
M. ZAHİT EKİNCİ / HAMBURG
Hamburg'da Kurd-Akad (Kürt Akademisyenler Ağı) tarafından düzenlenen panelde konuşan Dr. Çetin Gürer, yeni anayasa değişiklikleri sonucu tüm yetkinin Erdogan'da toplanacağını ve bunun sonucunda TBMM'nin adeta Erdogan'ın noterliği haline düşüneceğini söyledi. Hamburg Üniversitesinde düzenlenen panelin konuşmacılarının ortak yönü hepsininde barış bildirgesine imza attıkları için işlerinden olup şimdi de mülteci bir hayat yaşamak zorunda kalmalarıydı. Dr. Cetin Gürer, Dr. Deniz Yonucu, Dr. Mehmet Rauf Kesici ve Dr Uğur Kara'nın konuşmacı olarak katıldığı panelde az insanın varlığı ise akademisyenlere gösterdiğimiz degerin bir ölçüsüydü adeta.
Üniversite bitirip iş bulamayanların ülkesi
Panelin ilk konuşmacısı olan Essen Üniversitesi'nde eşi Dr. Deniz Yonucu ile birlikte akademik çalışma yürüten Dr. Mehmet Rauf Kesici, daha çok AKP iktidarında emek dünyasına ve iş istihdamına yönelik açıklamalarda bulundu. Kürdistan'da devletin işlediği suçlara sessiz kalmadıkları için bugün burada olmak zorunda kaldıklarını söyleyen Kesici devamında şunları dile getirdi: "AKP hükümeti 15 yıldır iktidarda olmasına rağmen istihdam alanında ciddi bir artış olmadı. Ülke üniversite bitirmesine rağmen iş bulamayan binlerce insanla dolu. Her yüz gençten 25'i ne okuyor, ne de bir işi var. Plansız, programsız bir tarım politikası var. Emek dünyasında grevler sürekli yasaklandı, kayıt dışı istihdam olabildiğince var. Parlementer sistemlerde bir işçi haftada 35 saat çalışırken Türkiye şartlarında bu 50 saate çıkıyor. Bir senede bin 730 insan iş kazaları sonucu yaşamını yitirdi.Suriye'de iç savaştan kaçan insanlar belkide en ağır koşularda çalışıyorlar. Her şey özel sektörlere devredilmiş durumda. Tüm bunlar gözününe alındığında bile Referandumda HAYıR demek için bir çok sebep var."
Kürdistan için generaller cezalandırılmadı
Dr. Deniz Yonucu ise Türkiye Cumhuriyetinin hiç bir zaman demokratik bir karektere sahip olmadığını belirterek şunlara değindi: "AKP iktidara geldiğinde bugünkü rejimin temelinı ilmik ilmik örerek ilk başta kenesini demokrat bir parti olarak halka kabul ettirmek istedi. Askeri vesayetin bıkan insanlar için kendisini bir umut kapısı olarak gösterdi. Ama ne AKP ne de Türkiye Cumhuriyetinin temelinde hiç bir zaman demokratik bir karakter olmadı. T.C Ermeni halkının katliamı üzerinden varlığını inşaa ederken, AKP de Kürt halkını bir katliamdan geçirerek kendisine göre yeni bir sistem hayata geçirmek istiyor. Azınlıklar hep iç düşman olarak görüldü. Herkese Cumhuriyetin düşmanı gözüyle bakıldı. Cumhuriyeten bu yana Kürtlerin, Alevilerin ve azınlıkların özerinde her zaman OHAL kanunları olageldi. Bugünde bu OHAL tüm Türkiye sathına yayılmaya çalışılıyor. Devletin kendisi yasadışıdır. AKP kendi sistemi önünde en büyük engel olarak orduyu gördüğü için önce bunları tasfiye etti. Ama Kürdistan'da işlenen insanlık suçlarına dair hiç bir generali cezalandırmadı."
'Hayır' muhalefete moral ve motivasyon kaynağı
Bremen Üniversitesinde eğitim görevlisi olarak çalışmalarına devam eden Dr. Çetin Gürer de yeni anayasa metni üzerinde katılımcılarla sohbet etti. Yeni anayasanın kabulu halinde meclisin adeta Erdoğan'ın noterliği haline gelecegini söyleyen Gürer, devamında şunları ekledi: "AKP topluma karşı bir savaş yürütüyor. Çünkü varlığını koruması için sürekli bir şiddete ihtiyaç duyuyor. Anayasa taslak metni de topluma karşı açılan savaşın yeni bir versiyonu. Taslak metni hukuk dışı ve adeta çocukça hazırlanmış. Bu taslak metni ile faşizm kurumsallaştırılmaya çalışılıyor. İnsanlarla adeta dalga geçiyorlar. Var olan krizden dolayı ikide bir seçimlere gidiliyor. Bu da bir yönetememe sorunu oldugunu gösteriyor. Bütün yetkiler olduğu gibi Erdoğan'a devrediliyor. 'Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete' hallerindeyiz. Erdoğan tarihteki Deli İbrahim rolüne soyunmuş. İnsan bu kadar yetkiyi babasına vermez. Bu yetkiyi Erdoğan' veren insanlar ipi kendi elleriyle boyunlarına geçirecekler. Tüm bunlar için güçlü bir şekilde 'Hayır' demek için referanduma gitmek gerekir. 'Hayır' çıkması halinde Erdoğan şapkasını önüne koyup yeniden düşünmek zorunda kalacaktır. Boykotu 'Evet' diyecekler düşünsün. 'Hayır' çıkması halinde demokratik muhalefet için büyük bir moral ve motivasyon kaynağı olacaktır."
Tek bir imza kanun çıkaracak
Panel'in son konuşmacısı Dr. Uğur Kara'nın yaptığı kısa konuşmasında şunları söyledi: "Bizler bir teklik rejiminin kurbanı olduğumuz için rahatlıkla işten atıldık. Olağanüstüyü hayatımızın olağan bir parçası haline getirmek istiyorlar. Türkiye Cumhuriyeti otoriterlik ve totaliterlik arasında gidip geliyor. Ermenilere karşı büyük günahlar işlendi. Bundan ders alınmamış olacakki aynı kötülükleri bugünde Kürt halkına karşı yapmak istiyorlar. Bizler buna karşı çıktığımız için mağdur edildik. KHK ile işimizden olduk. Erdoğan sıradan bir başkanlıkta istemiyor artık. Onun gözü süper bir başkanlıkta. Tek bir imza kanun çıkaracak. Zaten kırık dökül olan demokrasinin son kırıntılarıda böylelikle ortadan kalkacak."