
Amed Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı tarafından organize edilen "Uluslararası Kürdistan Sanat Buluşması" devam ediyor. 230 sanatçının katıldığı sanat etkinliğinde sanatçıların eserlerinin sergilendiği Kürdistan Sergisi'nde öne çıkan ve ilgi gören çalışmalardan biri "Jin û Hebûn (Yaşam ve Varoluş)" adlı çalışması ile sanatçı Metin Çelik oldu. Sanatçı Çelik'in bu çalışması, 7 Mart tarihine kadar Amed Sanat Galerisi'nde sergilenecek.
Yabancılaştırmayı sorguluyor
1985 doğumlu olan Mardin asıllı Metin Çelik, Adana'da Güzel Sanatlar Lisesi Resim Bölümü'nün ardından Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'nü bitirdi. İlk kişisel sergisini 2009'da açan sanatçının birçok resmi koleksiyonerlerin ilgisini çekerken, eserleri pek çok karma sergide yer aldı. Mimar Sinan Üniversitesi'nde yüksek lisansa devam eden Çelik, çalışmalarını İstanbul'daki atölyesinde sürdürüyor.
Sanatçı, resimlerinin belli başlı üslupsal dönemleri olduğundan söz ediyor. Resimlerinin bütün matematiğinin belirli bir düzen üzerine kurulu, belirli katmanları olduğunu ifade eden sanatçı, esas katmanın Bertolt Brecht'in tiyatrodaki epik kuramı olduğunu söylüyor. Sanatçı, bu kuram içerisinde yer alan yabancılaştırma efektini veya diğer kuralları tiyatrodan resme aktarmak gibi bir fikirle yola çıkmış. Çelik, bu yabancılaştırmayı modern insanın birbirine olan duyarsızlığı, duygusuzluğu, ruhsuzluğu yada klasik deyimle öznenin nesne boyutuna taşınması hali olarak sorguluyor.
"Jin û Hebûn" adlı çalışmasının, yeni bir dönemin başlangıç resmi olduğunu söyleyen sanatçı eserine dair "Benim için de çok önemli bir resim. Bu resimde yabancılaştırma sorgulanıyor. Kafka'nın "Dönüşüm" adlı eserinde Gregor Samsa'nın hamam böceğine dönüşme hali. Orada insanın kendisine yabancılaşması ele alınır. Oradaki yabancılaşma halinin fiziksel değil de resimde ruhsal bir dönüşüm haliyle ele alınıp, sonra metafizik resim kuralları içerisinde zaman ve mekan kavramlarını sorgulayarak bir üslup geliştirdim" diyor.
'Bilinçaltının dışa vurumu'
Resimlerini yaparken bilinçaltındaki verilerini imgesel biçimde dışa vurduğunu aktaran Çelik, bu durumu şu sözlerle dile getirdi: "Yani ne seçtiğimi bilmem. Bir suya dalıp içinden ne varsa çıkarmak gibidir. Sonra bu çıkardığım şeyi kompoze ederim. Kompoze ettiğim şeyde de tamamıyla formun, rengin, biçimin harmonisini sorgularım. Resmin ortaları ve sonuna doğru da resmin hikayesi kendini ele verir. Çünkü bilinçaltı denilen bellekte bana göre bütün imajlar, zaman ve mekan birbiriyle ilişkisi olduğu için yan yanadır. Burada kaya ve figür imajı eğer yan yana gelebiliyorsa bu bilinçaltındaki bir nüansı temsil eder. Hikayesel nüansı temsil eder. Resmin ortalarında resmin yaşam ve varoluşla ilgili bir yerde durduğunu, hikayeyi tanıma açısından öyle bir yerde durduğunu gördüm. Tam da ortalarından sonlarına doğru hikaye resme küçük müdahalelerde bulunur. Renk müdahalesinde, form müdahalesinde, bazı yerlerin resmin içinden çıkıp silinmesine de neden olabilir ya da yeni bir form eklenebilir."
Kürdistan Sergisi'nde bulunmanın kendisi için büyük bir onur olduğunu da ifade eden sanatçı, bu çalışmanın tarihsel olarak arşivlenmesi ve informasyon yaratması açısından çok önemli olduğunu ifade ediyor.
Çelik, "Kimin var olduğu, nerede olduğu, bunun katalogla birlikte belgelenmesi Kürt resminin bu sergi açısından tarihini 2015'e nişanlayabilir. O açıdan önemli. Yoksa sergideki resimlerin niteliksel boyutu, teknik boyutu tabi ki tartışılabilir. Ama tartışılması gereken yer asla burası değil. Tek tartışılması gereken Kürt resminin başlangıcı açısından bir arşiv yaratması" şeklinde konuştu.
DİHA/AMED