
Cizre’de şehit düşen 20 yaşındaki YPS’li Mehmet Benzer, Botan’ın direniş geleneğini son nefesine kadar sürdürdü. Anne Gulê Benzer, oğlunun suretinin son nefesine kadar gözünün önünden gitmeyeceğini söyledi.
İkinci vahşet bodrumunda yakılarak katledilen Benzer’i Cizre’de defnedemeyen ailesi, çocuklarını Batman’ın Gercüş ilçesinde defnetti.
Çalışmaya gidiyorum dedi ama
1996 yılında Cizre’de dünyaya gelen Benzer, ilkokuldan sonra aile ekonomisine katkıda bulunmak için çalışmaya başlar. Uzun yıllar boyunca inşaat işçiliği yaparak aile geçimini sağlamaya çalışır. Bir süre garsonluk, ardından da Güney Kürdistan’a giderek işçilik yapan Benzer, son olarak “Ben İstanbul’a çalışmaya gidiyorum” diyerek ailesiyle vedalaşır.
Ancak yönünü savunma güçlerine çevirerek YPS’ye katılır. Yaklaşık iki ay boyunca devlet güçlerinin tank ve toplarına karşı direnişi sürdürmeye devam eden Benzer ve arkadaşları, devlet güçlerinin “teslim olun” çağrılarına direnerek yanıt verdiler.
Kürdistan hayaliyle büyüdü
Oğlunun Kürdistan hayaliyle büyüdüğünü anlatan babası Tajdin Benzer, “Mehmet’in 2 amcası ile bir amcasının oğlu PKK saflarında şehit düştü. Bir amcası da halen gerilla saflarındadır. 26 yıl önce koruculuk sistemini kabul etmediğimiz için köyümüz Gundikê Melê ateşe verildi ve Cizre’nin Nuh Mahallesi’ne taşındık” dedi.
Oğlunu ancak parmak izinden tespit edebildiklerini, diri diri yakılan çocuklarının bedenlerinin tanınmaz hale geldiğini belirten baba Benzer, Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenerek, “Kürt halkının artık ölümden korkmadığını görmeniz gerekiyor. Bizi öldürerek ölüme bile alıştırdınız. Oğlum daha 20 yaşındaydı ve gencecik yaşta onu diri diri yaktınız. Sizi Allah’a havale ediyorum” diye konuştu.
Benzer’in annesi Gulê Benzer, Cizre’de sokağa çıkma yasağının ilan edilmesi ardından evlerine baskın düzenleyen özel harekat timlerinin “Oğlun elimize düşmesin”diyerek tehditler savurduğunu söyledi. Anne Benzer de, “Göğsüme toprak düşünceye kadar Mehmedim gözlerimin önünden ayrılmayacaktır. Beni bırakın Mehmedim bir komşumun dahi kalbini kırmayan biriydi. Espiriliydi, güler yüzlüydü. Metanetli ve dimdik durmaya çalışıyorum. Bu bir mücadeledir ve bedelsiz hiçbir şey olmaz. Ama böyle namertçe öldürülmek, yakılmak yüreğimi dağlıyor. İçim yanıyor. Ağlamayacağım diyorum, ama öfkem beni çok zorluyor” diyerek konuştu.
ŞIRNAK
Ağlama sen annem!
Cizre’de mahsur kaldıkları bodrum katında ambulanslara bakmak için dışarı çıktığında infaz edilen 16 yaşındaki Abdullah Gün’ün son sözleri “Arkadaşlarım olmadan buradan çıkmayacağım” oldu.
Cizre’de saldırılar nedeniyle mahalleden çıkamayan ve ikinci vahşet bodrumunda mahsur kalarak infaz edilenlerden biri de 16 yaşındaki Abdullah Gün’dü. Gün, ambulanslara bakmak için dışarı çıktığında taranarak katledildi.
Abdullah’ın ismini aldığı dedesi Abdullah Gün de 23 yıl önce katledilmişti. Cizre’nin Tekçınar köyüne bir sabah gelen devlet güçleri tarafından gözaltına alınan Gün’den bir daha haber alınamadı. 23 yıldır ailenin tüm çabalarına rağmen failleri “bulunmayan” dedesi gibi Abdullah da devletin soykırım politikalarında katledildi.
Aynı katil devlet
Oğlunun aile geçimine katkıda bulunmak için 8. sınıftan sonra okula devam etmeyerek işçilik yaptığını belirten anne Leyla Gün, “Oğlum işçiydi, işçi olarak da infaz ettiler” dedi.
Dedesi gibi Abdullah’ın faillerinin de korunduğunu belirten anne Gün, “Oğlumun katillerini gizlemek isteyen devlet oğlumun ‘terörist’ olduğunu, silahlı olduğunu söyleyerek, kendini aklamaya, failleri saklamaya çalışıyor. Ne onun faillerini ne de dedesinin faillerinin peşini bırakmayacağım. Katiller 20 yıl önce kim ise bugün de aynı kişilerdir” diye konuştu. Abdullah’la son konuşma Oğlunun çevresi tarafından sevilen ve arkadaşlarıyla iyi geçinen biri olduğunu vurgulayan anne Gün, oğlu ile son konuşmasını şöyle aktardı: “Bana ‘Cizre’deyim. Arkadaşlar da yanımda var. Bir binanın bodrumunda mahsur kaldık’ dedi. Kendisine çıkıp eve gelmesini söyledim. Ama arkadaşları çıkmadan çıkmayacağını söyledi. ‘Tek başıma çıkmayacağım. Çıkarsam buradaki herkesle birlikte çıkacağım. Sana kurban olayım annem. Ağlama sen. Sen kendine iyi bak’ dedi bana.”
Çok güzel bir çocuktu
Cizre’de vahşet bodrumlarında katledilen yaralılardan 16 yaşındaki Mustafa Gasyak’ın kısa ama onurlu hikayesi, devletin Botan halkına yüzyıllardır uyguladığı politikaların bir parçası olarak soykırım tarihinde yerini aldı.
Gasyak ailesi 90’lı yılların başlarına kadar Cizre’nin Serave köyünde yaşarken, köylerinin yakılıp talan edilmesiyle Cizre’ye göç etmek zorunda kalır. Cudi Mahallesi’nde bir eve yerleşen aile, yıllarca devam eden baskılara rağmen topraklarını terk etmez.
Küçük yaşına rağmen defalarca gözaltına alınan Mustafa, tutuklama, gözaltı ve katliamlara bire bir tanıklık ederek büyür. Oğlunu anlatan baba Abdurrahman Gasyak, “Her gün tutuklama, her gün ölümlerle baş başa bir yaşama mecbur bırakıldık. Her gün öldürüldük. Bugün de çocuklarımızı katlettiler” dedi.
Son bir kez konuşabilseydim
“Çocuktu. İyi bir çocuktu. Kimsenin canını yakmazdı. İnsanları severdi. Çok güzel bir çocuktu” diyerek oğlu Mustafa’yı anlatan baba Gasyak, “Silahsız çocukları öldürerek kendi varlıklarını sürdürmeye çalışıyorlar. Tüm dünya da bu vahşeti seyrediyor. Sesini çıkarmıyor” sözleri ile duruma tepki gösterdi. Oğlunun bodrumda olduğundan haberi olmadığını dile getiren Gasyak, “Aradım, sordum bulamadım. Bilemedim bodrumda mahsur kaldığını. Televizyonda ismini duyunca öğrendim. Kendisi ile son bir defa görüşemedim bile” dedi.
Gülerek gittiler!
Cizre üzerindeki katliam ablukasını kırmak için 5 Şubat günü Şırnak merkeze bağlı Bahçelievler Mahallesi’ndeki Polis Kademe Merkezi’nde gerçekleştirilen eylemde şehit düşen YPS’li Mazlum Yeşil (Agir Suruç), Mehmet Saltan (Koçer), Ali Sevilgen (Hasan) ve Halil Adal’ı (Yılmaz) mücadele arkadaşları anlattı. Arkadaşlarının eylemleriyle YPS’nin fedai ruhunu ortaya koyduğunu söyleyen savaşçılar, “Bizler de sonuna kadar onların izinden yürümeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu. YPS’li Harun Çekdar, eylemde yaşamını yitiren Mazlum Yeşil’in Suruçlu yurtsever bir ailede büyüdüğünü dile getirdi.
Devrimci böyle olur dedirtti
Yeşil’in gençlik çalışmalarının ardından YPS’ye katıldığını aktaran Çekdar şöyle konuştu: “Mazlum hevalde devrimcilere has bir ağırlık vardı. Konuşmasında, davranışlarında bu kendini çok hissettiriyordu. Devrimci böyle olur, dedirtiyordu insana. Eyleme gitmeden önce de gelip beni gördü. Nereye gittiğini ve eylemi niçin yaptığının farkındaydı. Eyleme de gülerek gitti. Ölümü gülerek karşıladı. Mazlum arkadaş eylemiyle bizlere güç verdiği gibi düşmana da YPS’nin kararlılığı ve fedai ruhunu bir kez daha gösterdi. Bizler de sonuna kadar onların izinden yürümeye devam edeceğiz.”
Cezaevi’nden kaçarak YPS’ye katıldı YPS savaşçısı Sidar Gabar ise eylemde yaşamını yitiren Mehmet Saltan’ın (Koçer) cezaevinden kaçarak YPS saflarına katıldığını kaydetti. Gabar, “Koçer heval cezaevindeydi. Hastaneye getirilirken; oradan kaçarak gelip YPS saflarına katıldı. O zamanlar hendek ve barikatlar daha yeni yapılıyordu. Bahçelievler Mahallesi’ndeki birçok hendek ve barikatın yapımında onun emeği var. Gözünü budaktan sakınmayan, herşeyden önce mert biriydi. İnsan ondan moral alıyordu. Örneğin her bir arkadaşta mutlaka onun hediye ettiği bir çakmak, tesbih ya da başka bir şey vardır.”
Darbe vurmak istiyordu
Aynı eylemde yaşamını yitiren Ali Sevilgen’in (Hasan) Cizreli olduğunu ve Cizre’de yaşananların kendisini çok etkilediğini ifade eden YPS’li Ferman Serhat ise, “Heval Hasan’la 2014 yılında tanıştım. Fedakâr, mütevazı bir arkadaş olarak biliniyordu. Bir ağabeyi de daha önce şehit düşmüştü. Onun etkisiyle saflarımıza katılmıştı. Özellikle son yaşananlar karşısında düşmana darbe vurmak istiyordu. Cizre’deki vahşet onu çok etkilemişti. Zaten Cizreliydi. Konuşmalarımızda da her zaman düşmana karşı bir misilleme yapılması gerektiğini söylüyordu” şeklinde konuştu. Cizre ve Sur’a cevap YPS’li Halil Adal (Yılmaz) eylem öncesi son konuşmasında, “Bu eylemi özellikle Cizre ve Sur’da halkımıza uygulanan katliamlara cevap olarak yapacağız. Bu eylemimiz aynı zamanda Botan’da büyük bir atılımın başlangıcı olacak” derken, Halil’in direnişçi arkadaşlarından YPS’li Ferman Serhat Halil Adal’ı şu sözlerle anlattı: “Yılmaz, yaşamda her zaman öncü olmuştur ve eylemde de öncü olmuştur. Yılmaz heval ile 2015 yılında tanıştım. Her şeyden önce çok cesur bir insandı. Her zaman moral ve heyecan yüklü bir arkadaştı. Bizim için bir yaşam öncüsüydü. Örnek bir arkadaştı. İnsan her zaman onun yanında olmak istiyordu. Mesela bir iş olduğunda bütün arkadaşlar ‘Biz Yılmaz Heval’in yanında olmak istiyoruz’ diyordu. Eyleme giderken de yine öncü oldu.”
DİHA/ŞIRNAK