Müşkülattayım..! Bedenim nerede, ruhum nerede? Niye yırtılmaz gözleri kör eden perde..? Varlığım bunalmış, bir garip cenderede..! Bedelse ödendi „Bezm-i elestten“ beri… Yolundu sakallar, yüzüldü deri!.. Aşk ile çağırdı Zerdeşti Qal..! Niye bitmez bu nifak, bu infial?.. İbrahim, Nemrut’a isyankar, aşkı insandı; bir de riyasız yaşanacak özgür vatandı! Nice kıyım, katliam, büyük tufanlar… Yeniden var oldu tükenen canlar.
„Muhayyel Kürdistan burada meftundur!“ sözünün söylenmesinden sonra çok kıyım yaşandı. Mazlumun kanı, kendi bedenini derelerde, ırmaklarda sürükledi..! Pirler, şeyhler, beyler, mirler az direnmedi! Lakin „Bakar kör gözler“ inkardan, vicdansız beyinler „İmhadan“, merhametsiz iktidarlar „Katliamdan“ vazgeçmedi..! Şimdi, „Zulmün“ karşısında İbrahim, „İttifakın“ çatısında Ehmedê Xanî olma zamanıdır. „Oyunlarla başa çıkamaya“ direnen Pir Seyit Rıza ile Şex Said’i buluşturma zamanıdır.
Kemal Pir, Mazlum Doğan’a yoldaş, Haki Karer, Hayri Durmuş’a haldaş, Sema Yüce ile Andrea Wolf kardeş olandan beri „Makus talih“ değişirmiş dedi „Hökümatın kırro“ dediği „Dağlı Türkler.“ Yoldaşlar ve Haldaşlar hakikati inkar etmedi. Hakikat, „Önceden yaşanandan ders çıkarmaktı.“ Dersin bedeli ağır oldu! Daha da ağır olacağa benzer..! Ama Ehmedê Xanî’yi anlayınca insan, kendini Mem, özgürlüğü de Zin olarak görüyor… Mem û Zin’in arasına çok Beko’lar girdi..! Artık Beko’yu da Bekoları kurgulayanları da büyük bedeller pahasına olsa da tanıdı „Dağlı Türkler!!!“ Bu minval üzere Ehmedê Xanî’nin „İttifak özlemini“ gerçekleştirmek dileği ile bir araya geldi Diyarbekir’de.
Aha ben de gitmişem bu qonferansa! Sizin qırıx dediğiz Xançepek’li Mıho olmuşam. Siz bilmisez..! Vallah Xançepekli Mıho da haqiqati öğrenmiştir. Dinlemişem qonişanlari. Özledigim şeyleri söyliler. Ne zaman özlediğim şeyler aklıma gelse bir Ayşo’yu, bir de Kürdistan’ı xatırlaram…
Hevsel Bahçeleri’ne can veren Dicle’ye yamaçtan bakan otelin terasındayam. Demincek „Yıllar da geçse demincek“ Mıgırdıç Margosyan diye top saqalli biri, (inamiysez baqın sakali de beyazdir.) „Oturum mu“ ne diyiler?.. İşte oni yönetirken „Gavur Mahlesinden“ söz etti. Ben ne bilirem, yolunuza ölem, garibem! Meğer otel „Gavur Mahlesinde Fılle’nin bağına yapılmış!“ Harami diyimiş „Kim yedi Fılle öldüre Vallahi cennetliktir.“ Ben bu sözü duyanda „Aha“ demişem „Bu „Fılle“ler bizdendir.“ Odur ki „Kim yedi Kızılbaş öldüre, o cennetliktir!“ lafını bilmiyem sanisiz?...
Babo müşkülattayam! Ya derdime derman, ya qatlime ferman! Aha bu Dicle’ye yamaçtan baqan otelin çiçekle bezenmiş saloninda kimi arıysaz var..! Kürdün Kızılbaşi, Müsülmani, Ezdisi… Ee bunlar olir da ha qurban, Kürdistan’in Süryanisi, Mehellemisi olmayanda ayıp olmaaaz…? „Demişiz“ lo onlari da çaxırax. Biz „İnsan seviyik, insan haqlarına saygılıyıx haaa..! Billahi yazıgımız gelmiştir. Demişiz ula Fılleler de gele, Kızılbaşlar da gele, Ezdiler de ji gele… Nolur ki?“ Bir şey de olmamiştir!!! Siyasetciler bilem vardir salonda. İnanmisez gelin baqın kavga neyin bilem etmemişler..! Size bi şey diyeeem? Vallahi yüreğim küt küt atiyır aha şu komşi kızı Ayşo’yu sevmişem de diyememişem ya, billah onun kimin!.. Ben „Siyaset“ bilmezem! „Baxam hele bir görem ne konişiy bu yabandan gelenler? Ben de bir şey örgenirem.“ Derken, gendime demişem „Yoxsam Kürdistan’ı sevmek de Ayşo’yu sevmek kimindir…? Aha bu konişanlar Kürdistan diyende yüregim Ayşo’yu görmüş kimin çarpiyi!
Ben hala anlamışam niye „Kürdistan“ demek suçtır?.. Niye Başbaqan Arap qardeşlerimize „Bahar“ götüriy de bize kış tufanı kimin bomba ve gaz yagdırir…? Ha bir de unuttum saniz degil…? O qonferansta partiler, qurumlar (Sivil mi ne?) herkes konuşiydi. Bizim çox sevdigimiz, „Halklar qardeş olsun“ diyen yoxti..! Axlıniza yanam. Gedın oni adadan getırın. Kürdistan’ın da Türkiye’nin de birlıxını saxlayacax vallah odır..! Ehmedê Xanî’nin vasiyetinden Mem û Zin aşkıyla barışı sağlayacak da odur…