Organize edenler, daha sonra MHP ve BBP’sının listelerinde meclise girdiler, Ökkeş Kenger’ler gibi... Suçlulara gereklı cezalar verilmedi. Tıpkı Roboskî’de devletin uçaklariyla parçalanan çoğu çocuk 34 Kürdün öldürülmesi gibi, suçlular belli olduğu halda halen yargıya taşınmadı. Unutturulmaya çalışılıyor... Türkiye, soykırımlarla dolu bir tarihi vardır. Ermeni, Keldani, Süryani ve Rumlara uygulanan soykırımlar...
Soykırımda sağ kalan bir görgü tanığı İsmail Yılmaz’ın anlattıklarına kulak verelim: “Yusuflar Mahallesi Mutlugün Sokağı Dik Çıkmazı’nda oturoyorduk. 23 Aralık Cumartesi günü, saat 10.00 sıralarında bir grup “Vurun Kızıl komünistlere, bunlara yaşamak haramdır” diye evimize saldırdılar. Sopalarla vurdular, muhtelif yerlerimizden yaralandık. Babam Ali, annem Hatice, Ağabeyim Hüseyin Yılmaz’a saldırdılar. Babam, annem ve ağabeyim, “bizi öldürmeyin” diye çok yalvardılar. Dereden kaçarak hastahaneye yetiştim. Bir gün yattım, yaralarımı sardılar, ertesi gün hastahaneden çıkıp eve gittiğimde annemin, babamın ve ağabeyimin cesetlerini evimizin kapısının önünde gördüm. Annemin kafasını parçalamışlardı, yüzü tanınmıyordu. Evimizi, eşyalarımızı da yakmışlardı. Her şey kül olmuştu...” diyordu.
Neden böyle bir soykırıma ihtiyaç duyuluyordu? Ve özellikle neden Maraş seçilmişti?
Alevi inancına sahip olanlar, İslamiyet’ten önce de bu inanca sahiptiler. Alevilik, devletle bulaşmamış, sömürüye bulaşmamış ve eşitlikçi değerler içeren, toplumsallığa kutsallık düzeyinde değer atfeden bir inançtır. Ve toplumu bir “Rıza Şehri”ne kavuşturmaktır amacı. Aleviliğin tarihsel özelliği her zaman düzene muhalif olmaları…O yıllarda Maraş’ta Kürt Aleviler, kitlesel olarak devrimci denilen, düzeni eleştiren örgütlerin yanında yer alıyorlardı.
Öbür yanda askeri cephe, oluşturacakları bir darbeye gerekçe hazırlıyorlardı. Ve en önemlisi: Kürt Alevilerin siyasallaşmasının, Kürt halkının gelişen Ulusal Özgürlük talepleriyle buluşma ihtimali çok güçlüydü. Bu ihtimal egemen güçleri fena halda korkutmaktaydı. Bu halkanın oluşmaması için Maraş seçilmişti. Sonraları egemenlerin korktukları şey başına gelmişti: Başta Pazarcık olmak üzere Elbistan ve diğer ilçelerin gençleri Kürt Ulusal Mücadelede yer almışlardı.
Bir görgü tanığına daha kulak verelim. Selda Bilmez: “Aşağıda kadınlar şişelere gaz doldurup erkeklere veriyordu. Erkekler de bunları evimize atıyordu. “Alevileri öldürelim, bir Aleviyi öldüren bir yıl hacca gitmiş olur” diye bağırıyorlardı. Gözleri az gören abim Ali Bilmez’i, saldırganlardan (306 iddia numaralı Sanık Recep Esenceli) “Seni kurtaracağım” diyerek dama çıkardı. Ağabeyimi dama çıkar çıkmaz vurdular. Eşhedü çektirdiler. “Gavursunuz da müslüman oldunuz” dediler. Yaralı Hasan İldircan’ı damdan aşağıya attılar. Yaralı abim Hasan Yılmaz’ı yere attılar. Annem Fatma Bilmez de abimin üzerine düştü. Ateş ederek ve sopalarla vurarak annemi ve abimi şldürdüler” diyordu.
Sevgili okurlar, intikam peşinde değiliz ama, soykırımları unutmak ve unutturmak onursuzlukla eşdeğer değil mi?