M. ABDULKADİR ESEN/MA/MARAŞ

Maraş Katliamı’na dair tanıklığını anlatan Ünal Ateş,  "Maraş'ta hala aynı güruh canlı olarak yaşıyor. Birileri 'hadi' dediği zaman sormadan harekete geçecek kitleler halen var" dedi. 

Alevi Kültür Dernekleri Federasyonu (AKDF) Maraş eski Şube Başkanı ve Genel Başkan Yardımcısı Ünal Ateş, Maraş Katliamı'nı ve yaşadıklarını anlattı. Ateş, "Tarih boyunca bu acı bitmeyecek ve dinmeyecek" dedi.

 Ateş, katliamın unutulmaması ve gelecek nesillere aktarılması gerektiğini kaydederek, bunun yapılmaması durumunda ise yeni katliamların yaşanacağını söyledi. Ateş, "Maraş'ta olup o acıyı yaşayan birisi olarak bir intikam peşinde değilim. Gelecek nesillere bunu aktarmamız lazımki o olayların ne kadar acı olduğunu görüp tekrardan öyle bir şeye kalkışmasınlar" diye konuştu.

 

Derin devlet rahatsızdı

1978’de yaşananların sosyolojik ve ekonomik boyutunun olduğunu ifade eden Ateş, şöyle dedi: "70'li yıllarda tarım ile birlikte gelişen sanayi ve şehir içi ticarette Aleviler büyük söz sahibiydi. Birileri de 'Bu söz sahipliği Maraş Alevilerinin ve solcuların eline geçiyor' şeklinde yorumladı. Bu yaklaşımlar olayları tetikledi. Maraş'ta sosyolojik yaşamın değişmesi kentin modernleşmesi bazı kesimleri rahatsız etti. Ciddi bir sol siyasi güç oluşmuştu. Maraş'ın büyük ailelerinin bir çoğu devrimci insanlardı. Bu tarz gelişmeler derin devleti rahatsız etti."

 

Ani değil, programlanmıştı

Esnafın ve halkın sürekli birbirlerine şehirde tanınmayan yabancı insanları sorduğunu anlatan Ateş, şunları söyledi: "O sıralar şehir olağandan daha fazla milli piyango bileti satıcısı ve seyyar satıcı ile doldu. Maraş'ta ki olaylar bir kereden aniden gelişmiş bir olay değildir. Aylar öncesinden planlanmış ve programlanmıştır. Profesyonel insanlar tarafından planlanmıştır. Maraş katliamı sadece bir Alevi veya Kürt katliamı değildir. Çünkü Alevi de, Kürt de, Sünni de, Türk de öldürüldü. Yani tüm Maraşlılar katledildi." 


Sünni ve Türk’tü ama solcuydu

Sünni ve Türk ilkokul öğretmeninin de solcu olmasından kaynaklı öldürüldüğünü ifade eden Ateş, şunları paylaştı: "O dönem ilkokul 2'inci sınıfa gidiyordum. Bir Cuma günüydü. Ben sınıf başkanıydım. Bana Ünal, 'Sen sınıfa bak ben geliyorum' dedi. Biz bilmiyorduk tabi nereye gideceğini. Öldürülen iki öğretmenin cenaze törenine gidiyormuş meğer. O gün son görüşüm olmuştu. Aylar sonra öldürüldüğünü öğrendim. Hocam cenazeden sonra evine gidiyor. Bir müddet sonra bir grup oturduğu mahalleye giriyor. 'Bu da solcu'dur, bu da komünisttir' diyerek hocanın evine yürüyorlar. Hoca dışarı çıkıp 'Eşime ve çocuklarıma aileme dokunmayın, bana ne yaparsanız yapın' diyor. Saldırganlar önce iki çocuğu ve eşini gözlerinin önünde öldürüp sonrasında hocamı öldürüyorlar." 


Bir arabaya 16 kişiyle köye

Olayların başlamasından sonra okuldan erken çıktıklarını aktaran Ateş, Maraş'tan kaçışlarını şöyle anlattı: "Okuldan çıkmıştım, eve gidiyordum. Dar bir sokağa girdim. Sokağın tam ortasına geldiğimde bizim komşularımızın çocukları etrafımı çevirdi. Yan komşumuzun oğlu diğer çocuklara dönerek, 'Bunlarda Alevi bunlarında köyünde cami yok' dedi. Çocuklar üzerime gelmeye başlamıştı ki yaşlı bir amca çocukları bastonuyla korkutup uzaklaştırdı. Beni elimden tutarak evime götürdü. Dede anneme 'Çocuklarını dışarı bırakma eşini de ara gelsin' dedi. O sıra olaylar daha da büyümüştü. Babam dükkanı kilitleyip geldi. Bir arabaya 16 kişinin bindiğini ilk defa orada gördüm. Arabaya 16 kişi binip bizim köye gittik. Köye gittiğimiz için şuan yaşıyoruz."

 

Aynı güruh halen canlı 

1978 Katliamı'nın Maraş'ı en az 40 yıl geriye götürdüğünü kaydeden Ateş, "Eğer o olaylar olmasaydı Adana ve Antep bugün Maraş ile yarışamazdı. O olaylar Maraş'ın her anlamda büyümesinin önüne geçti. Her alanda Maraş'ı geriye götürdü yaşananlar. Türkiye'nin her yerde olduğu gibi Maraş'ta da hala aynı güruh canlı olarak yaşıyor. Birileri 'hadi' dediği zaman sormadan harekete geçecek kitleler halen var" dedi.