
Almanya'nın dün üç eyaletinde yerel parlamento seçimleri yapıldı. Baden Württemberg, Rheinland Pfalz ve Saksonya-Anhalt eyaletlerinde milyonlarca seçmen eyalet milletvekillerini seçmek için sandığa gitti. Üç eyaletin toplam seçmen sayısı yaklaşık 13 milyon. Bu yüksek rakam nedeniyle üçlü eyalet parlamentosu seçimleri "süper pazar" veya "süper seçim" olarak adlandırıldı.
Kürt adaylar da yarıştı
Baden-Württemberg eyaletinde yarışan adaylar arasında Kürtler de vardı. Sol Parti'den (Die Linke) seçime giren Kürt aday Gökay Akbulut'un seçilme ihtimali var. Eğer Sol Parti yüzde beşlik seçim barajını geçebilirse, Mannheim birinci bölge adayı Akbulut da parlamentoya girebilecek. Sol Parti'den bir diğer aday ise Erzincanlı Hazal Rakip'ti. 27 yaşındaki Rakip, Wiesloch'dan seçime girdi. Ayrıca İdilli Rausan Öğer de Sol Parti'nin Kehl adaylarındandı. Rheinland Pfalz'da ise Dersimli Kemal Gülçehre Sol Parti'nin listesinden eyalet parlamentosuna girmek için yarıştı.
Merkel için referandum
Eyalet seçimleri Başbakan Angela Merkel’in mülteci politikası konusunda bir referandum olarak görülüyor. Zira her üç eyalette de 'mülteci krizi' seçim kampanyalarının bir numaralı konusuydu. Uzmanlara göre seçimler Merkel’in siyasi kaderini ve gelecek yıl yapılacak genel seçimlerin de yönünü belirleyecek. Uzmanlar seçmenin aslında halihazırdaki mülteci politikalarını oylayacağı görüşünde birleşti ve söz konusu seçimlerin Merkel için de ciddi bir sınav niteliği taşıdığına dikkat çekti.
Partisi de muhafet de tepkili
Mülteci politikası nedeniyle Avrupa’da giderek yalnızlaşan Merkel, ülke içinde, hatta kendi partisi içinde de artan muhalefetle karşı karşıya. CDU'nun muhafazakar kanadı, 'sığınmacılara açık kapı’ politikasında ısrarlı olan Merkel'e tepkili. Kardeş parti Hıristiyan Sosyal Birlik (CSU) ise Merkel’i izlediği mülteci politikası nedeniyle Anayasa Mahkemesi’nde dava etme tehdidinde bulundu. Yeşiller ve Sol Parti gibi muhalefet partileri de Merkel’in Avrupa Birliği'nin (AB) tüm değerlerini bir tarafa bırakarak ve insan hayatını hiçe sayarak, tank ve topla Kürt sivilleri katleden Türk devleti ile anlaşmasına ön ayak olmasına büyük tepki gösteriyor.
CDU'nun oyları düştü
İçerde ve dışarda eleştiri oklarının Merkel’e yönelmesi ise partisi Hıristiyan Demokrat Birlik’in (CDU) oylarının düşmesine neden oluyor. Yapılan son anketlerden çıkan sonuçlara göre CDU ve koalisyon ortağı Sosyal Demokrat Parti'nin (SPD) ağır oy kaybına uğraması ve aşırı sağcı oylarda büyük oranda yükselme bekleniyor. Uzmanlara göre 17-18 Mart'ta düzenlenecek AB zirvesi öncesi partisinin sandıktan oy kaybıyla çıkması Merkel'in de zirvede elini zayıflatabilir.
AfD yükselişte
Ülkede yaşanan tartışmalardan ve mülteciler üzerinden üretilen korku atmosferinden ise aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisi karlı çıktı. Her üç eyalette de ilk kez seçimlere katılan partinin yerel parlamentolara girmesine kesin gözüyle bakılıyor. Zira seçim öncesi yapılan anketlerde Baden Württemberg ve Rheinland Pfalz’da oy oranı yüzde 10 civarında görünen partinin, Saksonya Anhalt’ta ise yüzde 19 oranında oy alacağı tahmin ediliyordu. Böylelikle Bremen, Brandenburg, Hamburg, Thüringen ve Saksonya’dan sonra AfD’nin temsil edildiği eyalet meclis sayısı 8’e çıkabilir. Yani aşırı sağcı parti Almanya'nın 16 eyalet parlamentosunda temsil hakkı kazanabilir. Ancak üç eyaletteki diğer partilerin AfD ile koalisyona gitmeyeceklerini açıklamaları nedeniyle partinin hükümette yer alma ihtimali pek bulunmuyor.
Hessen'da üçüncü olmuştu
AfD Hessen'da da oylarını artırmıştı. 6 Mart’ta Hessen eyaletinde yapılan seçimlerde CDU, 2011’deki seçimlere göre yüzde 4,8’lik oy kaybına uğradı. Yine de seçimlerden yüzde 28,9’luk oy oranıyla birinci parti olarak çıkan CDU’yu yüzde 3 oy kaybederek yüzde 28,5’lik oy alan Sosyal Demokrat Parti (SPD) izledi. Hessen’de seçimlere ilk kez katılan AfD ise yüzde 11,9 oy oranıyla üçüncü büyük güç olarak Yeşiller’i yerinden etti.
Korkulardan besleniyor
Almanya için Alternatif, "aşırı sağ" ile "sağ popülist" arasında bir parti olarak tanımlanıyor. Dünyadaki ekonomik krizde federal hükümetin izlediği politikaları eleştirerek Euro karşıtlığıyla 2013 yılında kurulan AfD, 'mülteci krizi' sırasında parti yönetimini ve ağırlık verdiği konuları değiştirerek aşırı sağcı söylemlerle oy arayışına çıktı. Partinin sloganları, "Sınırların güvenliğini sağlayın" ve "Sığınmacı kaosuna son verin."
'Endişeliler' ve aşırı sağcılar destekliyor
Merkel’in mülteci politikasını fazla liberal bulan ve 'ülkenin yakında sığınmacılarla dolup taşacağı'nı öne süren 'endişeli vatandaşlar'ı arkasına almayı başaran AfD’nin sadece CDU’dan "oy çalmadığı", aynı zamanda hem aşırı sağcı oyları aldığı hem de daha önce oy kullanmayanları da sandığa getirmeyi başardığı ifade ediliyor.
Mülteci karşıtlığı yapıyor
Göçmen ve mülteci karşıtı söylemleriyle dikkat çeken parti, son olarak Başkan Yardımcısı Beatrix von Storch’ın 'sığınmacıların sınırda gerekirse silah zoruyla durdurulmaları gerektiği’ yönündeki açıklamalarıyla gündeme gelmiş ve yoğun tepki çekmişti.
Son haftalarda yapılan bir anket, AfP üyelerinin yüzde 95’inin çifte vatandaşlığa sahip yabancı kökenlilerin Alman pasaportlarının ellerinden alınmasını desteklediğini, büyük çoğunluğun askerliğin yeniden zorunlu hale getirilmesinden yana olduğunu, iltica hakkının kısıtlanması ve göçün kısıtlanmasını istediklerini ortaya koyuyor.
HABER MERKEZİ