KDP, Mexmûr Kampı’nı 12 gündür abluka altında tutuyor; Hewlêr’e gelişlere izin vermiyor. Mexmûr halkının dünkü protesto yürüyüşu ise Irak askereleri engelliyle karşılaştı.

Hewlêr’de 17 Temmuz’da bir restoranda MİT’in Federe Kürdistan sorumlusu Osman Köse’nin öldürülmesi ardından Hewlêr-Mexmûr yolunu kapatan KDP, 12 gündür kimsenin Mexmûr’dan Hewlêr’e gelmesine izin vermezken, kamp üzerinde büyük bir ambargo uygulanıyor.

Mexmûr’dan Hewlêr’e çalışmaya giden işçilerin geçişlerine izin vermeyen KDP güçleri, ağır hasta ya da acil durumlarda olanların da kente girişlerine izin verilmiyor.

Sabah saatlerinde Mexmûr’dan Hewlêr’e gitmek isteyenler KDP güçlerinin bulunduğu asayiş kontrol noktalarında bekletiliyor ve daha sonra kimsenin kentte geçişine izin verilmeyerek, geri gönderiliyor.

Mexmûr Kampı’na yönelik bu ağır ambargo 12 gündür sürerken, Birleşmiş Milletler (BM) ve Irak hükümeti ise izlemekle yetiniyor. Mexmûr Kampı, Irak ve BM kontrolünde olan bir kamp. Hewlêr saldırısı sonrasında KDP güçleri, birçok Kuzeyli, Mexmûrlu ailenin evlerine baskın yapmış ve onlarca kişiyi gözaltına almıştı. Gözaltına alınanların çoğu serbest bırakılırken, gözaltına alınan iki kişinden ise hala haber alınamıyor. Hewlêr saldırısı sonrasında neredeyse her gün Mexmûr Kampı üzerinde keşif uçakları ve helikopter hareketliliği yaşanıyor.

Halk yürümek istedi

Mexmûr’da binlerce kişi KDP’nin ambargosuna karşı Hewlêr’e doğru yürüyüşe geçerken Irak askerleri tarafından durduruldu.

Mexmur halkı, dün sabah saatlerinde KDP’nin kamp üzerinde uyguladığı ambargoya karşı kitlesel bir yürüyüş düzenledi.

Binlerce Mexmûrlu ambargoya karşı Hewlêr’e doğru yola çıktı. Mexmûr çıkışına kadar yürüyen halk, Irak askerleri tarafından durduruldu. Mexmûr’un hemen çıkışındaki yüzlerce Irak askeri, halkın yürümesine izin vermedi. Irak askeri ile görüşmeler sürerken halk ambargoya karşı Hewlêr’e doğru yürümekte kararlıo ludğunu söyledi.

MEXMÛR


Gazeteciden haber alınamıyor

KDP güçleri tarafından gözaltına alınan Rojnews muhabiri Zubêr Bradosti’den de 8 gündür haber alınamıyor. Zubêr Hemedemin Nebi (Zubêr Bradosti) 21 Temmuz’da KDP asayişi tarafından gözaltına alınmıştı. Yakınlarından edinilen bilgilere göre; Zubêr Bradosti, KDP’ye bağlı Helgurd Komutanlığı İstihbarat Birimi tarafından çağrıldı. Helgurd’a giden Zubêr Bradosti burada gözaltına alınıp Hewlêr’in Mesif beldesine sevk edildi.

Asayiş güçleri Zubêr Bradost hakkında bilgi almak isteyen ailesini ve akrabalarını uyararak kendilerine haber verilinceye kadar beklemeleri gerektiği söylendi.

Gazeteci Haklarını Koruma Merkezi (METRO) de yapıtığı açıklamada, Zubêr Bradosti’nin bırakılmasını istedi. Zubêr Bradosti’nin gözaltına alınmasının gazetecilik yasalarına aykırı olduğunu söyleyen METRO, “Kürdistan Bölgesi Pêşmerge Bakanlığı’na çağrımız Zubêr Bradosti’nin özgürlüğüne kavuşması için bir an önce çalışmalara başlasın. Türk ordusunun bombardımanları nedeniyle Kürdistan Bölgesi’nin ve Irak’ın büyük bir bölümünü tehlike altındadır. Pêşmerge güçleri gazetecilerin işlerini yapmasına izin vermiyor. İşlerini yaptıkları zaman onlara ilişkin inceleme başlatıyor. Pêşmerge Bakanlığı gazetecilere ve halka bölge hakkında bilgi vermelidir. Bakanlık hangi bölgede savaş olduğu ve hangi bölgenin tehlikeli olduğu konusunda sivil yurttaşlara açıklama yapmalıdır”

Bradosti, bir yıl içerisinde iki kezdir gözaltına alınıyor. Geçtiğimiz yıl kışında gözaltına alınan Zubêr Bradosti, 5 gün Soran Asayişi’nde gözaltında tutulduktan sonra kefaletle serbest bırakılmıştı. Asayiş, o zamanda Zubêr Bradosti’nin gözaltına alınıp alınmadığından haberlerinin olmadığını aktarmıştı.

 
 

Hükümet failleri koruyor

Kayıplarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle sürdürdükleri eylemlerinin 748. haftasında Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelmek isteyen Cumartesi Anneleri, bir kez daha polis tarafından engellendi. Cumartesi Anneleri, polis engeli üzerine İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nin bulunduğu sokakta eylemlerini gerçekleştirdi. Sokak, polisler tarafından her hafta olduğu gibi yine ablukaya alındı. Eyleme gelenler, üzerinde kayıpların fotoğraflarının olduğu tişörtler giyerek, gözaltında kaybedilenlerin fotoğraflarıyla karanfil taşıdı. Bu hafta 29 Temmuz 1981’de gözaltında kaybedilen daha sonra cenazesi bulunan Süleyman Cihan’ın faillerinin yargılanması talep edildi. Cihan’ın kardeşi, aynı zamanda dosyanın da avukatlarından olan Ahmet Cihan, mezarı olmayanların mezar taşları olmasını istediklerini belirterek, “Mezarları olanların ise ortada olan faillerinin yargılanmasını istiyoruz. Hükümet Galatasaray Meydan’ını bize kapatarak failleri koruyor” dedi.

MA/İSTANBUL

 
 

2 çocuğa arazide işkence

Yenişehir’de zırhlı araca yapılan eylemin ardından gözaltına alınan 2 çocuk, götürüldükleri boş bir arazide işkenceye maruz kaldı. Çocuklardan M.A.’nın annesi Fatma Akkalın, “Kendinde değildi” dedi.

 Amed’in Yenişehir ilçesinin Şehitlik Mahallesi’nde 24 Temmuz’da zırhlı araca yönelik kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce El Yapımı Patlayıcı (EYP) ile düzenlenen eylemin ardından yapılan baskınlarda aynı semtte bulunan bir marketin önünde oturan M.A. (17)  ve A. E. (17) isimli 2 çocuk, gözaltına alındı.

M.A. ve A. E.’, Amed-Silvan yolu üzerinde bulunan boş bir araziye götürülerek işkenceye maruz bırakıldı. İşkencenin ardından Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Müdürlüğü’ne (TEM) götürülen çocuklara, burada da işkence yapıldı. 25 Temmuz’da da bu kez M.A.’nın kardeşi 16 yaşındaki M.A. da gözaltına alındı. Her iki kardeş ve A.E.’nin, Çocuk Şube Müdürlüğü’nde tutulduğu öğrenildi. M.A.’nın annesi Fatma Akkalın, çocuklarının gözaltına alınması sonrası maruz kaldığı işkenceyi anlattı.

Perişan haldeydi

 Akkalın, evde oturduğu sırada eski bir komşusunun kendisini arayarak çocuğunun gözaltına alındığı bilgisi verdiğini belirterek, “Gözaltı haberini alınca direkt Çocuk Şube’ye gittim. Çocuk Şube, öyle bir şahsın kendilerinde olmadığını söyledi. Çocuk Şube’den çıktığım sırada polis aracında oğlumun arkadaşını gördüm. Yüzü çok perişan haldeydi. Yürüyemiyordu, ayakta duracak hali yoktu. Yüzünde çeşitli yaralar vardı” dedi.

TEM’e götürüldü

 Aile ve avukatlarının ısrarı üzerine çocuklarının TEM Şube Müdürlüğü’nde tutulduğu bilgisine ulaştıklarını aktaran anne Akkalın, “Çocuk Şube’de anons yaptılar, TEM Şube’de olduğu anlaşıldı. Oğlumun yaşının küçük olduğunu ve TEM Şube’de ne işi olduğunu sordum. Oradan TEM Şube’ye gittim. Onlar da başta kendilerinde olmadığını söyledi. Oradan oraya bizleri gönderip oyaladılar. Bu sırada çocuğumuza işkence yapıyorlar. Gece saat, 0.01 civarında avukat geldikten sonra çocuklar Çocuk Şube’ye götürüldü” dedi.

Ağzı burnu kan içindeydi

 Çocuklarını ziyaret etmek için gittiği Çocuk Şube Müdürlüğü’nde oğlunun işkence edilmiş hali ile karşılaştığını ifade eden Akkalın, şöyle devam etti: “Ağzı burnu kan içindeydi. Bütün uğraşlarıma rağmen beni çocuğumun yanına yaklaştırmadılar. Oğlumu gördüğümde, ayaklarını yerde sürüklüyordu. Ertesi gün avukat oğlumla görüştü. Oğlumun, kendini ifade edecek durumda olmadığını söyledi. Ardından çocuğumla görüştüm. Oğluma sarıldığım zaman ‘Anne dur her yerim ağrıyor’ dedi. Bütün kaburgaları sanki kırılmıştı. Oğlum, Şehitlik Mahallesi’nde gözaltına alındıktan sonra bir araziye götürüldüklerini ve çıplak hale getirildiklerini anlattı. Polisler tarafından, silah dipçikleri ve adını bilmedikleri demir bir cisimle darp edildiklerini söyledi. Kendilerine küfürler edildiğini ve ‘Bu sizin son şansınız sizi öldüreceğiz’ şeklinde tehdit edildiklerini söyledi.”

İşkence devam ediyor

 Oğlunun kolları ve bacaklarıyla birlikte vücudunun birçok yerinden yara aldığını dile getiren Akkalın, “Oğlumu önce devlet hastanesine, oradan da askeri hastaneye götürmüşler. Ancak darp raporu vermemişler. O kadar darp edilmişti ki, artık kendinde değildi. Sanırım bırakılsa bile eski haline dönemez. Çocuğum perişan halde. Olayın yaşandığı saatte oğlumun market önünde oturduğu görüntüleri var, ancak yine de bekletiyorlar. Çocuğum durmadan işkenceye maruz kalıyor” şeklinde konuştu.

Çocuğun başına silah

 Daha önce de evlerinin basıldığını ve polisin 9 yaşındaki kızının başına silah dayadığını belirten Akkalın, “Kızımın psikolojisi bozuldu. Dudakları çatladı. Bir araba gelince veya kapı çalınca yine polislerin geldiği korkusunu yaşıyoruz. Bize yapılanların hesabını soracağız. Onların yaptığı bu zulme sessiz kalmayacağız” dedi.

AMED