Rauf KARAKOÇAN

Fabrika işçiliğinden, işçi sınıfı öncülüğüne kadar gelmesini bilmiş, emeğe ve emekçiye değer vermeyi kendi yaşamının temeli yapmış, müstesna bir insanın kaybı ağır bir kayıptır. Faşist Türk devletinin sınır dışı saldırılarında hedeflediği Mam Zeki arkadaşın şahadeti, insanlık mücadelesi için olduğu kadar, temsil ettiği Êzîdî inancı, kültürel değerleri ve Êzîdî toplumu için de büyük bir kayıptır. Êzîdî toplumunun direnen son kalıntısının temsilcisiydi. Sırf inançları için sayısız fermana tabi tutulan bir topluluğun içinden süzülüp gelmiş biriydi. Daha küçük yaşlarından beri Türk devletinin zulmünü, tanımış, tanığı olmuş, bizzat yaşamış biriydi.

Mam Zeki; Êzîdî toplumu için üslendiği rolün bilincindeydi. Ağır bir sorumluluk yüklenmişti. Zayıf ve güçsüz olduğu kadar kendi içinde parçalı olan bir topluluğun, tarih sahnesinden silinmesine karşı durma gücünü, azmini ve kararlığını temsil ediyordu. Êzîdî inancının düşmanlarını iyi tanımıştı. Fermanları planlayan, uygulayan Osmanlılar, ardılları olan TC. Faşizminin ve DAİŞ çetelerinin soy kütüğünü de iyi biliyordu. Mensubu olduğu inancın ve topluluğun yaşatılması için beliren umut ışığını ilk fark edenlerdendi. Bu nedenle Kürt Özgürlük Hareketine gönül bağlamış ve tereddütsüz katılım sağlamıştır.

Mam Zeki’nin devrimci mücadeleye katılımı sıradan bir katılım değildir. Uzun süre Kürt Özgürlük Hareketi ile ilişkilerini yurtseverlik düzeyinde tutmuş, denemiş, sınamış, önderlik sahasına gitmiş ve tam kanat getirerek bilinçli katılmıştır. Sadece kendisi katılmamış, kendisiyle birlikte ailesini, akrabalarını, çevresini katarak bu mücadeleye her şeyini adamıştır. Bir çocuğunu mücadele saflarında şehit vermiş, şehit babasıdır. Êzîdîlerin kurtuluşunun, Kürt Özgürlük Hareketinden geçtiğini en erkenden fark edenlerdendi.

Sömürgeci faşist Türk devletinin Mam Zeki’yi hedeflemesi sıradan bir hedef değildir. Êzîdî düşmanlığının devam ettirilmesidir. DAİŞ çete örgütü Êzîdîler için ne ifade ediyorsa Türk faşizmi, Türk milliyetçiliği de aynısını, hatta daha fazlasını ifade ediyordur. DAİŞ bir kere ferman uygulamıştır ama Türk faşizmi onlarca defa uygulamıştır. İsimleri farklı olsa da uygulamaları benzerdir. Mam Zeki’nin hedeflenmesi ile amaçlanmak istenen Êzîdîlerin birliğidir. Êzîdîler, tarihlerinde ilk kez kendi adına söz söyleme fırsatlarını yakalamışlardır. DAİŞ saldırılarından sonra Şengal dağına tutunan Êzîdîlerin, kendileri için bir gelecek kurmanın çabası içine girmeleri engelleniyor. Fermanlara karşı örgütlü olmanın, öz güce dayanmanın bilincine varmış olmalarına tahammül edilemiyor. DAİŞ’ten kurtulanları bu sefer de TC bitirmek istiyor. Saldırının hedefinde olan; Mam Zeki şahsında Êzîdî topluluğun tümüdür.

Türk egemenlerinin Êzîdî düşmanlığı tarihsel, ideolojik, dinsel çelişkilerden kaynaklanmaktadır. Êzîdî toplumu bu gerçekliğin farkına mutlaka varmalıdır. Mam Zeki’nin şahadetinden sonra kendini bilmez birilerinin, gücünü ahmaklığından ve cesaretini de cahilliğinden alan kimselerin; çıkıp olayı farklı yorumlaması üzücüdür. Faşist Türk devletinin Şengal’e saldırısının gerekçesi PKK değildir. Osmanlı döneminde Şengal’e yapılan fermanlarda PKK mi vardı? Ferik Paşa hikâyesini her Êzîdî bilir. Tarihten ve 73 fermandan ders çıkarmak gerekir. Êzîdî birliğine hizmet etmeyen her sözün, Mam Zeki’nin temsil ettiği düşünce ile çeliştiği bilinmelidir. Daha fazla birlik oluşturmak, kenetlenmek ve düşmanlara karşı yekvücut olmanın zamanıdır. Bu aynı zamanda Mam Zeki’nin de hayalidir.

Êzîdîler; kendilerine yönelen saldırıları ve tehditleri görerek tedbir geliştirmelidir. Birliklerine zarar verecek durumlardan kurtulmaları gerekir. Bilinçlenmek, örgütlenmek, irade sahibi olmak, öz güçlerine güvenmek ve geleceklerine sahip çıkmak Mam Zeki’nin Êzîdîlere vasiyetidir. Bunu her ortamda dile getirerek Êzîdîlerin birliğini sağlamaya çalıştı. Sadece Şengal için değil, dünyadaki tüm Êzîdîlere uzanarak aralarındaki köprü ve birliğin dayanağı oldu. Êzîdî toplumu üzerindeki tehlikeler sona ermiş değildir. Türk devletinin varlığı Êzîdîler için en büyük tehdittir. DAİŞ ve ona ortam sunanlar, destek verenler tehlike oluşturmaya devam ediyorlar. Êzîdîlerin bu tehlike ve tehditleri görerek güvenliklerini almaları gerekir. Dar çıkarlar, basit siyasi hesaplar içine girerek tedbir almamak; yeni fermanlara açık kapı bırakmak anlamına gelmektedir.

Mam Zeki yıllarını Şengal’e verdi. Bilgisini, birikimini, deney ve tecrübesini Şengal’e aktardı. Direnişin tohumlarını ekti. Şahadetiyle Şengal için bir milada dönüştü ve tarihe damgasını vurdu. Şengal’in çocukları bu tarihi bilinçle büyüyecekler ve özgürlüğü bir gün mutlaka tadacaklar.