Türk devleti 9 Ekim’de Kuzey Suriye’de başlattığı işgal hareketini sürdürüyor. Dünyanın gözü önünde büyük bir gözü karalıkla ve zorbalıkla hiçbir hakkı yokken Suriye’deki en güvenlikli ve huzurlu bölgeye saldırmıştır. Bu bölge ki, koalisyon güçlerinin denetimindeydi aynı zamanda.

Bütün insani kurallara ve müttefik ilişkilerine aykırı bir şekilde Trump askerlerini çekerek, hava sahasını Türklere açarak işgale yol verdi. Türkiye’nin yarattığı yıkım ve etrafına topladığı çetelere Suriye Milli Ordusu adını vererek akla gelecek bütün insanlık suçlarını işlediler.

Kuzey Suriye halkının direnişi ve dünya halklarının ortaya çıkan tepkisi Amerika ve Avrupa hükümetlerini baskı altına aldı. Bu hükümetler de halkların tepkisini ve üzerlerindeki baskıyı azaltmak için Türk işgalini onaylamadıklarını söyleyip sadece eleştirdiler.

Amerika Türklerle bir ateşkes anlaşması yaptı. Anlaşıldı ki sınırda 120 km uzunluğunda, 30 km derinliğindeki bölge Türk işgalcilere bırakılmış. Ateşkesten günümüze kadar Türkiye saldırılarını sürdürmüş, parça parça işgal alanlarını genişletiyor.

Nitekim 21 Kasım’da Türkiye Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar 145 km uzunluğunda bir alanı işgal ettiklerini açıkladı. Verdiği rakamlar bile Amerika’yla anlaşmalarına aykırı biçimde işgal alanlarını genişlettiğini gösteriyor.

Benzer bir anlaşmayı da Ruslarla yapmışlardı. Ne Amerika ne de Rusya Türklerin bu yayılmacılığını, çetelerin cinayetlerini ve talanlarını durdurmak için sorumluluklarını yerine getirmiyor.

Suriye halkının, dünya halklarının bütün tepkilerine rağmen Erdoğan Kürt düşmanlığından, Suriye’deki etnik temizlikten ve amaçlarından vazgeçmiyor, bir milim geri adım atmış değil. Bu faşist Erdoğan’ın pervasızlık ve gözü karalığı muhatabı olan devletlerin çıkarcılığı ve tutarsızlığındandır. Erdoğan bütün dünyaya rağmen ayakta kalacak bir ekonomiye ve güce sahip değildir.

Amerika ve Avrupa tutum alır ve yaptırımlara giderse Erdoğan’ın ayakta kalacak gücü yoktur. Erdoğan’a bu işgali Rusya, Amerika ve Avrupa’nın tutumu yaptırtıyor. Türkiye’de faşizan baskılar o kadar kuralsız bir şekilde uygulanıyor ki, toplum ve muhalefet nefes alamıyor.

Şu anda 10 bine varan Kürt, Türkiye iç yasaları bile ihmal edilerek hapishanelere doldurmuş. Halkın seçtiği belediyelere el konuluyor, belediye başkanları görevden alınıyor ve hapse atılıyor. HDP’nin milletvekilleri sokaklarda aşağılanıyor, şiddete maruz kalıyor.

Hepsi hakkında onlarca fezleke dosyası hazırlanmış. Bütün basın Erdoğan diktatörlüğünün denetiminde, bütün uluslararası kurallar çiğneniyor, hukuk yerle bir ediliyor Amerika ve Avrupa devletleri de bunu seyrediyor.

Erdoğan DAİŞ, El Nusra gibi Suriye’de bütün çete artıklarını etrafına toplayıp adını Suriye Milli Ordusunu koymuş. Bilindiği gibi Erdoğan daha önce de El Nusra’nın ismini değiştirip terörist örgüt listesinden çıkarmaya çalıştı.

Ne yapıp edip Erdoğan bu çeteleri aklayıp paklamaya çalışıyor ve Suriye işgalinde bunları kullanmaktan vazgeçmiyor. Bütün kirli işlerini bunların eliyle yapıyor. Avrupa, Amerika ve Rusya’nın bu çeteleri terörist olarak ilan etmeleri için daha ne yapmaları gerekiyor? işlenmeyen bir suç mu kaldı?

Türkiye’ye bu kadar taviz ve tolerans Erdoğan faşizmini durdurmaz. Sayın A. Merkel’in kafasıyla bu sorun hiç çözülmez. Bilindiği gibi AB Türklerle yaptıkları anlaşma gereği Suriyeli göçmenler için 6 milyar Euro yardım yapacaktı.

Yetkililerin yaptığı açıklamaya göre bu yardım Türkiye’ye ödenmiş. Erdoğan Avrupa’yla her sorun çıktığında göçmenleri açıktan bir tehdit ve şantaj aracı olarak kullanıyor. Kapıları açarım, bunları Avrupa’ya yollarım diyor. Merkel yaptığı yeni açıklamayla Türkiye’ye Suriye göçmenleri için yeniden yardım yapacağını söylüyor.

Anlaşılan Merkel Almanya’da Hitler’in iktidar tarzını, yıkıcılığını iyi özümsememiş. Özümseseydi, Hitler’in bütün yöntemlerini uygulan Erdoğan’a tavizler vererek onu durduramayacağını anlardı. Erdoğan da onların zayıf tarafını kullanarak sürekli suistimal ederek geri adım attırmaya, tavizler koparmaya devam ediyor.

Hulusi Akar son açıklamasında Efrîn’e 400 bin Suriyelinin getirilip yerleştirildiğini söyledi. Bu 400 bin insan kimlerden oluşuyor, nerelerden getirmişler, hangi hakla getirmişler? Sayın Merkel, Avrupa ve Amerika yöneticilerinin bunu sorması gerekmez miydi?

Efrîn’de yüz binlerce Kürt topraklarından sürüldü, bütün arazilerine, köy ve şehirlerine, üretim alanlarına el konuldu.

Şimdi yüz binden fazlası Efrîn’in yanı başındaki Şehba bölgesine sığınmış, çadırlarda yaşıyor. Bu kadar açık bir zorbalık ve etnik temizlik Türk devleti tarafından bir başarı öyküsü olarak utanmazca basın önünde dile getiriliyor. Rusya, Amerika, Avrupa bu insanlık suçunu ve utanmazlığı sessizce izliyor, kabulleniyor ve onaylıyor.

Anlaşılıyor ki Kürtlerin devleti olmadığı için herkes üzerinde istediği gibi pazarlık yapabilir, çıkarlarına kurban edebilir. Kürtleri bütün platformların dışında tutarak çok zalimce onların kaderi üzerinde devletler pazarlık yapabilirler. Erdoğan, Trump’a Suriyeli mültecilere 40 milyar Dolar harcama yaptım, diyor.

Erdoğan’da utanmazlık ve yalanda sınır yoktur. Bırakalım 40 milyar Dolar harcamayı, AB’den gelen paraları bile çeteleri silahlandırmak ve kirli işlerinde kullanmak için kullanıyor. Erdoğan, Türk ekonomisini ayakta tutmak için Suriyeli göçmenleri kullanıyor.

Çok düşük ücret ve ağır bir sömürü altında Suriyelileri çalıştırılıyor. İnsanların onurunu kırarak, fuhuş sektörünü canlandırarak ve bunları bir politik malzeme olarak kullanarak Erdoğan suç üstüne suç işliyor.

Sayın Merkel ve onun gibi devlet yöneticileri Erdoğan faşizmine artık dur demek zorundalar. Yoksa Erdoğan’ın tehdit ve şantajları devam eder, işgal ve insanlık suçları artar. Erdoğan hem bölge halklarının hem de dünya halklarının başına bela olur.

Herkes gördü ki DAİŞ’in başı Bağdadi, ailesi, yakın çevresi hepsi Türkiye’de ya da kontrolündeki bölgelerde güvenliğe alınmış. Erdoğan koalisyonun Suriye’deki bütün kazanımlarını yerle bir etti. DAİŞ’in canlanması ve cesaretlenmesi için ortam sundu. Türk işgalciliği ve Erdoğan’ın iktidarı sürdükçe dünya DAİŞ veya onun başka bir versiyonundan, belasından kurtulamaz.