Çukurova Bölgesi’ne gelen mevsimlik işçiler, günlük 33 TL yevmiye için 10 saatten fazla çalışmak zorunda bırakılıyor. Çadırlarda, sağlıksız koşullar altında hayat mücadelesi veren işçiler, “Gündüzleri ağalar ve elçiler tarafından geceleri ise sivrisinekler tarafından sömürülüyoruz” diyor. 

Çukurova Bölgesi’nde yaşam mücadelesi veren mevsimlik tarım işçileri, sağlıksız, güvencesiz, ağır koşullarda ve çok düşük ücretlerde çalıştırılıyor. Adana’nın Karataş ilçesi Tuzla beldesinde çadırlarda zor şartlar altından yaşam mücadelesi veren tarım işçileri, AKP Hükümeti döneminde devletin kendilerini görmez geldiğini ve sorunlarına çözüm bulmadığından şikayetçi. Köy sakinlerinin kendilerine kötü davranmasına, insan yerine koymamasına tepkili olan mevsimlik işçiler, diğer yandan Suriyeli mültecilerin ucuz iş gücü olarak kullanılmaları nedeniyle yevmiyelerin düşmesinin de kendilerini zor durumda bıraktığını anlatıyor. 

Urfalı Abdulkerim Gül (45), memlekette hayatlarını idame edemediklerinden dolayı toplam 15 aile ile birlikte Akçakale ilçesinden Adana’ya göç ettiklerini ve tarla işlerinde çalıştıklarını belirtti. Sağlıksız bir ortamda yaşadıklarını anlatan Gül, “Çadırlarda yaşamak çok zor. Ama mecburuz, yaşamak için çalışmalıyız. Gündüz karasinek, gece de sivrisinekler bizi perişan ediyor. Vücudumuz yara bere içinde, sürekli hastalanıyoruz. İçinde yaşadığımız 15 çadıra, su ve elektriği yakın bir köyden çektik. 2-3 ay aralıklarla gelip bizden parasını alıyorlar. Elektrik ve suya 7 ila 8 bin lira arasında para ödüyoruz. Bu rakam bizi çok zorluyor. Bu durumun iyileştirilmesini istiyoruz” diye konuştu. 


Mülteciler daha düşük ücretle çalışıyor Tarlalarda günde 10 saatten fazla çalıştıklarını ve bedel olarak da 33 lira günlük yevmiye aldıklarını belirten Gül, aslında yevmiyenin 36 lira olduğunu, ancak 3 lirasını elçilerin kendilerinden aldığını kaydetti. Gül, “Yevmiyemizin ve koşullarımızın düzeltilmesini istiyoruz. Mal sahipleri, Suriyeli işçileri daha ucuza çalıştırıyor. Köy halkı ve toprak sahipleri de bize kötü davranıyor. Bizi adam yerine koymayıp, köle gibi davranıyor” şeklinde konuştu. 

Ahmet Ateş (50), memleketinde işleyecek tarlası olmadığı mevsimlik tarım işçileri olarak aile bireyleri ile birlikte Adana’ya geldiğini, sera, çapa ve biber işlerinde çalıştıklarını belirtti. Mecburen yerleştikleri çadırlarda yaşamanın sağlıksız olduğunu dile getiren Ateş, yetkililerden, yaşadıkları sorunların bir an önce çözülmesini istedi.


‘Memleketimde olmak isterdim’ 

Adana sıcağının altında tarlada kabak topladıklarını anlatan Şemsa Gül(17) ise sabahın erken saatlerinde tarlaya gittiklerini ve bunaltıcı sıcağın yanında bir de sivrisineklerle mücadele ettiklerini anlattı. Ailesinin maddi durumu elvermediği için kendisinin ve de kardeşlerinin okula gidemediğini söyleyen Şemsa Gül, “Buradaki işlerimiz çok ağır. Ağalarla ve sivrisineklerle uğraşmak da çok zor. Ağalar bizi ezmek istiyor, bizi insan yerine koymuyorlar. Sabah gözlerimize sürme çekip ve yüzümüzü kapatıp tarlaya gidiyoruz. Oysa ben, şimdi kendi memleketimde, okulumda ve arkadaşlarımla birlikte olmak isterdim” dedi.


HAMDULLAH KESEN/DİHA/ADANA