Yaşananlar hanidir vicdan terazisine sığmaz oldu. Yarası bir türlü kapanmayan bu coğrafyada barışın mayası tutmadı bir türlü. Yara daha derine indi. Çözümün bünyesine gerilen bu habis doku giderek kalınlaşıyor.
Oysa tarih bizlere, temel insan hakları için mücadele eden toplumsal uyanışın çağ dışı yöntemlerle, yasaklarla ve yasalarla bastırılamayacağını defalarca göstermiştir.
Her ne kadar barıştan ve sağduyudan söz ediyorsa da kimileri hala savaş tamtamları çalmayı sürdürüyor. Savaşseverlerin operasyonlarından, uçak seslerinden, medyadaki naralarından barışın sesi duyulmuyor. Bilgi kirliliği ve savaş dili, barış umutlarını tehdit etmeye devam ediyor.
'Barış' sözcüğünden korkanlar, bunu kullananları ‘hain'likle suçluyor artık. Vatanseverlikle, savaşseverliği birbirine karıştıran savaş tacirleri ortalığı velveleye verip ülkeyi ateşin içine atmaya çalışıyor. Bunun başını da Erdoğan ve sahibinin sesi medya çekiyor.
***
Yönetime seçimden seçime değil de her gün katılmanın tek aracı medyadır. Çünkü medya yönetilenler ve yönetenler arasındaki tek iletişim kanalıdır. Bugün Türkiye'de medya tarafsızlığını yitirmiş ve algı yönetiminin bir aracı haline getirilmiştir.
Gerçek bilgileri yalanlarla karıştırmak veya gerçek bilginin sadece bir kısmını vererek yanlış yorumlarla bilgiyi kendine göre yorumlayıp çarpıtmak yaygın dezenformasyon taktiklerinden oldu hep. Eğer hedef kitle bu tip kontrolden etkilenebilecekse uygulanan diğer bir teknik, gerçeklerin gizlenmesi veya sansürlemedir.
Kokuşmuş politikaların yalan ve çarpıtma üzerine kurulduğu bu kuşatma düzenine karşı gerçekleri yazmaya çalışan demokrat basının sesni kısmaya çalışan yine bu anlayıştır. 'Dezenformasyon' yapanlara ses çıkarılmazken gerçeği bulmaya ve ortaya çıkarmaya çalışanların kaynakları kapatılıyor, muhabirlerine saldırılıyor, sözgelimi şehit ailelerinin karşı söylemleri duyulmasın diye cenaze törenlerine alınmıyor.
Okuduğumuz gazeteye, dergiye, izlediğimiz tv'ye, dinlediğimiz radyoya, tıkladığımız internet sayfalarına eleştirel gözle bakabilmeliyiz. Eğer buralardaki bilgileri mutlak doğru kabul edersek fikir altyapımızı sağlam ve sağlıklı inşa edemeyiz.
Barış konusunda inisiyatif almak şöyle dursun bu tür yaklaşımlara şüphe ile bakan, her türlü ırkçılığı ve şovenliği zihinlerde canlı tutmayı milliyetçilik sayanlar varacakları menzilde mezar taşlarından başka bir şey göremeyeceklerdir.
Hayatın tıkandığı böyle anlarda vicdan ve yürek sesine kulak kabartıp hayatı harekete geçirecek ve sürükleyecek erdemli eylem ve söylemlerimizle, var olduğumuzu, var kalacağımızı tüm benliğimizle göstermeliyiz. Geçmişin değerleri ve metotlar yetersiz kaldığında, yeni değerler yaratmak, yeni yöntemler geliştirmek gerekir. Görünen o ki bugün artık hayat bizden yeni tanımlar, anlamlar, yeni roller ve hamleler bekliyor.
***
Ve bir çağrı: İşte yine, yeni bir "Dünya Barış Günü"nün arifesindeyiz. Tam da böyle bir günde PKK'nin tek taraflı da olsa bir çatışmasızlık, bir ateşkes ilan etmelsiniin anlamlı olacağını, tüm oyunları bozacağını düşünüyor ve diliyorum.