
Ankara Katliamı ardından geçen iki hafta, AKP ve DAİŞ ortaklığını bilgi ve belgelerle doğruladı. Türk devleti dün Amed’de bazı DAİŞ’lileri gözaltına almak istedi. Ancak devlet güçlerine ateş açılarak 2 polis öldürülünce çatışma çıktı.
Diyarbakır Valiliği, Kayapınar ilçesi Huzurevleri Mahallesi’nde 53. ve 42. Sokak’larda bulunan iki ayrı vilada çıkan çatışmada 7 DAİŞ’linin öldürüldüğünü, 12’sinin sağ yakalandığını açıkladı. Çatışmada 2 polis öldü, 5 polis yaralandı.
Kaçmaya çalıştılar
Görgü tanıkları, operasyon öncesinde DAİŞ’lilerin evin duvarını yıkarak kaçmaya çalıştığını, ancak başarılı olamadıklarını anlattı.
Mahalle sakinleri, yapılan baskınlarda çatışma yaşanan her iki evin de 4 yıl önce kiralandığını ve evlerde oturan kişilerin mahallelilerle diyalog kurmamaya özen gösterdiğini belirtti. Komşular, evlerde kalanların sürekli olarak değiştiğini ve farklı kişilerin kaldığını da aktardı.
ANF’nin haber yorumuna göre, Türkiye’de toplu katliamlara girişen DAİŞ çetesiyle işbirliği konusunda tepkilerin hedefinde olan AKP, 1 Kasım seçimleri öncesinde böyle bir operasyon düzenleyerek kirli ilişkinin bedelini sandıkta ödemek istemedi.
Özgür Yurttaş Derneği’ne yakın
Çatışmanın yaşandığı adres, eski DBP binası ve şu anki Özgür Yurttaş Derneği’ne çok yakın olması nedeniyle de dikkat çekici. Kimi yorumlara göre, AKP seçim öncesi sonuçlarını kaldıramayacağı bir saldırıyı engellemek için operasyon yapmak zorunda kaldı.
Uluslararası güçlerin baskısıyla
AKP’nin söz konusu operasyona, uluslararası güçlerin baskısı nedeniyle mecbur kaldığı da belirtiliyor. Edinilen bilgilere göre, operasyon yapılan hücrelere ilişkin Rojavalı yetkililer batılı bazı devletler üzerinden somut bilgi verdi, bu devletler de AKP’ye dayatmada bulundu. Operasyonda, koalisyon güçleri arasında yer alan devletlerin AKP’nin açık tutum alması ve somut adımlar atması yönündeki uyarısı belirleyici oldu. AKP, şimdiye kadar söylemde yer yer DAİŞ’i hedef alıyor görünse de bunun göstermelik olduğunun anlaşılması zor değildi. Kaldı ki, yine koalisyon devletlerinin bastırması sonucu istemeyerek başlattığı ve adına “PKK ve DAİŞ’e karşı savaş” dediği operasyonlarda bugüne kadar tek bir DAİŞ üyesi ölmemişti. Artık ‘ölüm’ gerekiyordu ve AKP’nin, bundan başka yapacağı kalmamıştı.
Seçim öncesi koza dönüştürmek için
DAİŞ’in Suruç ve Ankara gibi, belki de daha ağır sonuçları olan bir saldırı potansiyeli söz konusu. 10 Ekim’de barış isteyen 102 kişinin katledilmesinden, çetelere alan açtığı, sınırdan geçirdiği ve onları teslim almaya yanaşmadığı için doğrudan AKP sorumlu tutulmuştu. Ne var ki, Ankara örneğinin 1 Kasım’a giderken AKP’nin aleyhine geliştiği, anket sonuçlarından da anlaşılıyordu. Bu da zaten zorunlu kaldığı operasyonu daha istekli sahiplenmesini sağlıyordu.
Etkisizleştirmek istemiyor
DAİŞ’in hem örgütlenme hem de lojistik üssü olan Antep ve Adıyaman’da faaliyetlerinin hala devam ettiğinin bilinmesine rağmen, tümden etkisizleştirmek istemeyen AKP buralara operasyon düzenlemiyor.
Antalya’da salıverdi
Amed’de operasyon yapıldığı gün, Antalya’da “DAİŞ’e eleman sağladıkları” suçlamasıyla tutuklu bulunan 4 sanıktan 3’ü ilk duruşmada tahliye edildi. Geçtiğimiz Haziran ayında gözaltına alınan S.B., O.Ç., E.D. ile kardeşi Y.S.D. tutuklanıp cezaevine gönderilirken, B.D. ile A.A. ise tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Haklarında Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açılan 6 sanık, suçlamaları kabul etmedi. Bütün sanıklar DAİŞ’le ilişkili olmadıklarını iddia etti. Sanıklardan Y.S.D, Suriye’ye ‘insani yardım’ amacıyla gittiğini ileri sürdü. Yardımları İHH aracılığıyla götürdüklerini söyledi. Alınan savunmalarının ardından mahkeme heyeti, sanıklardan S.B., E.D. ve kardeşi Y.S.D.’nin “adli kontrol” şartıyla tahliyesine karar verdi.
HABER MERKEZİ