün büyümesi ve HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın bulunduğu Edirne’ye kadar sürmesi gerektiğini belirtiyor.
Birlikte mücadele etmeliyiz
Yürüyüşe önceki gün katılan Halkevleri’nin eski Genel Başkanı Oya Ersoy, bunun CHP yürüyüşü olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, 16 Nisan tarihindeki “Hayır” cephesine dikkat çekiyor. İnsanların 16 Nisan tarihindeki “Hayır” gerekçelerine vurgu yapan Ersoy, “Şu an fiilen yürütülen bütün diktatörlük eğilimlerine hayır dedik. Yürüyüşü de ilk günden itibaren Halkevleri olarak bir seferberliğe dönüştürmek istiyoruz” diyor. Adaletin aynı zamanda bir toplumsal adalet isteme ve barış içinde yaşama isteğinden kaynaklandığını belirterek, Türkiye’nin dört bir tarafında bu seferberliği büyütmeye çalıştıklarını kaydeden Ersoy, dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda CHP’ye yönelik eleştirinin olduğunu dile getiriyor ve ekliyor: “Bunları bugün bir kenara bırakıp, bu işi CHP’nin yürüyüşü olmaktan çıkarmalıyız. Gün diktatörlük sistemine karşı hep birlikte mücadele etme günüdür.” Yürüyüşün sadece cezaevleriyle sınırlı kalmaması, kazanıncaya kadar sürdürülmesi gerektiğini söyleyen Ersoy, yürüyüşü sadece Ankara-İstanbul arasıyla sınırlı bir yürüyüş olarak görmemek gerektiğini ifade ediyor.
CHP büyük hata yaptı
Ayrıca CHP içinde dokunulmazlıklar konusunda da farklı yaklaşımlar var. Kimi isimler mahçup bir şekilde vekillerin tutuklanmasının, dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgisi olmadığını belirtirken, kimileri özeleştiri veriyor. CHP Milletvekili Musa Çam ise bu özeleştiriyi çok daha açık bir yere götürüyor.
Daha önce sendikaların başlattığı yürüyüşlere dikkat çeken ve bunlara katıldığını belirten Çam, “70 yıllık çok partili siyasi hayatta ilk kez bir parti 450 kilometrelik alanı yürüyerek hiç araç kullanmadan geçiyor. Bu önemli bir mücadeledir” diyor. Adalet, barış ve özgürlüklere sahip çıkmanın herkesin işi olduğunu belirten Çam, dokunulmazlıklar konusunda CHP’ye yönelik eleştirilere de hak veriyor. “Bu karar son derece yanlış bir karardı” diyen Çam, şöyle devam ediyor: “Dokunulmazlığım kaldırıldı ve yargılanıyorum şimdi. Anayasaya aykırı ama evet diyeceğiz söylemi yanlış bir söylemdir. Bu nedenle evet oyu veren arkadaşlarımız da tarih itibariyle bu işin sorumluluğu altındadır. O dokunulmazlığın kaldırılması nedeniyle birçok milletvekili yargılandı ve tutuklandı. En son bizim milletvekilimiz tutuklandı. O dokunulmazlığın kaldırılmasına evet oyu vermek ve parmak kaldırmak tarihi bir hata ve yanlıştır. Bunu kabul etmemiz ve bir özeleşti yapmamız gerekiyor. Bu yürüyüş bu özeleştiriyi de kapsayabilir.”
Çam, sadece Enis Berberoğlu için yürümediklerinin altını da çizerek, yürüyüşün Maltepe ile sınırlandırılmaması gerektiğini belirterek, “Silivri’den Edirne’ye, Kocaeli’ndeki F Tipi’ne kadar tutuklu bulunan hangi partiden olursa olsun insanların yargısız infaz ile tutuklanmasına karşı gerekirse oralara gidilmelidir” diyor.
Çam, HDP’nin de yürüyüşe katılarak destek vermesi gerektiğini söylüyor.
Edirne’yi bile geçmeli
CHP eski İstanbul Milletvekili ve Parti Meclis Üyesi Çetin Soysal, İstanbul’a vardıklarında 1 milyon kişi ile kente gireceklerini belirterek, Edirne’ye gidilmesi gerektiği yönündeki talepleri de, “Belki Edirne ile de kalmamalı bu yürüyüş, Brüksel’e kadar sürmesi gerekiyor. Edirne ötesi Brüksel’dir. Berberoğlu olayı işin son damlası idi” diyor. CHP’li vekil Soysal, siyasetin yargıyı vesayet altına aldığını ve her kesimin haksızlığa uğradığını söyleyerek, herkese “demokrasi ortak paydasında buluşması” çağrısında bulunuyor.
‘Herkes için adalet’

16 Nisan referandumunda 'Hayır' cephesinde buluşan Hayır Meclisleri, "Herkes için adalet" demeye devam edeceklerini belirtti.
Referandum sürecinde oluşturulan, özellikle de İstanbul’da büyük bir etki yaratarak referandumda 'Hayır' oylarını önemli derecede artıran İstanbul Hayır Meclisleri, çalışmalarını referandum sonrasında da sürdürüyor. “Meşru değilsiniz” ve “Hayır biz kazandık” sloganıyla öne çıkan Hayır Meclisleri, çalışmalarını yeni yol haritası ile ileriye taşımayı hedefliyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı “Adalet Yürüyüşü” ve sonrasında toplumun birçok kesiminden yükselen “Adalet” talepleri ile Hayır Meclisleri referandum sonrası rolünü “Herkes için adalet” talebi ile oynamakta karar kıldı.
Şişli Hayır Meclisi gönüllülerinden Evin Doğu (59), “Hayır” kampanyasının devamı için sivil itaatsizlik eylemleri ile yola devam edilebileceğini söyledi. Kitlelere meşru olduklarını ve asıl meşru olmayanın iktidar olduğunu anlatmak istediklerini belirten Doğu, CHP’nin başlattığı “Adalet yürüyüşü” için anlamlı bir yürüyüş değerlendirmesi yaptı. Doğu, “Adalet herkes için gerekiyor. Bu yüzden yürüyüşün herkes için adalet talebinin olduğu bir yürüyüşe dönüşmesi gerekiyor” dedi.
Sokakta buluşmak önemli
Sokakta büyüyen bir eşitlik, demokrasi ve adalet talebinin olduğunu vurgulayan Beşiktaş Hayır Meclisi gönüllülerinden olan Rüya Kutukuş da adalet için önce eşitlik ve demokrasi olması gerektiğini kaydetti. Ortak paydada buluşmanın önemine dikkat çeken Beşiktaş Hayır Meclisi gönüllüsü Mevlüt Polat da Hayır Meclisleri’nin üzerine düşeni yapacağını belirtti.
Bakırköy Hayır Meclisi’nden Melek Önder ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kılıçdaroğlu’na dönük tehditlerini referandum sürecinde olduğu gibi mücadele ederek, boşa düşürebileceklerini söyledi.
Hayır Meclisleri olarak sokaklarda buluşmanın önemli olduğunu vurgulayan Kadıköy Hayır Meclisi’nden Ulaş Değerliyurt da “Cizre’de Sur’da yaşananlara sessiz kaldığımız için bugün bu durumdayız. Adalet isterken tüm herkes için; tutuklu tüm milletvekilleri için istemeliyiz” şeklinde konuştu.
KENAN KIRKAYA / DİHABER / BOLU