YEREL SEÇİMLER GÜNDEMİ


Katliam acısının dinmediği, büyük acılara zemin olan Gurgum’dayım (Maraş). Derin devletin ırkçı grupları kullanarak gerçekleştirdiği katliam sonrası demokrat, özgürlükçü kesimlerin, Alevilerin çoğunlukla yurt dışına göç ettiği kentteyim. Köylerde az nüfus kalmış. Ermenilerin 4 kilisesinin ibadet hizmeti veremediği belirtiliyor. Kentin kültür merkezi bile yok. “Devran böyle kalır” sananlara karşı direnmek için Maraş‘tan oy istiyor HDP. Maraşlı Ozan Mahzuni Şerif “Soyguncu fakirde boza pişirdi, Devrin peygamberi kesildi para, Bir gün her zalimden hesap sorulur, Bizim bu devirler döndü dönecek” diyordu. Bakalım bu seçimde yeni bir devir açılacak mı? Maraş (Gurgum) Büyükşehir Belediye Başkan adayı Salih Baykal’a soruyorum.
“Maraş’ı barışın, kardeşliğin ve özgürlüğün başkenti yapmaya geliyoruz. Özellikle 1978’de Maraş Katliamıyla hesaplaşma gibi, o dönemin suçlularıyla hesaplaşmak gibi bir sorumluluğumuz var” diye başlıyor söze. Belli ırkçı kesimin Maraş’a sürdüğü lekeyi temizleyeceklerini, ötekileştirilen bütün halklarla buluşacaklarını, ezilenden yanda duracaklarını belirtiyor. Kimseyi kimseden üstün tutmayacaklarını kaydederken, Çerkes derneklerine yaptıkları ziyareti örnek veriyor. Çerkeslere yönelik soykırımı kınadıklarını kaydetmişler, ilk defa bir siyasi partinin bu şekilde kendilerini ziyarete edip tutum sergilediğini belirtip memnun kalmışlar.   
Maraş’ta Alevilerin, Sünnilerin, Kürt, Türk, Ermeni, Çerkeslerin yaşadığı bir kent olan Maraş’ta mevcut yapının sadece Türk-İslam sentezi üzerine odaklandığını vurgulayan Baykal, “Bütün farklı kültürleri zenginlik olarak kabul ediyoruz. Çok dilli, çok kültürlü belediyeciliği hakim kılacağız. Alevi halkımızın Maraş merkezinde Cemevi yok. Adaletsizliği kaldırmak için tam teşeküllü bir Cemevi projemiz arasında” diyor. Katledilenlerin anısına bir anıt ve müze de düşünülüyor. Kentte 10 cemaat olduğunu, Kur’an kurslarının ve dinin istismar edilerek gençlerin kimi zaman toplanıp Rojava’ya gönderilip halklara karşı kullanılmasına karşı duracaklarını ekliyor.

Kenti halklar yönetecek

Sabahın 10’unda Elbistan’dayım. Büyükşehirlerde nerdeyse herşeyin tadı bozulurken, uzun aradan sonra bu kadar güzel ekmek kokusu geliyor. Kasabada nüfusun çoğu Kürt. Sünni Kürtler ile Alevi Kürtlerin nüfusu birbirine yakınmış. İlçeyi AKP’nin yönetmesi, Kürtler arasında birlik olmamasına bağlanıyor. Daha önce de ANAP, MHP, CHP yönetmiş. Hiç kadın belediye başkanı yönetmemiş, şimdi de sadece HDP’de kadın aday var. AKP’nin hizmette ayrımcılık yaptığını söylüyor Elbistanlılar. Gavurbağları’na (Türkbağları deniyormuş şimdi) hizmet verilmemesini örnek veriyorlar. Kasabanın çoğu köyü yolları asfaltsızmış. Geçmişte çok köyün Ermeni olduğu, kalan Ermenilerin asimile edildiği kaydediliyor. Sinemili aşireti HDP’ye yakınlaşmış. Alhas aşiretinden olanlar, Kürecik’ten göç edenlerin de oyunu HDP’ye vereceği kaydediliyor.
HDP’nin Elbistan eşbaşkan adayları Ayşenur Vaizoğlu ve Hüseyin Yıldırım. Elbistan’da bir süre önce seçim binasının önünde ırkçı biri havaya ateş açıp kaçmıştı. İlkin onu soruyorum. MHP adayının kardeşi birkaç kişi ile birlikte HDP’yi ziyaret edip olaydan dolayı özür diliyor. Ateş açan kuaför de özür diliyor.
Kirli siyasete karşı çalıştıklarını belirten Yıldırım bu seçimde ilçede oyları katlayacaklarını kaydediyor. Yaklaşık 100 köy gezmişler. Yurtdışındaki hemşehriler HDP çalışmaları için kasabaya gelmiş. Avrupa Dernekleri Avrupa Federasyonu yönetiminden Doğan Erdoğan da gelenlerden. Erdoğan ötekileştirmeye karşı burda olduğunu söylüyor. “Alevi’yim, Kürt’üm demeliyiz” diyor.
Ayşenur Vaizoğlu da, Elbistan’ın sosyalist geçmişi olduğunu, çok bedeller ödediğini, ancak asimilasyon ve yozlaştırma politikasına kurban edildiğini, artık öze dönüş zamanının geldiğini kaydediyor. “Elbistan bir mozaik, Türkiye’nin genel yapısının yansıması aslında. Burda Kürtler, Türkler, Aleviler, Sünniler, Çerkesler, Ermeniler yaşıyor” diyen Vaizoğlu, sundukları öz yönetim modelleriyle bütün renklerin kendilerini ifade edebilmeleri için oy istiyor.  Vaizoğlu termik santralin havayı, toprağu, suyu zehrilediğini, üretimi vurduğunu belirtirken “Gidin 10 dakikada üstünüz başınız simsiyah olur” diyor ve kanser tedavisi görenlerin sayısının arttığına dikkat çekiyor.
Kadın Yaşam evi sorununu, elma, armut toplarken kadına erkeğe verilen yevmiyeden az verilmesi sorununu, mevsimlik işçilerin barınma ve sosyal güvenlik sorunlarını çözeceklerini belirtiyor.
Hüseyin Yıldırım da Maraş Katliamı sonrası asimilasyonun artmasına işaret ediyor. Bunu kırmak için anadilde hizmet, eğitim verileceğini belirtiyor. İlçede 14 mahalleden sadece bir mahhaleye ciddi hizmet yapıldığını diğerlerinin hizmet görmediğine işaret ediyor ve hizmette ayrımcılığa son verileceğini kaydediyor. Yıldırım, “Elektriği burdan üretiyoruz, bedava olması lazım, Elbistanlıya pahalı satıyorlar” diyor ve temiz, ucuz hizmet sözü veriyor.  
 
Nurhak’a sabahın sahibi var

Gerilla mücadelesini başlatmak üzere yola koyulan Sinan Cemgil gibi devrimci öncülerin katledildiği Nurhak’a yoğun bir sağanak altında gidiyorum. 1971’de belediye olan Nurhak’ta sırtımızı yasladığımız dağların doruklarında kar var hala. Sadece üç köyü var - Biçim (Türk), Ağcaşar (Kürt), Umutlu (Kürt) - ancak köylerde sağlık ocağı yok. Yine okul sorunu var köylerde. Nurhak’ta Alevi, Sünni, Kürt, Türkler yaşıyor. Kürt ve Türk nüfus neredeyse birbirini dengeliyor. HDP’nin 11 encümen adayının 6’sı kadın. Liste sıralamasını kadınlar belirlemiş.
Nurhak’ta artık hesapların sorulması için “sabahların bir sahibi var” deme iddiasında HDP. Nurhak dağlarından sonsuzluğa, halkın yüreğine uğurlananların özgürlük düşlerini büyütmek için HDP, belediyeyi kazanma arzusunda. Hedef asimilasyona karşı duruş. 10 kişi de istese o dilde belediye hizmeti vermek istiyorlar. Planlarına göre Cemevi suyu ücretsiz olacak, yasal statü için meclis kararı alınacak.  Yıllardır asimilasyonun ortağı olan CHP’nin yönettiği ama hizmet vermediği kasabada HDP adayları Ali Orak ve Güllü Bulut. “AKP’yi yıkacaksanız gelin HDP ile beraber yıkalım” diyen Bulut şiddet gören kadınları koruyacaklarını da belirtiyor.
“Projemiz insandır. Gittiğimiz her yerde pozitif karşılanıyoruz. Bu devrimi yapacağız” diyen Orak, HDP barşarısının sabote edilmeye çalışıldığını aktarıyor. İnsan merkezli çalışacaklarını belirten Orak “Rojava bizim için iyi bir örnektir” diyor. Devrimci mirası onurla taşıyacaklarını, sistemi yüzleşmeye zorlayacaklarını, asimilasyon ve sürülmeye artık izin vermeyeceklerini söyleyen Orak, demokrasi, adalet, tüm halkların kardeşliği, barış ve anayasal eşitliği için, savaşın sürmemesi, artık gerilla ve asker cenazesi gelmemesi için oy istiyor. Harcamalara halk denetimi olacağının altını çiziyor. Özcesi yolsuzluğa, yoksulluğa, yalana, talana karşı bir yürüyüş eylemişler, “Nurhak’a güneş yeniden doğsun” istiyorlar zulümlerin “yerde kalmayacağı” inancıyla.

Pazarcık’a kanton modeli
Geçmişte Kürtlerin, Alevilerin hedef alındığı yerlerden biri olan; ateşin ve dağların çocuklarının, adalet, barış, özgürlük düşlerini omuzlamışların mesken tuttuğu Pazarcık’tayım. Baraj kıyısında bir kasaba. Kıyım sonrası yurtdışına çok göç vermiş. CHP adayı geçen dönem yurtdışına gidip, aslında özgürlük felsefesini benimsediğini, ancak sadece kazanmak için CHP’den aday olduğunu söylüyor. Kazandıktan sonra da klasik CHP çizgisiyle şimşekleri üstüne çekiyor. Bu seçimde yine aday ve Pazarcıklılar ders almış, HDP çalışmaları için Kanada’dan İsviçre gibi Avrupa ülkelerinden HDP’ye destek için gelmişler.
HDP Pazarcık adayları M. Ali Büyüközdoğan ve Ayşe Sonzamancı. Bir süre İsviçre’de yaşayan Sonzamancı, dönünce Pazarcık ilçe başkanlığı, BDP il başkanlığı yapıyor. KCK davasından sabahın köründe gözaltına alınmış, bir yıl tutuklu kalmış, Mayıs 2013’te tahliye olmuş, tutuksuz yargılanıyor. Tahliyesine az zaman kala babası Narlı’da vefaat ediyor. Cenazeye kelepçeli olarak katılmasına izin veriyorlar.
Sonzamancı, seçmenin kendilerini tercih edeceğini, çünkü HDP olarak vizyonu ve misyonlarının çok dilli, çok kültürlü olduğunu kaydediyor. Köylerde halkın kendilerini coşkuyla kucakladığını belirtiyor. Maraş Katliamına Pazarcık Alevilerinin de uğradığını kaydeden Sonzamancı, sistemin yarattığı kırılmayı durdurmak istediklerini vurguluyor. Sonzamancı “Pazarcık halkı, Güneybatı hattı bizden çok şey bekliyor. Acı yaşatanlara tek cevap HDP” diyor ve sistemle hesaplaşacaklarını belirtiyor. 1987-1993 arasında yaşadığı İsviçre kantonlarındaki halk denetimini örnek veriyor ve Pazarcık’ta benzer bir model inşa edeceklerini ekliyor. Kantonlarda atanmışların seçilmişler üstünde vesayetine izin verilmediğinin, herşeye halkın karar verdiğinin altını çiziyor. 4 resmi dilin olduğunu, belediyenin önünde 3 bayrak dalgalandığını, ancak kimsenin bölünme histerisi yaşamadığını vurguluyor. Evlerin altındaki sanayi tesisleri için sanayi sistesi inşa edeceklerini belirtiyor.
“Maraş’ta görülmemiş bir soykırımla karşıkarşıya geldik. Maraş boşaltıldı” diyen M. Ali Büyüközdoğan sonrası gelişmelerine işaret ederek şöyle devam ediyor: “Kemal Pirler, Haki Karerler, Başkan Apo da burada olmakla Pazarcık PKK hareketinin filizlendiği bir alan. 12 Eylül ile birlikte İsa üsteğmen geldi insanları işkencelerden geçirdiler. PKK saflarına katılan çok insanlar oldu. Göçler başladı. Japonya’ya bile yerleştiler. Kalan insanlar da sindirilmiş vaziyette.”
Fay hattı üstünde dinamitler patlatan iki çimento fabrikasına, deprem bölgesi diye Pazarcık’taki mülki amirleri, bürokratların Antep’te yaşamasına öfkeli. Bir felaket yaşandığında yardımsız, doktorsuz kalınacağını kaydediyor. Gerillaya siyaset yolu açılması gerektiğini belirterek, herkesi gücü oranında barışa ve HDP’ye desteğe çağırıyor, ateşe su taşıyan karınca gibi. Darbe döneminde 6.5 yıl hapis yattığını belirten, artık sistemle hesaplaşılması gerektiğini kaydeden Büyüközdoğan “90 yıldır ağalar yönetiyor. Bir bakıyorsun MHP’den aday koymuş, bakıyorsun AKP’den adaylığını koymuş. En son Kamil Dalkara. Sloganımız şu: Pazarcık artık yüzleşmelidir. Biz Pazarcık’ta çok iddialıyız” diye ekliyor.

Gölbaşı çamurdan çıkmak istiyor

Adıyaman'a bağlı Gölbaşı'dayım. Derin bir vadinin kıyısından, zaman zaman uçurumlaşan yoldan geçerek varıyoruz Gölbaşı kasabasına. Yol yılan gibi kıvrıla kıvrıla akarken, derenin biraz üst tarafında tren hattı akıyor. Kasabada betonlaşma sorunu var, 6-7 kata kadar izin çıkmış, nefes alınacak yerler azalmış. Göl kıyısında kurulmuş kasaba. Kürt, Türk, Alevi ve Sünni yan yana yaşıyor, Kürt ve Türk nüfusun birbirine yakın olduğu kaydediliyor. Ortasından kanal geçen kasabada, altyapı yetersiz olunca yağışlarda Atatürk Bulvarı'nda tıkanmalar ve taşmalar olmuş. Esnaf dükkanları çamur içinde kalmıştı gittiğimde. Esnaf hem dükkanlarını temizliyor, hem bürokrasiyi suçluyor.
BDP adayı Abdurrahman Tekküpeli de kasabanın hizmet görmemesinin bir sonucu olduğunu belirtiyor bu görüntülerin. Tekküpeli üst sokaklarda ara sokakların tamamen çamur olduğunu belirtiyor. Ev gezileri yapan Tekküpeli Gölbaşı'nın rayına oturması için daha sıkı örgütlenmeye ihtiyaç olduğunu ifade ediyor. "Ben yönetmeyeceğim, biz yöneteceğiz. Halkla birlikte, mahalle, kadın, gençlik meclisleri kurarak, bunların üstünde de ilçe meclisi kurarak meclis kararlarıyla yönetmek istiyoruz" diyor. Fıstık üretimi, tahıl üretimi ile geçinen kasabada sadece köy üreticileri için pazar yeri yapacaklarını, köylüden vergi de almayacaklarını belirtiyor.
Bazı eksiklere işarete den Tekküpeli "Çocukların mahallesinde top oynayacağı bir alan yok. Sinemamız yok. Tiyatroyu önceki yıllarda ağırlıklı olarak Eğitim-Sen getirirdi. Onlar da kapandı." Kahta'yı kazanacakları izlenmi edindiklerini belirten Tekküpeli, Gölbaşı'da oylarının birkaç kat artacağını kaydederken, "Urfa'nın alınması, Osman Baydemir'in orda seçilmesi bu bölgeyi tamamen değiştirir" diyor. Tekküpeli, Adıyaman'dan "cihada" gençler gönderilmesinin önlenmesi gerektiğini ekliyor.  
 

M. ALİ ÇELEBİ