
Tuncel, kadınların meclisteki temsiliyet oranlarına ilişkin JINHA’ya konuştu.
Mecliste kadınların, kadın haklarının düzenlenmesinde temsil düzeyi nedir? Yine, 1935’den bugüne kadınların oranında nasıl bir değişim oldu?
Türkiye’de meclis hala erkeklere ait. Yani kadınlar olarak hem sayımız az hem de tüm yasama faaliyetlerinde kullanılan dilden yönteme kadar erkek egemen bir zihniyet var. Ancak, buna rağmen erkeklerin pek çok konuda kavgaya ya da çirkin bir tartışmaya götürdüğü bir konuyu kadınlar çok daha rasyonel bir şekilde ele alabilmede etkili oluyor.
1935’lerden 2007 seçimlerine kadar kadının meclisteki temsiliyeti oldukça düşüktü. En fazla yüze 4’leri bulan bir kadın temsiliyet oranı vardı. Ancak bu eşik 2007 seçimlerinde aşıldı ve ilk defa Meclis’te kadın milletvekillerinin oranı yüzde 9,1’e çıktı. 2011 seçimlerinde ise bu oran yüzde 14,3’e çıktı. Ancak DTP’nin 2007’de yüzde 40 kadın kotasıyla Meclis’e girmesinin Türkiye parlementosundaki etkisi oldukça büyük olmuştur. Bu etki 2011 seçimlerinde aslında diğer partileri de zorlamıştır. Diğer partiler daha çok kadın aday göstermişlerdir.
Uluslararası alandaki kadın hakları kazanımının Türkiye anayasasına yansıması nasıl oldu?
Uluslararası alanda kazanılan haklar, özellikle AB’deki kazanımlar bizi de etkiliyor. Türkiye kadın hareketi pek çok uluslararası kadın kurumlarıyla ortak çalışmalar yapıyor. Dolayısıyla oradaki kazanımlar öncelikle bir deneyim olarak bize aktarılıyor. Pozitif ayrımcılık meselesini Avrupa yıllar önce tartışmaya başladı ve anayasal düzenlemeler yaptı. Artık Türkiye Anayasası’nın 10. maddesinde kadınlara pozitif ayrımcılık ilkesi eklendi. Bu anlamda ülkelerarası etkileşim ve deneyim paylaşımı oldukça önemli.
Türkiye’de kadın, haklarını biliyor mu? Kadın haklarını ne kadar kullanabiliyor?
Türkiye’de her ne kadar yasal düzenlemeler olsa da kadınlar çoğu zaman bu haklarını kullanamıyor ya da sadece kâğıtta kalıyor. Devletin geçici müdahaleleri olsa da yoksulluktan şiddete pek çok konuda kapsamlı, sürekli mekanizmaları olmadığı için yetersiz kalıyor. Şiddete uğrayan kadına geçici koruma sağlanabiliyor. Pek çok zaman ise kadınlar, yetersiz de olsa var olan haklarında habersiz. Bu aslında genel bir durumdur. Tüketici olarak da, öğrenci olarak da haklarımızı bilmememizi öngören bir sistem var. Avrupa’da insanlara ne gibi hakların doğduğunu öğretmek devletin görevi. Bizde ise bu ters bir şekilde işliyor.
Kanunların uygulanmasında, kadın hakları ne kadar gözetiliyor?
Türkiye’de maalesef her ne kadar Anayasa’da pozitif ayrımcılık ilkesi belirtilmiş olsa da, yasal düzenlemeler çoğu zaman uygulamada neredeyse hiçbir şeyi değiştirmiyor. Bunun en son örneğini ‘Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi’ yasasının çıkartılmasıyla gördük. Bu yasa her ne kadar kadın örgütlerinin ciddi eleştirilerini içerse de önemsediğimiz bir yasa. Kadına yönelik şiddetle mücadelede ilk defa ayrı bir yasa çıktı. Ancak yasanın çıkmasından sonra kadın cinayetlerinde, şiddet vakalarında bir değişim olmadığını görüyoruz. Dolayısıyla elbette yasal düzenlemeler önemli, ancak tek başına yeterli olmuyor. Asıl olarak uygulamada değişikliklerin yapılması gerekiyor.
JINHA/ANKARA
BDP’li kadınlara 369 fezleke
BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, AKP hükümetinin BDP’li kadınlara hem fiziksel hem de siyasi şiddet kullandığını belirterek “AKP, BDP’li kadınları kendisi için tehlike olarak gördüğü için, her fırsatta hem siyasi olarak fezlekelerle hem de fiziki olarak sokaktaki eylemlere sert müdahalelerle kadınlara şiddet uygulamaktadır” dedi.
Yaptığı siyasi faliyetlerinden dolayı BDP’li kadın milletvekillerinden Ayla Akat’ın 64, Aysel Tuğluk’un 15, Gülten Kışanak’ın 71, Emine Ayna’nın 93, Nursel Aydoğan’ın 3, Selma Irmak’ın 1, Gülser Yıldırım’ın 1, Pervin Buldan’ın 47, Leyla Zana’nın 6, Mülkiye Birtane’nin 3, kendisinin 46 olmak üzere toplam 369 fezleke bulunduğuna vurgu yapan Tuncel , BDP’liler hakkında düzenlenen toplam fezleke sayısının ise 762 olduğunu belirtti. Dokunulmazlık tartışmasının gündemlerinde yer almadığını da ifade eden Tuncel bu gündemin AKP hükümeti tarafından yaratıldığını ve AKP hükümetinin gündemi olduğunu vurguladı. Tuncel ayrıca, meclisteki AKP, CHP ve MHP’li kadın milletvekillerinin de, partilerinin yaklaşımları dışında bir tavır sahibi olamadığından dokunulmazlık tartışmasında da parti politikasının dışına çıkmadıklarını söyledi.