15-16 Temmuz’da Türkiye’de yaşananlar ilk anda “başarısız darbe girişimi” olarak adlandırıldı. Fakat Türkiye tarihinde böylesi hiç görülmediği için ardında birçok soru işareti bıraktı.
Parlamentoya bomba, TV kanallarına baskın vb girişimler, geçmişteki örneklerinde olduğu gibi klasik darbe gösterileriydi ama fazlasıyla bir gösteriydi! Üstelik tahriklerle oyuna gelmiş gibiydiler.
Bu kadar acemice ve göstermelik olan bir darbe girişimine darbe demek ne kadar mantıklı?
Gerçek anlamda bir darbe girişimi değildiyse o halde yaşananlar neydi? Onca insan niye öldü, onca asker-bürokrat niye tutuklandı?
Boğaz köprüsü askerlerce kapatılıyor ve ülkenin Cumhurbaşkanı Marmaris’ten havalanıp İstanbul’a geliyor. Havaalanına sıkışmış bir görüntüyle halkı sokaklara çağırıyor. Halk gidip askerleri tekme-tokat teslim alıyor!
Erdoğan bir halk kahramanı oluyor; Hugo Chavez’vari bir görüntü, ne güzel!
Korkunç yalanlar, boğaz kesmeler, kanlı sokaklar ve herkesin beynine sızmayı başaran algılar, algılar…
Ardından tutuklamalar başlıyor. Aralarında Marmaris Aksaz Deniz Üssü Komutanı da bulunuyor.
Bunun önemi nedir? Erdoğan ilk anda yaptığı açıklamada Marmaris’ten ayrılınca, kalmış olduğu yerin bombalandığını ifade etmişti. Bundan anlaşılan, aslında Cumhurbaşkanına suikast yapılmak istendiğidir.
Suikast işi Kocaeli komutanına havale edilmiş diyenler olsa da pratik girişim Marmaris’te olmuş gibi gösterilince ortaya çelişkiler çıkıyor.
Niyesi belli, Marmaris’teki Aksaz Deniz Üssü bir “derin devlet” merkezidir.
Aksaz Deniz Üssü Komutanı istese böyle bir suikasti gerçekleştirebilir miydi? Kesin bir cevap verilemese de bunun pekâlâ mümkün olduğu belirtilebilir.
Marmaris gibi bir yerde ve Aksaz gibi bir kontr-gerilla ve gladio üssü olarak adı çıkmış bir yerin komutanınca istense her türlü suikast daha rahat gerçekleştirilebilirdi. Ama öyle olmadı.
Daha birçok çelişki…
Gece vakti, hükümeti, parlamentoyu, sarayı devre dışı bırakacak ne yapıldı? Kocaman bir gürültü ve niye öldüğü belli olmayan kurbanlar!
Gerçekten bu nasıl darbedir? Darbeler uzmanı bir ordu böyle mi darbe yapar?
Arkasında ne vardır?
Soruların kesin yanıtlarını bulmak, Erdoğan iktidarı son bulmadan zor görünüyor.
General, amiral ve diğer rütbelerdeki subaylar gerçekten darbe girişiminde bulundular mı? Bulundularsa bu tuhaf yöntemlerle sonuç alacaklarına kim onları inandırdı?
İsimleri, bildirileri, örgütlenmeleri, hareket tarzları, hemencecik teslim olmaları; iç-dış tepkiler, açıklamalar vb her şeyde bir tuhaflık var.
Tuhaf olmayan tek şey faşizan diktatörlüğün bu darbe görünümlü oyunla kendini güçlendirmesidir. Bunun dışında her şey fazlasıyla tuhaf olduğundan darbe girişiminden daha çok matruşka tarzında oyun içinde oyun akla geliyor.
AKP 1 Kasım darbesiyle hükümeti ele geçirdi. Şimdi göründüğü kadarıyla bir askeri darbe ile düşürülmek istendi. Buna karşılık darbeciler vuruldu, tutuklandı, darbelendi. Bir darbe darbelenirse, engellenirse demokrasi kazanır. Ama hiç de öyle olmadı.
Yakın geçmişteki yanılgılara bir kez daha düşülmemelidir. Darbe varsa bile sebebi diktatörlüktür. Darbeye karşı çıkmak adına diktatörlük desteklenemez. Darbeye de diktatörlüğe de karşı çıkılmadan demokrasi savunulamaz.
Açık ki bu olaylarda demokrasi bir şey kazanmadı; doludizgin giden diktatörlük bir kez daha kazandı!
Bu nasıl darbedir ki başarısız olduğu halde diktatörlüğe hizmet ediyor? Bu da çok tuhaf…
Darbe denilen oyun başarılı olsa demokrasi mi kazanacaktı?
FETO örgütünün işidir diyorlar. Gülen ve çetelerinin demokrasi düşmanlığı tescillidir fakat bu son oyundaki rolleri karanlıktadır.
Malum bir iktidar kavgasının tarafları ne yaparsa yapsın demokrasiye hizmet etmez.
Bir yandan da Davutoğlu’nun gönderilmesiyle başlayan diktatörlüğün restorasyon süreci devam ediyor. Bir farkla: Artık kan döküldü! Bundan sonrası kanlı bir süreç olarak devam edebilir. Böyle olursa ortada hangi demokrasi kalır?
Bir acayip matruşka darbeler süreci yaşanıyor. Dış bağlantıları ayrı bir değerlendirme konusudur. Fakat komşu ülkelerle yürüttükleri komplo diplomasisi de kurtarmaya yetmeyince milyonlarca halkı yok etmek için her şeyi yapabilirler. Faşizmin sınırı yok.
Akla gelmedik sürprizler de yaşanabilir fakat bir sonraki matruşkadan ne çıkacağını beklemeden iktidar oyunlarına son verecek demokratik devrimi gerçekleştirmekten başka yol yoktur!