Bir grup tıp öğrencisi tarafından 1968’te Frankfurt’ta kurulan ve dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan savaş, kıtlık, açlıktan kaynaklı sağlık desteği sağlayan ve yeniden inşa projeleri yapan Medico İnternational, 1997 yılında Nobel Barış Ödülü’ne layık görüldü.
Rojava’nın yanı sıra Türk devletinin yıktığı Şırnak’ta inşa edilen „Umut Evleri“ projesinde yer aldıklarını söyleyen Medico İnternational’in Kürdistan ve Türkiye çalışmaları sözcüsü Anita Starosta, „insanların bizim çalışmalarımızdan haberdar olmaları bizi derinden sevindiriyor“ diyor.
NİHAL BAYRAM / FRANKFURT
Çalışmalarından ötürü Nobel Barış Ödülü’ne de layık görülen kuruluşu 50 yıl öncesine dayanan Medico İnternational son 3 yıldır ise Kürdistan’daki sosyal projeler ile sağlık ve yeniden inşa çalışmalarına destek sunuyor.
Medico İnternational nasıl bir kurum, ne tür çalışmalar yapar? Kürdistan’da şimdiye kadar ne tür çalışmalar yaptı? Güncel projeleri nelerdir? Ülkelere ilişkin tespitleri nelerdir, karşılaştıkları engeller var mıdır? Bunlar ve merak ettiğimiz daha birçok sorunun cevabını Medico İnternational’ın Türkiye, Rojava ve Güney Kürdistan sözcülüğünü yapan Anita Starosta ile konuştuk.
Medico international’in 50 yıllık bir geçmişi var. Hangi amaçla böylesi bir organizasyon oluşturuldu? Nasıl bir bakışla çalışmalarını yürütüyor?
Medico İnternational, 1968 yılından bu yana zor durumda olan insanlara yardım ediyor, yoksulluğun ve dışlanmanın yapısal nedenlerini ortadan kaldırmak için çalışıyor. Kara mayınların yasaklanmasına ilişkin yürüttüğü uluslararası kampanyayla ise 1997 yılında Nobel Barış Ödülü’nü aldı. Küresel olarak dışlanmış ve marjinalleşmiş olanlar ile dayanışma içerisinde olan Medico, insanca yaşam koşulları, sağlık ve sosyal adaletin sağlanması için çaba sarfetmekte. Hedefi sadece yoksulluğu, sefaleti ve şiddeti azaltmak değil; ortaya çıkış sebeplerini görmek ve üstesinden gelmektir. Çünkü dünyamız eksik ve az yardımdan dolayı sıkıntı yaşamıyor. Dünyamız, her geçen gün daha çok yardıma ihtiyaç duyacakları yaratacak etkenler yüzünden sıkıntı yaşamaktadır. Medico’nun genel prensibi, bu etkenleri ortadan kaldırmaktır.
Anita Starosta
Medico, 1968 yılında bir grup tıp öğrencisi tarafından kuruldu. O yıllarda bu öğrenciler Almanya’nın Frankfurt kentinde Nijerya’nın güneydoğu bölgesindeki Biafra’da kıtlık, açlık ve sefaletten dolayı mağdur olan insanlar için ilaç topluyorlardı. Medico’nun çalışmaları şiddet ve savaş politikaları nedeniyle oldukça yoğun ancak şöyle bir gerçekte var: Yaşanan şiddette kullanılan silahlar çoğu zaman Almanya’yı işaret ediyor. Örneğin; 80’li yılların sonunda Irak askerleri Halepçe’de Kürtlere karşı katliam yaptı. O katliamda Almanya’da üretilmiş olan zehirli bir gaz kullanılmıştı. Medico bununla ilgili olarak hem ölümlerin yaşandığı bölgelere yardım ve yeniden inşada aktif destek sağlarken, diğer taraftan bu katliamdan kısmende olsa sorumlu olan Almanya’daki o şirketlerin, katliamın kurbanları olan Kürtlere tazminat ödemesi için çaba sarfetti.
Medico nasıl bir örgütlülüğe sahip? Yardım çalışmalarını uluslararası kurumlarla ortak mı yürütüyorsunuz?
Medico’nun merkezi, kuruluşundan bu yana Almanya’nın Frankfurt kentinde bulunmaktadır. Bir yıldır ise Frankfurt/ Osthafen’deki Medico-Haus’tayız. Bu ev, Medico Vakfı tarafından inşa edidi. Zemin katında çeşitli etkinlikler gerçekleştiriliyor. Medico dünya genelinde yerel ortaklar tarafından desteklenmektedir. Yani dünya çapında çeşitli organizasyon ve aktörlerle ortak çalışmaktadır. Şunu belirtmek gerekiyor: Bizler Almanya’dan yardım malzemeleri veya proje ihraç etmiyoruz. Bizler sorun yaşayan o ülkelerde ve kentlerdeki yerel yapıları ve inisiyatifleri destekliyoruz. Bizim ortaklarımız yerellerdeki yetkin kurumlardır. Ve bu yetkin aktörler daha iyi yaşam koşulları için kendi yardımlarını kendileri organize ediyorlar. Özellikle bir insan hakkı olan sağlık için kendileri çeşitli şekillerde mücadele veriyorlar. Yani biz Medico olarak sorunlu ülkelerde yaşamakta olan arkadaşlarımızın/ortaklarımızın yerel çalışmalarını, projelerini ve çabalarını destekliyoruz. Bundan dolayı, Ramallah ve Managua da dahil olmak üzere başka yerlerde herhangi bir ofisimiz veya temsilciliğimiz yok. Biz ortaklarımız ile dayanışma ve ilişki içindeyiz.
Siz Medico’nun Kürdistan ayağından sorumlusunuz. Oradaki güncel çalışmaları hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Medico’nun Türkiye, Kuzey Suriye ve Kuzey Irak’taki yani Kürt bölgelerindeki projelerinden sorumluyum. Kuzey Suriye’de güncel olarak Qamişlo kenti yakınlarında 100 bin kişiye sağlık hizmeti sunacak olan hastahanenin ek inşaatı için çalışma yürütüyoruz. Efrîn’den çıkmak zorunda kalan ve Şehba bölgesinde sıkışan mülteciler için acil yardım önlemleri alıyoruz.
DAİŞ’ten kurtulan Rojava’daki mülteciler için de acil yardım önlemleri uyguluyoruz. Rojava’da sağlık sisteminin kurulması için de yardım ediyoruz. Sosyal etkinliklere de destek oluluyoruz. Örneğin; Irak Kürdistan’ında geçen yıl Kifri isimli bir küçük kentte bağımsız bir gençlik festivali düzenlemiştik.
Türkiye ve Kürdistan’daki hangi örgüt, inisiyatif ve gruplarla beraber çalışıyorsunuz? Karşılaştığınız zorluklar var mı?
Kuzey Suriye’de özyönetimlerin sağlık koordinasyonu ile beraber çalışıyoruz. Acil yardım durumlarında Kürt Kızılayı orada ilaçların dağıtılmasını ve insanların sağlığa erişimini organize ediyor.
Türkiye’de bizim birlikte çalıştığımız Rojava Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği 2016 yılında KHK ile kapatıldı. Geçen yıl ise Türkiye’de yıllardır beraber çalıştığımız iki arkadaşımız tutuklandı. Haklarında sözde ‘terörist’ bir kurumla bağlarının olduğu, Erdoğan’a hakaret gibi keyfi suçlamalar yapıldı.
Bunun yanı sıra Türkiye’de yakın olduğumuz ve bizim yereldeki projelerimizi destekleyen çok sayıda insan, Türk makamlarının baskılarına maruz kalarak mağdur edildi. Örneğin; HDP’li milletvekili Leyla Birlik ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Diyarbakır Cezaevi’nde açlık grevini sürdüren HDP Milletvekili Leyla Güven ile de 2017 yılında Diyarbakır’da bir araya gelebiliyorduk. Kendisinin de bizzat desteklediği yereldeki Medico projeleri üzerine konuşabiliyorduk.
Kürdistan’da devlet eliyle yerle bir edilen kentlerde yürüttüğünüz „Umut Evleri“ projeniz hangi aşamada?
Yaklaşık üç yıl önce Türkiye’nin güneydoğusunda bulunan kentlerde gerçekleşen çatışmalar enasında 500 bin insan evlerini kaybettiler. Onların bir çoğu hayatlarında ilk defa evsizliği, barksızlığı yaşamıyorlar. 1990’ların başında da bu insanlar evlerinden, yaşam alanlarından sürgün edilmişlerdi. O yıllarda köylerde bulunan evlerini kaybetmişlerdi ve kentlere kaçmak zorunda kalmışlardı.
Üç yıl önce yıkılan ve yerle bir edilen kentlerin yeniden inşasını ise Toplu Konut İdaresi TOKİ tarafından gerçekleştiriyor. Şırnak, Cizre, Sur ve Diyarbakır’ın eski yerleşim yerleri örneğinde olduğu gibi TOKİ bu gibi Kürt kentlerin büyük bir kısmını tümden yıktırdı. Bu yıkılan evlerin üzerine kurulan yeni evler ise önceki ev sahipleri için alınmayacak yükseklikte bir fiyat ile satışa çıkarılmış. Aynı zamanda Kürt toplumunun asıl geleneksel yaşam tarzına uymayan bir sosyal alt yapı ile inşa edilmişler.
Bizler Medico olarak bundan dolayı „Umut Evleri“ isimli kampanyayı hayata geçirdik. Ve 1,5 yıldır, Şırnak’tan çıkmak zorunda bırakılan ve bize başvuran toplam 1.000 aile için inşa edilen evleri desteklemekteyiz. Bunun için çevre köylerde yaşayan köy sakinlerinin arazileri bize gönüllü olarak devredildi. Mağdur olan 1.000 aile içerisinden kimileri başka yerlerde de arsa sahibiydiler. Şırnak’ın çeşitli temsilcilerinden oluşan yerel bir komite bu evlerin inşası, ailelere inşa malzemelerin dağıtımı ile ilgileniyor. Önce acil ihtiyacı olan ailelere, ev inşası için malzemeler verildi. Bir yol haritasına bağlı kalınarak bu aileler kendi evlerini kendileri inşaa ediyor. Bugüne kadar toplam 600 ev inşa edilebildi. Kimi aileler kendilerini geçindirebilmek için evlerinin yanlarına küçük bahçeler de yaptılar. Yıkım öncesi komşu olanlar bu yeni inşaalarda yan yana geldiler ve evlerini beraber inşaa ettiler. Türk devlet güçlerinin göz dağı ve korkutma çabalarına rağmen evlerin temelleri dökülüyor ve duvarlar örülüyor.
Yeni projeler de var mı?
Kolektif bir çiftçilik kurma fikri vardı. Bu gerçekleşebilecek mi henüz kesin değil. Bizler bağış toplamaya ve geri kalan ailelere yardım etmeye devam ediyoruz. Burada sorun sadece başın üzerinde bir çatının olması değildir. Buradaki hedef, dinsel ve etnik dokulardan uzak özgün ve demokratik bir yaşam inşaa etmektir.
Şehba görmezden geliniyor
Şehba bölgesinde 100 bin insan mahsur. Dönüş imkanlarını bekliyor. Fakat Türk işgalcileri altında olan Efrîn’e dönüş bir seçenek değil. Kürt Kızılayı çalışıyor. Uluslararası yardım ise yok denilecek kadar az.
Rojava’da ve Şehba bölgesinde de projeleriniz var. Onlardan biraz bahseder misiniz?
Kuzey Suriye’deki güncel gelişmeler bizleri çok fazla endişelendiriyor. Rojava’daki insanlar için bu yılın nasıl geçeceğini kimse öngöremiyor. Efrîn’e uygulanan Türk işgalinden bu yana Medico, Kürt Kızılayı’nın Efrîn’den kaçmak zorunda bırakılan insanlar için gereken ilaçları temin etmesi için yardım ediyor. Güncel olarak halen Şehba bölgesinde 100 bin insan mahsur kalmıştı. Onlar dönüş imkanlarını bekliyor. Fakat Türk işgalcileri altında olan Efrîn’e dönüş bir seçenek değil. Kürt Kızılayı ve sağlık çalışanları mağdur edilen insanları tedavi ediyor. Uluslararası yardım ise yok denilecek kadar az.
Ücretsiz hastahane
Cizre Kantonu’nda Qamışlo’ya yakın olan Tirbespî’de Medico İnternational olarak bir hastahanenin sıhhi tesis sistemlerinin yapımı, ekipman ve cihazlandırmasında destek sunuyoruz. Terk edilen hastahanelerdeki elektrik ve su bağlantıları tekrar kurulmalı. Acil servis, röntgen istasyonu, laboratuvar ve çok sayıda hasta odaları bu iki katlı binada kurulacak. Ayrıca Medico, bir anne-çocuk istasyonunun kadın kastalıkları ve doğum bölümünü kurmakta. Açılışı şu an için en önemli önceliktir. Çünkü 100 bin insan için bu hastahane ücretsiz olup, aynı zamanda iyi bir sağlık bakımı görebilmek için tek imkan olacaktır. Kuzey Suriye’deki siyasi duruma rağmen hastahaneyi yenilemeye devam etme kararı var. Çünkü kentsel alt yapı her durumda gerekecek.
Projelerinizi hayata geçirirken Almanya’daki demokratik çevrelerden bir beklentiniz oluyor mu?
Bizler tabiki doğrudan beklentilerimizi dile getiremeyiz ve getirmek de istemiyoruz. Buradaki insanların bizim çalışmalarımızdan haberdar olmaları bizi derinden sevindiriyor. Kurumsal sayfamızda (Homepage) yayınladığımız, sosyal medya kanalları üzerinden paylaştığımız bilgileri paylaşmaları bizim için sevindiricidir. Sosyal medya paylaşımları üzerinden ortaklarımızın çalışmaları hakkında da güncel bilgi sahibi olabilirler. En pratik yardım tabiki bağış yardımıdır veya bağış kampanyaları düzenlemektir. Bu konuda yardımcı olabiliriz.
Ayrıntılı bilgi için:
https://www.medico.de/kampagnen/haeuser-der-hoffnung/
https://www.medico.de/projekte/tuerkei/
https://www.medico.de/rojava/