Eminim ki sizi burada en çok şaşırtan 43 kişinin nasıl bu kadar umarsız kaybedilebilmesi. Bir otobüs dolusu kişi kaybedilirse, ne oluyor diye kimse bize sormaz diye, hiç kimsenin aklına gelmedi mi? Tam bir 'kötülüğün sıradanlaşması’ durumu bu. Meksika’da her gün, ortalama 80-85 kişi kadar ölüyor. Bunun içinde yukarda yazdığım gibi hiç bir zaman ortaya çıkmayan toplu mezarlar ya da küvet içinde asitte eritilenler filan yok. Resmi cinayet rakamları bunlar.
Meksika’dan ABD’ye kazılmış, içlerine havalandırma teşkilatı, soğutmak için klimalar döşenmiş tünellerle taşınan daha çok ve en karlısı kokainin taşındığı bu milyarlarca dolarlık narco-trafiğin önlenemez cinayetleri, bu 'kötülüğün sıradanlaşmasının’ ilk dereceden aktörleri. Ayrıca kaçak işçilerin sırtlarına ölüm tehditleriyle yükledikleri ve taşımadıklarında iki- üç otobüs insanı öldürdükleri, kamyonlarla, tırlarla, uçaklar ve hatta denizaltılarla sürdürülen bir ekonominin yarattığı bir sıradanlaşma bu.
Bu Meksika öyküsünü uzakta devam eden bir film öyküsü olarak görmeyin. Meksika kokainin ABD’ye son geçiş noktası, Türkiye eroin’in Avrupa Birliği’ne geçişinin son noktasıdır. Bu yüzden özellikle bir politik savaşın sona ermesi ile eğer barış iyi örgütlenemezse, her gün ölen insan sayısı politik bir savaşta ölen insan sayısının iki katına ulaşır. Bu yüzden Kürt Özgürlük Hareketi’nin önerdiği komünler, kolektifler, kooperatifler sadece güzel bir ütopyanın inşası değil, bütün toplumun daha da cinai bir ekonominin içine düşmesinin engelellenmesinin tek yoludur. Yani içinde eşitlik ve özgürlük olmayan bir 'barış’ Meksika’nın bugünkü durumundan pek farklı olmayacaktır.
Meksika bize yakın geleceğimizden işaretler veriyor, cinai ekonomi ya da Zapatista komünleri ve sarayların şenlikli tutuşmaları.