
Farklı bir evreye geçildi
Baluken, Türkiye'nin hiç kuşkusuz en büyük sorununun Kürt meselesi olduğunun altını çizerek, şunları belirtti: "Cumhuriyetinin kuruluşundan bu yana çözümsüzlüğe sevk edilen ve demokratik çözüm yöntemlerinden dıştalanan Kürt sorunundan kaynaklı birçok katliam yaşanmıştır. Askeri yöntemlerle Kürtlerin hak taleplerine yönelik çözümsüzlüğün dayatılması; beraberinde milyonlarca insanın yerinden edilmesine, binlerce insanın yaşamını yitirmesine ve birçok acının yaşanmasına neden olmuştur. Bu tarihsel gerçeklikler ve çözümsüzlük süreçleri, 2012 yılının son günlerinde PKK Lideri Abdullah Öcalan ile devlet yetkililerinin görüşmesi sonucunda farklı bir evreye geçiş yapmıştır. Bunu takiben 21 Mart 2013 tarihinde Abdullah Öcalan'ın yaptığı demokratik siyaset çağrısı Türkiye'de Kürt sorununun siyaset kanalları kullanılarak çözümü ve Türkiye'nin demokratikleşmesi sürecinin başlatılması açısından çok önemli bir noktada durmaktadır."
İmralı görüşmeleri
"Türkiye'de Kürt sorununun siyaset kurumu aracılığı ile çözülmesi ve demokratikleşmenin sağlanması için anti demokratik uygulamaların demokrasi lehinde yürürlükten kaldırılması Kürt sorununda toplumsal barış adına çatışma yerine gelişme ihtimali olan demokratik siyaset kanalları için atılacak siyasi adımların takip edilmesi ve desteklenmesi, insan haklarının geliştirilmesi temelinde tüm yasal mevzuatın gözden geçirilmesi, kimliklerin içerdiği inanç, etnik kimlik, dünya görüşü gibi çeşitlilikleri garanti altına alacak düzenlemeler üzerinde çalışılması ve ortaya ürün konması gerekliliği bilinmektedir" diyen Baluken, bu gerekliliğin çözüme uğratılmasında Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmelerin büyük önem taşıdığına vurgu yaptı. Baluken, şöyle devam etti: "Ayrıca yüz yıllık geçmişi olan Kürt sorununun demokratik kanallarla çözümü için gerekli adımların atılması adına Abdullah Öcalan'la görüşmelerin yapılması gerekli siyasi zemin oluştuğunu kanıtlamaktadır. Bu noktadan hareketle; Türkiye'de Kürt sorununun çözümü, adalet, eşitlik ve özgürlük temelinde ortak bir gelecek inşa etme ve Türkiye'nin demokratikleşmesinin önünü açılması için TBMM'nin irade alması ve bu kapsamda bir Meclis Araştırması açılmasını talep ediyoruz."
Toplumsal yüzleşme
BDP, Toplumsal Yüzleşme ve Hakikatlerin Araştırılması amacıyla önerge verdi. BDP Grup Başkanvekili Baluken, Türkiye Cumhuriyeti'nin siyasal ve sosyal tarihinde birçok toplu ölüm, yerinden edilme ve acıyı yaşatan politikaların kimliklerin tekleştirilmeye çalışılması temelinde hayata geçirildiğini belirterek, "Özellikle Kürt halkı üzerinde uygulanan birçok politikanın toplu ölümler, yerinden edilmeler, asimilasyon ve ret anlayışında sonuçlar ortaya çıkarmıştır. Cumhuriyetin kurulması öncesinde oluşturulan 1921 Anayasasının ruhunun 1923 ilanı ile beraber reddi miras temelinde bir yaklaşıma tabi tutulması Kürt Sorununun kaynağını teşkil etmektedir. Şeyh Sait ve arkadaşlarının idam edilmesi ile başlayan süreç, Dersim Katliamı ile devam etmiş ve bu süreçten sonra Ağrı, Zilan gibi katliamlar yaşanmıştır. Bunun yanı sıra son otuz yılda yaşanan çatışmalı süreçle beraber milyonlarca insan yerinden edilmiş, toplu ölümler gerçekleşmiş, insan hak ihlalleri yüksek boyutlara yükselmiştir. Böylece Türkiye toplumunda büyük duygusal kırılmalar yaşanmıştır" dedi.
Baluken, 30 yıldır çatışmalı bir ortama sürüklenen Kürt sorununun çözümsüzlük sürecinden Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile devlet yetkilileri arasında başlayan görüşmelerle demokratik siyaset kanallarıyla çözüm bulma sürecinin açığa çıkarıldığını ifade ederek, şunları belirtti: "Türkiye'de kimliklerin kendi özellikleri ile beraber bir arada yaşamasının güçlendirileceği, devlet toplum arasındaki ilişkinin gelişmiş demokrasi ve geniş özgürlük anlayışı çerçevesinde incelenmesi amacıyla başta Kürt sorununun çözümsüzlüğünden kaynaklı olarak yaşanan tüm acıların, olay ve olguların açığa çıkarılması, demokrasi kesintilerine sebep olan anlayışların yarattığı tahribatların belirlenmesi, tarihte yaşanan yerinden edilmeler, toplu ölümler, askeri darbeler, pozitivist anlayışın Türkiye halkları üzerinde yarattığı acıların gerçekliklerinin aydınlatılması ve geleceğin inşasında acılardan ders alınarak bir yol haritasının belirlenmesi amacıyla TBMM çatısı altında bir Meclis Araştırması açılmasını talep ediyoruz."
ANKARA
CHP ve MHP üye vermiyor
AKP ise "Çözüm Sürecinin Değerlendirilmesi Komisyonu" kurulması için Meclis'e önceki gün önerge verdi. Önergenin gerekçesinde Kürt sorununun 'terör sorunu' olarak tanımlanması BDP tarafından eleştirilirken, CHP ve MHP komisyona üye vermeyeceğini açıkladı.
CHP, AKP'nin Meclis Başkanlığı'na sunduğu çözüm sürecine dair Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasına ilişkin önergenin, Meclis İçtüzüğü'ne ve Anayasa'ya aykırı olduğunu iddia ederek komisyonda yer almayacaklarını açıkladı. MHP ise, Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasına karşı olduklarını ve kurulması durumunda komisyona üye vermeyeceklerini kaydetti.
Meclis İç Tüzüğü'nde ise "Meclis'te kurulacak komisyonlara bütün siyasi partiler üye verir" ifadesi yer alıyor. AKP Grup Başkanvekili Mahir Ünal, siyasi partilerin komisyona üye vermek zorunda olduğunu belirtiyor. AKP'nin önergesinin gerekçesinde, "siyasi partilerin çözüm sürecine ilişkin tekliflerinin alınmasının ve kamuoyunun bilgilendirilmesinin" hedeflendiği kaydediliyor.