• Katledilen oğlunun mezarını 25 yıl aradı, devletin tüm baskılarına rağmen Kürt halkının mücadelesinden bir gün olsun vazgeçmedi. Mehmet Ali Aksu'nun, baskı, acı ve direnişlerle dolu ömrü bir Newroz günü son buldu.

 

TİJDA YAĞMUR

Mehmet Ali Aksu, katledilen oğlunun mezarını 25 yıl boyunca aradı. Devletin ağır baskılarına rağmen tüm ömrünü Kürt halkının mücadelesine adadı. 80 yıllık yaşamı, bir Newroz günü son buldu.

Çocukluğundan itibaren zincirleri kırarak kendi devrimini yaratan koca bir çınardı Mehmet Ali Aksu. Bir devrimci, din alimi, kanaat önderi, şehit babası, barış savunucusu ve Kürt dili aşığıydı. Botan’ın sarp ve çetin coğrafyasında, Eruh’ta dünyaya geldi. Küçük yaşta eğitim için Van’a göç etti. Kürdistan için mücadeleye inandı. Bu nedenle her grup ve örgüt onun ilgisini çekti. Gençliğinde DDKO’da yer aldı.

25 yıl boyunca aradı

PKK öncülüğündeki Kürt Özgürlük Hareketi’nin ivme kazanmasıyla beraber oğlu Serhat Aksu mücadeleye katıldı. Serhat, 4 Mayıs 1990’da Kars Kağızman’da 5 yoldaşıyla beraber şehit düştü.  Serhat’ın şehadeti Van’da büyük yankı uyandırdı. Aile içinden onlarca genç Serhat’ın izninden mücadeleye katıldı. Oğlunun şehit düşmesinden sonra Mehmet Ali Aksu’nun evine karakoldan bir mektup gönderildi. Karakola gittiğinde, kendisine kanlı bir gömlek ve tek bir ayakkabı verildi. 25 yıl boyunca oğlunun mezarını aramaktan vazgeçmedi. 2015’te Kağızman’da bulunan toplu mezarda yapılan DNA eşleşmesiyle oğluna kavuştu.

 

Özgür Gündem muhabiri Serap

Van’da bulunduğu dönemde defalarca göz altına alındı. Devletin baskılar nedeniyle 1989’da ailesiyle birlikte İzmir’e göç etti. Orada mücadelesine kaldığı yerden devam etti.

Bu süreçte kızı Serap Aksu 90’lı yıllarda özgür basın geleneğinin öncülerinden oldu. En çetin dönemlerde Özgür Gündem’de muhabirlik yaptı. Defalarca işkence gördü, ancak yine de gerçeklerin peşinden gitmekten vazgeçmedi. Özgür Gündem’de Serap Aksu imzalı birçok haber yayımlandı. Serap Aksu, 18 Ağustos 2024’te kolon kanseri nedeniyle İzmir’de hayatını kaybetti.

Serap Aksu(sağdaki)

HEP’in kuruluşunda

Mehmet Ali Aksu ve kızı Serap Aksu, 1990’lı yıllarda HEP örgütlenmesinde yer aldı. Serap, bir gün göz altındayken polis tarafından hiç tanımadığı bir kuzeni ile karşılaştırıldı. Kuzenini daha önce hiç görmemişti. Bu olayı babasına anlattığında, aile bağlarının giderek zayıfladığını ve dağılma hissini derinden yaşadı. Bunun üzerine aile bağlarını güçlendirmek amacıyla ayda bir aile toplantıları yapmaya başladı.

Mehmet Ali Aksu(sağdan ikinci)

İzmir MKM’nin açılışında

Mehmet Ali Aksu’nun evi kısa sürede İzmir ve çevresindeki Kürt sanatçı, yazar ve aydınların buluşma noktası haline geldi. Bu ortam, Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) İzmir Şubesi’nin kurulmasına zemin hazırladı.

1990’lı yılların başında MKM’nin faaliyetleri, uzun yıllar baskılanan Kürt kültürü açısından önemli bir dönüm noktası oldu. İzmir’de açılan şube, sanatçılar ve kültürel üretim için bir merkez haline geldi.

Mehmet Ali Aksu(sağdan ikinci)

Ayşe Şan’ı ikna etti

MKM’nin kurulması büyük bir heyecan yarattı. Mehmet Ali Aksu, hem kurumun çalışmalarında yer aldı hem de sanatçıların bir araya gelmesine öncülük etti. Bu süreçte Kürt sanatının önemli isimlerinden Ayşe Şan’ı MKM çalışmalarına katılmaya ikna etti.

Böylece Ayşe Şan’ın son dönem kayıtları İzmir MKM’de gerçekleştirildi ve bu kayıtlar kültürel açıdan önemli bir miras olarak kaldı.

Mehmet Ali Aksu(sağdan ikinci)

Yurtsever bir Mele

Mehmet Ali Aksu, geleneksel Kürt medreselerinde aldığı icazetle Kürtçe vaazlar da verdi. Güçlü hitabetiyle tanınan Mele Mehmet Ali Aksu konuşmalarında farklı inanç ve toplum bileşenlerine saygıyı, toplumsal barışın, birlikte yaşamın ve gelişmenin esası olarak gördü. Bu anlayışla İzmir’deki Alevi toplumunun da sevgisini ve saygısını kazandı.

Toplum içindeki güçlü etkisi nedeniyle 90’lı yıllarda sık sık Hizbullah tarafından telefonla tehdit edildi. Buna rağmen cesaretinden ve inandığı değerlerden asla vazgeçmedi.

Lê lê dayîkê!

Bunca baskı, acı ve kayıp koca çınarı yürüdüğü yoldan alıkoymadı. Çevresinde sarsılmaz bir irade, güçlü bir karakter ve dik duruşlu bir insan olarak tanındı. Küçük bir aile sırrı vardı. Kimsenin olmadığı her anda sığındığı kilamı 'Lawikê Metînî’si vardı.1960’larda Erivan radyosunun emektar dengbêjî Karapêtê Xaço’dan duymuştu bu kilamı. Her yalnız kaldığında annesine seslenir gibi söylemeye başlardı:

Lê lê dayikê heyranê de tu rabe

Bi xwe ke bi xwedê ke roja şemiyê

Serê mi bişo û xemla min li min ke

Mehmet Ali Aksu

Newroz günü veda etti

Hayatı boyunca anne özlemi içerisinde yaşadı ve bu hasretini hiçbir zaman gizlemedi. Belki de anne sevgisini halkında ve mazlum insanların mücadelesinde aradı.

Bazı tesadüfler insanın ruhuna dokunur. Ölüm raporunda yer alan ölüm saati ve tarihi insanı derinden etkiliyor.

Mehmet Ali Aksu tam tamına 21 Mart 2026’da saat 00:00 yani Newroz gününün ilk saniyelerinde, 80 yaşında İzmir’de hayata veda etti.