Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çağrısı üzerine “iyi niyet adımı olarak” bir grup gerilla 1 Ekim 1999’da Şemdinli’den Türkiye’ye giriş yaptı. “Birinci Barış ve Demokratik Çözüm Grubu” olarak adlandırılan bu grup içerisinde yer alan Mehmet Şirin Tunç ve Seydi Fırat, KCK’nin ateştesi ardından “geri güçlerininin çekilmesi” sürecine dair tartışmaları değerlendirdi.
Şu anda Türkiye Barış Meclisi içerisinde Kürt sorununun barışçıl çözümü için mücadele yürüten Mehmet Şirin Tunç, 1999 geri çekilme süreci ile bugünkü süreç arasında büyük bir fark olduğunu belirterek, gelinen süreçte atılacak adımların özellikle resmi düzeyde olması gerektiğini dile getirdi. Tunç, “Sayın Öcalan bu konuda ipuçları vermiştir. Bu süreçte geri çekilecek olan gerillalardan herhangi birisinin burnu bile kanamadan sürecin sonuca ulaşması lazım. Özellikle resmi düzeyde Meclis’te böyle bir karar alınarak denetim altına alınması gerekir. Yine Türkiye’deki bazı mevcut şahsiyetlerin şahitliklerinde geri çekilme olur. Bu da kesinlikle resmi düzeyde olması ve Meclis tarafından bir teminatın verilmesi halinde sağlanabilir” dedi.

Adımlar karşılıklı atılmalı


Sürecin başarıya ulaşması için yapılacak çıkış ile tarihsel bir adım atılacağına inandığını ifade eden Tunç, “Şimdiye kadar yaşanan tüm olumsuz gelişmeler bu süreç ile beraber önemli oranda giderilebilir. Sürecin işlemesi için atılacak adımların karşılıklı olması gerekir. Özellikle bu süreçte KCK adı altında bu halkın 10 bine yakın yöneticisi tutuklu bulunuyor. Bunların hemen serbest bırakılıp Kürt sorununun çözümü temelinde anayasal güvenceye kavuşturulması gerekir” diye konuştu. Yapılacak çalışmaların, atılacak adımların kamuoyuyla paylaşılması gerektiğinin önemine de vurgu yapan Tunç, “Bunun için şimdiye kadar savaş dili kullanan Türkiye kamuoyunun da artık barış ve çözüm dilini kullanıp buna hazırlanması lazım” diye belirtti. 


99’daki çekilme travma yarattı


Barış Grubu üyesi Seydi Fırat ise sürecin esas itibariyle komple bir süreç olduğunu, geri çekilmenin de sürecin sadece bir parçası olduğuna vurgu yaptı. 1999 geri çekilme süreci ile şimdiki geri çekilme sürecini karşılaştırmanın doğru olmadığının altını çizen Fırat, 1999’daki geri çekilmenin PKK’de ağır bir hasar bıraktığını, ciddi travmaların yanında çok büyük acılara da yol açtığını söyledi. 1999’daki geri çekilme sürecinde devletin soruna yaklaşımının çözümü ertelemek adına olduğunu ve çözüme yönelik bir politikasının olmadığını dile getiren Fırat, “1999 sürecinde devlet Kürt hareketinin tasfiyesinde kendi geleceğini görüyordu. O yüzden gerillaya yönelik insan ve insaf sınırlarını aşan bir saldırı gerçekleştirdi. Bugünkü şartlarda devletin çözüme nasıl yaklaşacağı esas itibariyle geri çekilmenin sağlıklı olabilmesi, pozitif bir etki bırakması ve kırılmalara yol açmaması için Kürt sorunun demokratik barışçıl çözümüne yönelik yol haritasını ortaya koymalıdır” dedi.

Yasal düzenleme olmalıdır


DTK Daimi Meclis üyesi olan Fırat, geri çekilmenin yasal düzenleme ile olması gerektiğinin altını çizdi. Fırat, bunun ancak Meclis kararı ile yine teknik, pratik biçimde komisyonların oluşturulması ile sağlanabileceğini söyledi. Geri çekilmenin esas itibarıyla gerçekleşebilmesinin devletin izlemesi gereken uygulamalara bağlı olduğuna işaret eden Fırat, “Devletin açık bir şekilde samimi, ahlaklı ve demokratik çözümü esas alan bir yaklaşım içerisinde olması gerekiyor. Bu konuda kendisine güvenmeli ve açık bir şekilde yapacaklarını ortaya koymalı. Bu konu öyle kaş ve göz arasında kaçırılması gereken bir konu değil. Bu konu hayati bir konu ve sorunun çözümünün ana başlangıcıdır. Bu konuda Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan bir yaklaşım gösterdi ve yönelimini ortaya koydu. Bunun sağlıklı ve sağlam yürüyebilmesi için devletin de çözümden yana bir adım atması şart. Bu kadar önemli ve büyük bir sorun sözlerle çözülecek bir sorun değil. Bunun için hukuksal ve siyasal zemin lazım” şeklinde konuştu.


ANKARA





Tarihçi Mehmet Şahin: Öcalan kardeşlik projesini sundu


Tarihçi Mehmet Şahin, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın tüm halklar için tarihsel geçmişe uygun barışçıl ve adil bir çözüm projesi sunduğunu belirtti.
Tarihçi Şahin, Abdullah Öcalan'ın haklara yönelik mesajını ve Ermeni, Arap, Kürt, Türk, Süryani halkların tarihsel birlikteliğini değerlendirdi.  Tarih boyunca Ortadoğu'da devlet kültürünün zor ve baskıyla topluma kabullendirilmeye çalışıldığını ifade eden Şahin, "Tarihte Mezopotamya, her zaman çok dillilik, çok kültürlülük ile önemli bir rol oynamıştır. Devletin gelişiyle beraber birçok dil, kültür yok olmayla karşı karşıya kaldı. Bu nedenle birçok dil ve kültürün sadece tarihte ismi kaldı. Bunlardan örnek verecek olursak Babil döneminde Asurîler, Keldaniler ve Süryaniler bunlar bugün yok olmayla karşı karşıya kalmış. İnsanlığa beşiklik etmiş olan Mezopotamya bugün artık savaşın olduğu bir bölge haline gelmiş durumda. Bu halklardan biri de Kürtler. Kürt halkının devlet kültürüne karşı sürekli bir mücadelesi oldu. Bugün de Kürt hareketi öncülüğünde mücadelesini veriyor" diye konuştu.
İmha, inkar ve asimilasyon politikalarının Mezopotamya'da hala devam ettiğini belirten Şahin, özellikle Kürt halkının üzerinde kirli bir politikanın yürütüldüğünü ifade etti. Kürt halkının geçmişte de günümüzde de beraber yaşadığı farklı halklarla barış içinde yaşadığını söyleyen Şahin, Kürtlerin zor durumda olan komşu halklarına her zaman kapısını açarak ekmeğini, suyunu paylaştığını belirtti. Şahin, "40 yıldır başlatılan Kürt özgürlük hareketi sayesinde inkar ve imha neredeyse aşıldı. Evet hala var; ancak eskisi gibi değil. Bir örnek vermek gerekirse biz çocukken köyde bize '7 Ezidi ya da 7 Alevi'yi öldüren cennete gidiyor' deniliyordu. Bu düzeydeydi. Ama Sayın Öcalan'ın verdiği mücadele ile bu inkar parçalandı. Sayın Öcalan Alevi Kürtleri, Sünni Kürtleri ve Ezîdî Kürtleri bir araya getirdi bu bir ilktir" diye konuştu. Dünyanın her yerinde yaşayan Kürtlerin ilk defa biraraya gelerek özgürlüğü için mücadele etmeye başladığına vurgu yapan Şahin, Mezopotamya'yı ele geçirmek isteyen devletlerin Kürtlerle ittifak yapmak zorunda kaldığına vurgu yaptı.
Ortadoğu halklarının birarada yaşayarak tarihsel kardeşliklerini günümüze getirdiğini belirten Şahin, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın bu tarihsel geçmişe uygun barışçıl ve adil çözüm projesini dile getirdiğini kaydetti. Şahin, "AKP ilk başta bu sürece taktiksel yaklaştı. Ama şu an Sayın Öcalan'ın ısrarlı yaklaşımı onun bu taktiksel yaklaşımını bozdu. Bin yıllardır süren kardeşliğimiz doğru bir temele oturtulmalıdır. Eğer yine bir oyun oynanırsa Türkiye bunun bedelini ağır öder. Tek dileğimiz bu sürecin başarılı bir şekilde devam etmesidir" dedi.