HDK Eşsözcüsü ve HDP Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, İmralı Cezaevi’ne milletvekillerinden oluşan bir heyetin gönderilmesi için Türkiye Meclisi İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’na başvurdu. Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Öcalan’ın içinde bulunduğu koşullar, sağlık durumu ve yaşadığı hak ihlallerinin incelenmesi için İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’na başvurdu. Komisyonun oluşturulacak bir milletvekili heyetiyle birlikte İmralı Cezaevi’nde inceleme yapmasını istedi. Leyla Güven’in 6 Kasım’dan bu yana açlık grevinde olduğu hatırlatılan dilekçede Güven’in tek talebinin İmralı Cezaevi’nde üç yıldan fazladır Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan ağırlaştırılmış tecrit koşullarının kaldırılması olduğu vurgulandı.
Kürt halkının talebidir
Dilekçede Güven’in talebinin Kürt halkının talebi olduğu belirtilerek, şunlar kaydedildi: “ İmralı Adası’nda tutulan Abdullah Öcalan’a dönük ağırlaştırılmış mutlak tecrit ve izolasyonun, ulusal mevzuatta ve uluslararası hukukta karşılığı bulunmamaktadır. İmralı Adası’nda 20 yıldır Abdullah Öcalan’a yönelik uygulanagelen özel bir icra rejimi söz konusudur. İmralı Kapalı Cezaevi doğrudan tek bir bireye göre inşa edilmiş, bireyi doğrudan hedef alan, zamana yayılmış sistematik cezalandırma mantığına göre kurgulanmış ‘yüksek güvenlikli’ tek kişilik bir cezaevidir. İmralı sistemi, bir adanın ortasında dış dünyayla bütün bağların kesildiği, dört tarafı sular ve yüksek duvarlarla çevrili fiziki yapısıyla da tecrit mekânsal bir çevrim kazanmaktadır. Abdullah Öcalan, Türkiye Cumhuriyeti yasalarında her mahpusun asgari düzeyde yararlandığı temel hakların hiç birinden yararlanmamaktadır. Avukat ve noterle görüş hakkı, kültür ve sanat etkinliklerine katılma, ifade özgürlüğü, kütüphaneden yararlanma, süreli veya süresiz yayınlardan yararlanma hakkı, telefon ile haberleşme hakkının yanı sıra radyo, televizyon yayınları ile internet olanaklarından yararlanma hakkını da kullanamamaktadır. Hakeza mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı, muayene ve tedavi istekleri de yasalara aykırı bir şekilde engellenmektedir. Beslenme, sağlık denetimi, hastaneye sevk, ziyaret hakkı, spor ve fiziki faaliyetler, diğer hükümlülerle görüş hakkı en asgari haklardan olup söz konusu haklar kati bir surette yerine getirilmemektedir.
En etkili aktördür
Tüm bunların yanında kuşkusuz ki Abdullah Öcalan’ın rolü ve misyonu oldukça önemlidir. Yakın tarihte Türkiye toplumu çözüm sürecinde de gördü ki, Abdullah Öcalan çatışmalı süreci durdurulabilecek, diyalog ve müzakere ile Kürt sorunu çözülebilme noktasında ülkenin en etkili aktörü durumundadır. Leyla Güven’in talebi çok açık ve nettir. Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümünde ‘en önemli ve en etkili aktör’ olduğu siyasetle ilgili her kesim tarafından kabul edilen Abdullah Öcalan’a yönelik mutlak tecrit ve izolasyon uygulamasının sona erdirilmesini istemektedir.
Kritik eşiği aştı
Leyla Güven’in açlık grevi eylemi; bugün (dün) itibariyle 75. gününe girmiş olup kritik eşiği aşmıştır. Artan sağlık sorunları nedeniyle son iki haftadır avukat görüşüne çıkmakta zorlanmaktadır. Açlık grevinde olan Leyla Güven, çok ciddi sağlık sorunları yaşamakta, vücudunda geri dönüşü olmayan hasarlar oluşmaktadır. Ciddi kilo kaybı, yoğun eklem ve baş ağrısı, vücutta uyuşma ve dönemsel kramplar, tansiyonun düzensizliği, mide bulantısı ve mide krampları, baş dönmesi ve ağrıları, ses ve ışığa karşı aşırı hassasiyet, vücudun sıvı tüketimini reddetmesi şeklinde sağlık sorunları baş göstermiş ve sözüne edilen sağlık sorunları giderek kronik bir hal almış durumdadır.
Her yönüyle meşrudur
Leyla Güven’in süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemi ve talebi bu anlamıyla insani, vicdani ve hukuki bir içeriğe sahiptir ve her yönüyle de meşru bir eylemdir. Barışçıl bir eylem türü olan ‘açlık grevi’ eylemleri Anayasa’nın 26. maddesine göre ‘düşünceyi açıklama ve yayma’ hürriyeti kapsamında değerlendirilmelidir. Çünkü açlık grevi yapan kişi ya da kişiler düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim dışındaki bir yolla tek başlarına veya toplu şekilde açıklamakta ve bu yöntemle yaymaktadırlar. Bu çerçevede bu eylemlilik türü düşünceyi açıklama ve yaymanın meşru yollarından birisi olarak kabul görmektedir.
Devlet talepleri değerlendirmeli
Leyla Güven’in açlık grevi eylemi ile birlikte Türkiye’deki çeşitli cezaevlerinde başlayan eylemler devam ediyor. Açlık grevlerinde, devletin yaşatma sorumluluğu birinci planda olduğundan; açlık grevlerinde dile getirilen talepleri değerlendirmek ve buna göre koşulları iyileştirmek de devletin görev ve sorumluluk alanına girmektedir.”
Dilekçenin son kısmında Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’nun milletvekillerinden oluşan bir heyetle İmralı Cezaevi’ni ziyaret ederek, ziyaret sonuçlarını kamuoyuyla paylaşması talep edildi.