
Avrupa'dan Amerika'ya, Ekvator'dan Hindistan'a kadar yüzlerce merkezde 1 Kasım’da yürüyüş yapılacak. Avrupa Birliği-Türkiye Sivil Komisyonu (EUTTC) çağrısıyla organize edilen Dünya Kobanê Günü eylemleri için hazırlıklar tamamlandı. Meydanlar, 134 gün boyunca DAİŞ'e karşı direnerek efsaneleşen Kobanê ile dayanışma amacıyla yarın sokağa çıkacakları bekliyor.
Avustralya, Avrupa, Amerika, Afrika ve Asya kıtasından çok sayıda ülkede yapılacak gösterilerde, DAİŞ'i topraklarından çıkarmak için cansiperane savaşan YPG ve YPJ güçlerine, "Her yer Kobanê her yer direniş" ruhuyla, selam gönderilecek.
"Kobanê direnişi insanlık direnişidir, Kobanê'yi yeniden inşa edelim" ana sloganıyla alanlara çıkacak dünya halkları, devletlerden Rojava'ya uyguladığı ambargoya son vermesi için Türkiye'ye baskı yapmasını isteyecek.
Brezilya'dan Çin'e kadar
1 Kasım Dünya Kobanê Günü'nde Rojava'nın bütün kentleri başta olmak üzere, İtalya, Almanya, İngiltere, İsviçre, Fransa, Avusturya, İsveç, Hindistan, Afganistan, Pakistan, Japonya, Çin, Amerika, Arjantin, Brezilya, Venezuela, Şili, Ekvator, Kanada, Rusya ve Avustralya'nın aralarında olduğu birçok ülkedeki önemli merkezlerde Kobanê için gösteriler yapılacak.
Kadın Devrimi'ni selamlayacaklar
Afganistan'da geçen yıl olduğu gibi bu yıl da özellikle kadınların sokağa çıkması bekleniyor. Taliban zulmüne ve burka giyme zorunluluğuna direnen Afgan kadınlar, kendilerine model olarak DAİŞ'e karşı büyük bir savaş veren YPJ güçlerini örnek alıyor.
Kadınların umudu YPJ
Zira Rojava Devrimi aynı zamanda bir "Kadın Devrimi" olarak görülüyor. Afgan bir kadın geçen yıl Kabil’de yapılan Kobanê eyleminde gazetecilere, "Kobanê biz Afgan kadınlar için bir ilham, bir semboldür" diyerek, Kürt kadın savaşçıların kendilerinde "umut" yarattığını söylemişti.
HABER MERKEZİ
Yorum: Kobanê DÜNYA’dır
Bir sene önce (2014 Kasım) henüz Kobanê doğu, batı ve güney cephelerinde DAİŞ, kuzey cephesinde Türkiye kuşatması altındayken, dünyaca tanınmış dilbilimci profesör Noam Chomsky, Arjantinli Nobel Barış Ödüllü Adolfo Perez Esquivel, Güney Afrikalı Nobel Barış Ödüllü Başpiskopos Desmond Tutu gibi tanınmış vicdanlı şahsiyetlerin aralarında bulunduğu yüzlerce insanın çağrısıyla 1 Kasım Dünya Kobanê Günü ilan edilmişti.
Dünyanın dört bir yanında komiteler kurulmuş, yüzlerce yürüyüş organize edilmiş, 5 kıtada yüzlerce nokta da halk, belki de o güne kadar ismini dahi duymadığı, haritadaki yerini dahi bilmediği küçük bir kasaba için ayağa kalkmıştı. En anlamlı destek de Afganistan’dan gelmişti. Peki bu nasıl mümkün olabilirdi? Dünyanın birçok yerinde direnişler olduğu halde, nasıl oluyor da Kobanê gibi küçük bir kentin-kasabanın direnişi bütün dünyada yankı bulabiliyordu.
Bunun tek bir yanıtı vardı; inanç, çelik gibi sağlam irade ve özgürlük savaşçılarının taşıdıkları ideoloji.
Nitekim bu yanıtın sahibi ben değil; Kobanê direnişi sırasında dinlediğim, fotoğraf ve görüntülerini çektiğim, beraber yemek yediğim, çay içtiğim, hepsinin yüzündeki gülümsemeyi beynime kazıdığım, çoğu da şehadete ulaşmış yüzlerce genç kadın ve erkeğin ta kendisi.
Onlar bizleri her gördüklerinde kameramıza son bir veda gülümsemesi kondurduklarında dahi; insanlığa büyük bir miras bırakacakları kararlılık ve inancı taşıyorlardı. Nitekim öyle de yaptılar.
Önce Kobanê’yi kirden ve pislikten! temizlediler, hemen ardından Girê Spî’deki Kürt, Arap, Ermenî ve Türkmen halkın kurtuluşunu sağladılar. Böylece Kobanê ve Cizîr Kantonu arasındaki ‘karanlık noktaya’ güneş gibi doğdular.
Sadece kendileri için değil Suriye'de çözümün sağlanması için kurdukları ‘demokratik özerklik’ sistemleri ile ülkede yaşayan diğer tüm etnik ve dini unsurların haklarının da güvence altına alınması gibi bir önerinin öncüsü konumuna geldiler.
Bu nedenledir ki; Koalisyon Güçleri "yegane müttefik" olarak Rojava’yı görüyor. Bu nedenledir ki Rusya "Suriye’de dikkate aldığımız iki güç var biri rejim biri de Kürtlerdir" diyor. Bu nedenledir ki ABD, "Şu ana kadar DAİŞ’i bitirmek için denediğimiz yollar başarısız oldu. Kürtlerle hareket edeceğiz” diyebiliyor.
İşte bütün bunlar DAİŞ’in hamisini de çıldırtıyor.
Kürtler artık var. Kendi kendilerini koruyabiliyorlar. Hem rejime karşı bunu gösterdiler, hem de en barbar güç olan DAIŞ’e ve destekçilerine karşı. Buna rağmen Kürt halkı Suriye’deki bir çözümü sadece kendisi için istemiyor. Çözüm olacaksa Kürtlerin ve Suriye'de yaşayan tüm etnik ve dini unsurların haklarının garanti altına alınması gerektiğini yaptıkları her türlü diplomatik görüşmede, uluslararası toplantılarda dile getiriyor.
Kimileri bütün bu başarıları koalisyon gücünün desteğine bağlıyor. Ancak şu göz ardı ediliyor. Kürtler son 3 senedir hiç kimseden tek bir destek bile görmeden ayakta kalabildi. Kobanê’de kahramanca savaşan özgürlük savaşçılarının dediği gibi, "Koalisyon desteği olmazsa kayıp fazla olabilir ama kaybetme olmaz.”
Salih Muslim de bir röportajında; Kürtlerin ABD'nin askeri desteği olmadan tek başına DAİŞ'e karşı vereceği savaşta belki kayıplarının daha fazla olacağını ama yine de direneceklerinin altını çizmişti. Bunu da kendi halklarına ve haklı davalarına dayandırmıştı. İşte bu haklı dava ve halkın direnişine Kobanê’de Kürt, az da olsa Arap, Ermeni, Türk ve Fars gençlerinin omuz omuza aynı mevzide verdikleri savaşa tanık olan bir muhabir olarak şahid oldum.
Bu nedenle de 1 Kasım Dünya Kobanê Günü’nün bu seneki şiarı olan "Kobanê direnişi insanlık direnişidir. Kobanê’yi yeniden inşa edelim" sloganı çok anlamlı. Aslında inşa edilecek şey insanlık olacak.
Neden insanlık olacak? Çünkü; Ortadoğu coğrafyası ya emperyalistlerin (Batı) güdümünde yönetilen ve kendi halklarını baskı altında tutan rejimler ya da etnik veya mezhepçi temelde tüm farklılıkları yok sayıp, "tekçilik" anlayışını dayatan gerici rejimlerin eliyle 100 yıldır, adeta kan gölüne çevrilmiş durumda. Bu kan gölünden çıkmanın yolunu muştalayan ise, Rojava özgülünde halkların kardeşliğini esas alan, tüm farklılıkların eşit temelde birlikte yaşamını örecek olan demokratik özerklik sistemidir. Bu sistemin Ortadoğu’da hayat bulması ve geleceğe taşınmasının mihenk taşı, tüm dünyada simge haline gelen, gericiliği ve karanlığı dağıtan, birlikte mücadelenin örüldüğü Kobanê’dir. Kobanê’nin direniş kültürü ve yaşam felsefesi, Ortadoğu ve tüm insanlık için referans alınırsa kazanacak olan insanlık olacaktır.
Kobanê henüz kuşatma altındayken iki savaşçının söylediği ve bir bütün olarak durumu özetleyen cümlelerini aktarmak istiyorum.
- Eskiden kimse Kobanê’nin ne olduğunu, neresi olduğunu bilmezdi; ama şimdi "Suriye’nin başkenti Şam nerede?" diye sorduklarında, Kobanê’nin güneyine düşen bir kent deniliyor.
- DAİŞ, erkek egemen sistemin cisimleşmiş en net halidir. Bir kadın savaşçı olarak burada topraklarımızı savunurken sadece DAİŞ’e karşı savaşmıyoruz aynı zamanda tüm dünyada kadını yok sayan erkek egemen sisteme karşı da bir savaş yürütüyoruz.
Kobanê’yi tüm dünyaya duyuran, insanlık onurunun ayaklar altına düşmesini, parçalanan bedenleriyle engelleyen tüm özgürlük savaşçıları DÜNYA oldu.
Abdurrahman GÖK