Maxmur’un haftalık bir gazetesi var: Rojev.
Rojev binasına gidiyoruz. Haftalık bir gazete için oldukça kalabalık. Genç kadınlar çoğunlukta. Bu sayı ile günlük bir gazete çıkarılabilir diye düşünürken, editörlerden biri, “bugün misafir trafiği çok yoğun” diyor.
Rojev birçok insanın ortak emeği ile çıkıyor. Sonrası için iyi bir dağıtım örgütlemesine ihtiyaç var. Rojev, evlere, bakallara ve kurumlara dağıtılıyor. Dağıtımcılar kendi aralarında mahalle esasına göre bir planlama çıkarmış. Dağıtımcıların disiplinli, ciddi ve sorumluluk sahibi olmaları şart.

Onlarca Rojev dağıtımcısından biri Rojhat. Rojhat ilkokul dördüncü sınıf öğrencisi. Dokuz yaşında. Gazetenin esas sorumlularından biri gibi davranıyor. Soruları anında yanıtlamıyor. Düşünüyor biraz, sonra ciddi ve kendinden emin, gözlerinizin içine bakarak konuşuyor. İlk anda onun potansiyel bir röportaj aktörü olacağını anlıyor insan.
Soru çok, Rojhat hazır fakat Rojev çok kalabalık. “Sakin bir yer olsa da biraz konuşsak” diyorum. “Kadınlar kafeteryası var, orası güzeldir” diyor.
Hakikaten sakin, temiz ve güzel bir kafeterya. Dört kadın işletiyor. Baklava, pasta, poğaça ve kurabiyeler dahil, her şey kendi üretimleriymiş.
Rojhat’a çay bize kizvan kahvesi. Ve başlıyor Rojhat anlatmaya…

Öğretmen olmak istiyor

Gazete dağıtımında başlarda “sınır ihlalleri”, küçük kavgalar falan olmuşsa da zamanla aşılmış. Rojhat’ın kırk abonesi var. Her hafta ziyaretlerini yaparak gazetelerini dağıtıyor. Gazetenin tümünü değil ama manşetini ve önemli haberlerini okuyormuş.
‘Dağıtımdan sonra Rojda heval sicil alıyor’ derken dağıtım sonuçlarını kastediyor. Rojhat bir basın çalışanı olarak, Rojev yönetimine bir eleştirisini de çatık kaşları ile dile getiriyor: “Yönetim toplantı saatlerini gündüze almadığı için görüşlerimi dile getiremiyorum.”
Rojhat eğitimini tamamladıktan sonra öğretmen olmak istiyor. “Öğretmenlerin öğrencileri ile daha çok ilgilenmeleri lazım” diyor. Sonra ilk yarı yıl karne sonuçlarında, öğretmenin kendi hakkını yediğini somut (!) ve kesin (!) kanıtları ile ortaya koyuyor. “Peki bu sorunun üzerinde durmayacak mısın?” diyorum. “Değmez” diyor Rojhat, ikinci dönem düzelteceğini belirtiyor kendinden emin bir dille.
Köyünden söz ederken gözlerinin içi gülüyor. Annesi ve babasından duymuştur diye düşünürken, geçen yıl annesi ile birlikte “kaçak” yolla Marinos’a gittiklerini anlatıyor. “Köyünüz güzel mi” diyorum. “O da soru mu?” dercesine, “çok” diyor kesin bir dille.
Rojhat bana bir kitap tavsiye ediyor, “mutlaka okumalısın” diyor. Kitabın ismi “Mişken Deşte” imiş. Büyük tehlikeler ve tehditler altında yaşayan bir fare ailesi... Baba fare bütün tehlikeleri göze alarak, büyük bir cesaretle ve düşmanlarının pusularını ustalıkla aşarak yiyecek buluyor ve çocuklarına getiriyormuş. Rojhat anlatırken o kadar mutlu ki...

Temizlik kolu başkanı

Rojhat’ın sarı saçları, meraklı gözleri ve tertemiz bir yüzü var.
Okulda özel bir sorumluluğu olup olmadığını soruyorum. Yüzünün ve kalbinin temizliğine münasip bir görevi varmış tabi: Temizlik kolu başkanı!
Konuşma uzayınca Erdal Er geliyor yanımıza. “Geçen gün izledim seni Cemal Heval’le program yapmıştın” diyor Rojhat.
Erdal teklifte bulunuyor; “seninle de bir program yapalım”
Rojhat, “Benim televizyon programına çıkmam iyi olmaz” diyor.  
“Belki yine köye giderim, gözaltına almasınlar” diye mazeretini de ilave ederek...


FERDA ÇETİN