Londra’daki Southwark Merkezi’nde mültecilerin sağlık ve refahından sorumlu danışman olarak görev yapan Doğu Kürdistanlı Ayar Ata, Maxmur kampına dikkatleri çekmek için şu ana dek çeşitli sivil toplum örgütlerine başvurularda bulunup yaptığı araştırma sonunda da bir rapor yayınladı. Mülteci Araştırma Ağı (Refugee Research Network) tarafından basılan raporun yakın zamanda Oxford Zorunlu Göç Monitoru (Oxford Forced Migration Monitor) tarafından tekrar basılması bekleniyor.

İranlı, Iraklı ve Afgan mültecilere destek amacıyla Maheen adlı projede gönüllü olarak çalışan Ata, ayrıca London South Bank Üniversitesi’nde de Kürtlerin 1918’den günümüze kadar yaşadıkları zorunlu göçler üzerine doktorasını yapıyor.

En büyük sorun temiz su

Maxmur kampını en son geçtiğimiz ekim ayında ziyaret eden Ata, kampa giriş çıkışların çok zor olduğunu ancak lokal bir bağlantı bulması sayesinde içeriye girmeyi başardığını belirtiyor.
Kamptaki zor koşullara rağmen mülteciler arasındaki dayanışma ve yardımlaşmalar Ata’nın dikkatini çekerken, herkesin hep bir ağızdan ortak dillendirdiği sorunların başında “Daha temiz içme suyu ve kamp içerisinde sağlık merkezinin açılması” olduğunu açıklıyor. Elbette kamp sakinlerinin su ve sağlık dışında birçok ihtiyacı var. İhtiyaçların başında daha güvenli bir muhitte kalıcı konutlar yer alıyorken, kamp sakinleri bölgesel, ulusal ve uluslararası kurumlardan destek bekliyor.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNHCR) yaptığı en son istatistiğe göre Irak’ta toplam 1 milyon 337 bin 700 mülteci ve vatansız statüsünde insan bulunurken bunların kaçının Kürt olduğu belirtilmiyor. Ata, Suriye’de patlak veren savaş yüzünden 8 bin 500 Kürt mültecinin de Duhok yakınlarındaki Domiz Kampı’na yerleştiğini açıklıyor.  
Ata, “Kürdistan’ın herhangi bir bölgesinden gelen bir Kürt’ün kendini Kürdistan Bölgesel Yönetimi sınırlarında evindeymiş gibi hissedecekleri düşünülür genellikle. Oysaki Maxmur Kampı’nda görüştüğüm kişiler bu durumun tersini söylüyor. Sürekli içebilecek kaliteli ve temiz su eksikliğinden bahsedip durdular. En basit sağlık hizmeti bile kamp içerisinde bulunmazken, bu durumdan en çok yaşlılar ve çocuklar zarar görüyor” şeklinde konuştu.

İki taraf arasında sıkışıyorlar

2004’den beri genel anlamda Irak, karmaşık siyasi ve sosyal bir dönüşümden geçerken Irak’a yönelik yayınlanan raporlarda, ülkede mültecilerin, yerlerinden edilmişlerin ve vatansız kişilerin Irak yönetimi tarafından dikkatte alınmadığı, bu kişilerin Kürdistan Bölgesel Yönetimi ve Bağdat arasında sıkışıp kaldıkları belirtiliyor.
Yerlerinden edilmiş kişilerin, mültecilerin ve vatansız statüsündeki kişilerin Irak içerisindeki mevcut dalgalanmalarla uğraşmak zorunda kaldıklarına değinen Ata, Irak’taki mültecilerin gelecekleri ve ihtiyacını duydukları korumayı ilişkin belirsizliğin halen devam ettiğini açıkladı. Konuya ilişkin kaygılarını “Resmi istatistikler, mülteci olarak bulunan kişilerin kaçının refakatsiz çocuk olduğunu bile belirtmiyor” şeklinde açıklarken kamptaki sorunlara ilişkin bir kaç çözüm önerisinde bulundu.
Ata, bu önerilere ilişkin şunları söyledi: “Kısa vadeli refahı artırmak için girişimler için ve mültecilerin, vatansızların ve yerlerinden edinilmiş kişilerin gelecekteki güvenliğini sağlamak için daha dayanıklı seçenekler bakımından çözüm bulmak için geç kalınmış değil. Küresel dünyamızda yerel bir sorun için çözüm bulmak kolay değil. Fakat insanlar güvenlikleri için göç ederler. En iyi ve kalıcı cevap, kapalı sınır siyaseti ve Batılı güçlerin caydırıcı politikaları değildir. Batı’nın göç politikası, vahşi, tehlikeli ve fena halde eşitsiz dünyanın gerçekliğine ne yazık ki kayıtsız durumda” şeklinde konuştu.
Geçmiş 60 yılda, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNHCR) oldukça başarılı olduğunu belirten Ata, bu kurumu Maxmur Kampı sakinleri için desteğe çağırdı: “Batılı diğer insani yardım kurum ve kuruluşları hep birlikte çalışarak bölgesel, ulusal ve uluslararası kurumları harekete geçirebilirler.”
Ortadoğu bölgesinin yeni siyasi krizlerle zorlu bir dönemden geçtiğini belirten Ata, işbirliğinin oluşması dahilinde Irak’ın yeniden inşasının tüm Ortadoğu için iyi bir model olabileceğini ama bunu için öncelikle mülteci ve zorla yerlerinden edilmiş halklara yönlenmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Rapora http://www.refugeeresearch.net/maheenproject” http://www.refugeeresearch.net/maheenproject adresinden ulaşmak mümkün.  


ÖZLEM GALİP/LONDRA