Kadın şair Mestûra Erdelan’dan Hesen Zîrek’e, Hejar’dan Şerko Bêkes’e kadar şiirleri direnişin, umudun, mücadelenin marşı yapılmış çok sayıda şair bulunuyor. Öyle ki Newroz yaklaştığında Hesen Zîrek’in ‘Salî Teze ye‘ adlı Newroz marşı bu günü daha da anlamlı kılıyor. Artık baharlarda karşıladığımız her Newroz, bu marşla özgürlük umudumuzu yeşertir. Hiç eskimez, hep bugünü anlatır gibidir.
Gelawêj EWRÎN
Her devrim bir ülkede kendi eserini ve izini bırakır. Ya da devrim yarattığı kutsal değerlerle hep canlı kalır. Bu konuda edebiyat ve daha çok da şiir önemli bir rol oynar. Sadece zihnimize değil aynı zamanda ruh ve duyguya da işlenir.
Konu üzerine düşündüğümde en çok şunu düşündüm; ezberimde hangi Kürt marşı var? Hangi marş ya da Kürt şiirini ezbere biliyorum, nasıl ezberimde kalmış, ruhum üzerinde nasıl bir etkide bulunmuş? Düşündükçe bir kez daha ulus olarak ne kadar asimile edildiğimiz sonucuna vardım. Kürtçe hazinesi, ruhumda ve bilincimde ister sözcük ister şiir, şarkı, marş biçiminde olsun, çok yetersiz.
Ne yazık ki ne zaman marşlardan söz edilse çocukluktan yetişkinliğe kadar işgalcilerin asimilasyon okullarında bize dayattıkları ezberimde kalmış. Her sabah okullarda marşlarını bizlere okutturuyorlardı. Marşın içeriğinin bir önemi yok. Çok iyi bir şey de olabilir ama önemli olan senin dilinde olmamasıdır. Başkaları için marşları okuyor, ezberliyorsun. Her Kürt çocuğu bu trajediyi yaşamıştır ve etkileri şimdi de sürüyor. Ülkemizde her on yılda bir devrim niteliğinde yaşanan gelişmelere rağmen…
Her devrim de ardında birçok şey bırakmış ve bugün yeni devrimler kendilerini eskileri üzerinde inşa ediyor. Kürdistan’ın her parçasında devrim eserleri her zaman birbirinin imdadına yetişmiştir. Veya direnişin olduğu bir yerde; Kürdistan’ın başka parçalarında bu devrim geleneği sürdürülmüştür. Kürdistan üzerindeki sınırlar hiçbir zaman bütün olan bu ruhu parçalayamamıştır. Kürdistan’da marşların sözcüklerinden de bu duyguyu yaşamak mümkün.
Bu yazıyı yazmak için onlarca Kürt marşını, özellikle de Rojhilat ve Başûr Kürdistanı’nda söylenen marşları dinledim. Dikkatimi çeken; bu marşların özellikle de içerik olarak birbirine çok benzediğidir. Bütün devrim marşlarının konuları bu şekilde. Özellikle de Rojhilat Kürdistanı’nda kahramanlık marşları çok zengin. Kahramanlık şiir ve söylemlerinin tarihi, İran’da, içinde Rustemê Zal’ı da anlatan Firdevs’in Şahname’sine kadar uzanır. Firdevs, sadece Rustem’in kimliğine dair bir şeyler belirtmiyor, İranlı veya Kürt olduğunu belirtmiyor; fakat eski Kürtçe şarkılar dinlendiğinde en çok Rustem’in kahramanlığı geçiyor. Fakat Fars nasyonalist aklı her zaman Şahname’yi Fars övgüsünü yapan bir eser olarak gösterir. Burada ifade etmek istediğim şey, bu kahramanlıkların konusu ve içeriği değil, Kürdistan’da birçok destanın ya çalındığı, ya sahipsiz bırakıldığı, ya kaybolduğu ya da ortadan kaldırıldığıdır. Aynı zamanda Kürt kahramanlık destanları marş olup yaygınlaşmamıştır. Sol hareketlerin tüm dünyada ve Kürdistan’da ilerlemesiyle Kürtçe marşlarının ortaya çıktığını ve Kürdistan’ın her parçasının bir sembolü haline gelebilecek bir düzeye ulaştığını söylemek mümkün.
Evet! Rustemê Zal destanında olan içerik tüm kahramanlık destanlarında da bulunuyor: Naşike, namire! (Kırılmaz, ölmez) Söylentiye göre Rustemê Zal, ölümsüzlük otundan yediği için gözünden okla vurulmadıkça ölümsüzdür. İlginçtir ki Rojhilat Kürdistanı’ndaki bütün ve Başûr’daki bazı kahramanlık öykülerinde ‘ölümsüzlük’ teması var. Örneğin, çok tanınan ‘Berew Serkeftin’ (Zafere Doğru) marşında ‘durmayacağız’ ve ‘ilerleyeceğiz’ diyor. Rojhilat ve Başûr’daki birçok mücadelenin kaynağı olan bu marşta geri çekilmeye ve yenilgiye yer yoktur. Başarı bütün marşların eksenini oluşturur. Özellikle de bu marşı dinlediğimizde başarı ve özgürlük duygumuzun kabardığını görürüz.
İki büyük Kürt şairi Hejar (Evdilrehman Şerefkendî) ve Hêmin Mûkriyanî, ki ikisi de Rojhilat Kürdistanı’ndan ve İran’da sol hareketlerin oluşumlarında yer edinmiş ulusal Kürt şairleri olarak tanınırlar. Ülke ve devrime ait birçok şiirleri marş haline getirilmiştir. Özellikle de Hejar, Mahabad Cumhuriyeti (1946) süresince Kürdistan Cumhuriyeti’nin ulusal şairi olarak tanınır. Hejar, aynı zamanda İran Kürdistan Demokratik Partisi üyesiydi. Bu sebeple 1964’ten 1979’a kadar (İran İslam Devrimi süreci) ve sonrasında da birçok marş Hejar’ın şiirlerinden oluşturulmuştur. Rojhilat ve Başûr Kurdistanı’ndan özellikle bu her iki şairin şiir ve söylemlerini kendi mücadelelerinin temeli haline getirmişlerdir.
Dikkat çekilmesi gereken diğer bir nokta da marşlardaki büyülü sözcükleriyle halkı devrime kaldıranların, kendilerinin de bizzat mücadele içinde yer almış olmasıdır. Mücadele dışında kalanların halk gerçekliğini ve halk mücadelesi hakikatini anlatabilmeleri gibi bir durum söz konusu olamaz. Kendi söylemlerine inandığı ve içten söylediği için etkisi fazla olmuştur. Üstat Hejar şiirleriyle birlikte yaşamıştır; nasıl yaşamış, nasıl hissetmişse öyle yazmıştır. İbrahim Xeyat’ı hepimiz hatırlarız; Kürdistan’dan öyle içten söz ediyordu ki gözlerinden yaşlar akıyordu.
Pek çok tanınmış sanatçı, kahramanlık marşlarını seslendirmiştir. Halk onları benimsemiş ve kucaklamıştır. Fakat aynı zamanda zalimler, egemenler onlara zulmetmiş, zindanlara atmış, işkence uygulamıştır. Sözleri sebebiyle idam edilmiş veya değişik şekillerde katledilmişlerdir.
Kadın şair Mestûra Erdelan’dan Hesen Zîrek’e, Hejar’dan Şerko Bêkes’e kadar şiirleri direnişin, umudun, mücadelenin marşı yapılmış çok sayıda şair bulunuyor. Öyle ki Newroz yaklaştığında Hesen Zîrek’in ‘Salî Teze ye‘ adlı Newroz marşı bu günü daha da anlamlı kılıyor. Artık baharlarda karşıladığımız her Newroz, bu marşla özgürlük umudumuzu yeşertir. Hiç eskimez, hep bugünü anlatır gibidir. Ya da birçok sanatçının söylediği üstat Hejar’ın ’Kürdistan marşı’ Çarçira Meydanı’nda dinlendiğinde Kürdistan Cumhuriyeti şu anda varmış, hala ayaktaymış gibi bir hisse kapılır insan.
Marşların ortak özelliklerini de paylaşmak istiyorum. Daha önce de belirttiğim gibi marşların yaratıcıları da devrimciydi. Bütün devrimciler de birbirine benzer. Yine İbrahim Xeyat’ın ‚Kürdistan‘ şarkısına dönüyorum, ki Xeyat, Başûrê Kurdistan’ın eski devrimcilerinden biridir. Devrimci sanatçı şehit Serhat’ın yanında saz çaldığı kişi kendisidir. İkisi de farklı zamanların devrimcileri olsa da, İbrahim Xeyat’ın acılı sesi ve şehit Serhat’ın sazı birlikte konuşur.
Bir başka örnek ise ‚Min Pêşmergeyî Kurdistan im’ marşıdır. Eski bir marş olup hem Rojhilat Kurdistan’ında sol hareketlerde hem de Başûr Kurdistan’ında her devrim sürecinde söylenmiştir. İçeriği, genellikle baş eğmeyen, mücadele eden ve mücadeleye çağıran bir özellik taşır. Bu marşta Kürdistan için canını vermeye hazır devrimcilik ön plandadır.
Ben bu marşı birçok kez Rojhilat Kurdistan’ındaki birçok devrimci partinin arşivinde gördüm. Bazıları üstad Hejar’ın marşı söylediğini belirtir bazıları da başka kişilerden bahseder. Merziye Xanê de sanatçı Nasir Rezazî’yle birlikte bu marşı söylemiştir, ki zamanında onlar da birer pêşmergeydi. Birçok kez içeriği değiştirilmesine rağmen genel ritmi aynı kalmıştır. Özcesi, Rojhilat ve Başûr’daki tüm devrim süreçlerinde ‚Min Pêşmergeyî Kurdistan im‘ söylenmiştir. Bu marşı son olarak Rêbîn Mahabad’dan dinlemiştim, Kobanê direniş sürecinde savaşçı arkadaşlarına okuyordu. Fakat şartlara göre bazı değişikler yapılarak okunuyor. Rêbîn Mahabad ‘Min Gerîlayê Kurdistan im’ diyor. Bu marş bir gün Mahabad’da söylenmiş ve dinlenmiş, bir gün ezgisi Urmiyê’de Qasimlo vadisine akmış ve devrimci duyguları beslemiştir; bir gün Silêmanî’de, bir gün Raperîn’de ve serhildanlarda Ranya’da söylenmiş ve dinlenmiş. Bir gün Mahabadlı şehit Rêbîn, kendi şehrinde söylemiş bu marşı. Sonra yönünü özgür dağlara çevirmiş, yıllarca dağlarda özgürlük savaşımı vermiş, kendi ısrarlarıyla Kobanê’ye geçmiştir. Kobanê’de kahraman olarak tanınıyordu. En çok da o berrak sesiyle söylediği Min Gerîlayî Kurdistan im’ı dinledik, şöyle diyordu;
Min Gerîlayî Kurdistan im
Amadeyî şergeyî meydanim
Bew ser û mal û jiyanim
Eyparêzim Kurdistan im
Dest le çek im, dest le çekim helnagrim
Ya serkewin yan mirin
Em Kurdistane rengîn e
Ke beheştî serzemîn e
Bew kurdeyî be şîle û jîn e
Qîn û kuştin û birîne
Dest le çekim, dest le çek im helnagrim
Ya serkewin yan mirin!!
Kuşkusuz her marş yeni bir dönem demektir, çünkü içerikleri hiç eskimez. Bugün Rojhilat Kurdistanı kendini bu marşta ve dolayısıyla kendisini mücadelenin devamı olarak görüyor. Gerilla ve özgürlük savaşlarının varlığı ise bu marşa başka bir anlam katmıştır.
Evet, marşların bir ruhu vardır; insanın hafızasında, duygu ve düşüncesinde canlılığını korur. Marş her devrimin ruhudur, akar, durmaz, ölmez, yok olmaz. Marş eskimez, her başarı, umut ve devrimle yeniden canlanır.