İngiltere Anglia Ruskin Üniversitesi Biyomedikal Bilimler Profesörü Justin Stebbing'in “Meyve yemek akciğer kanserine mi neden oluyor?” konulu araştırması hakkında bilinmesi gerekenler
- Geleneksel tarım ürünlerinde pestisit kalıntıları bulunabiliyor ve fazla tüketimde bu kalıntılar vücutta artabiliyor. Yüksek pestisit maruziyeti nedeniyle bazı kanser türleri daha sık görülebiliyor.
- Bu tür haberleri okurken birkaç basit soru sormakta fayda var: Çalışma ne kadar büyük? İleriye dönük mü, geriye dönük mü? İddialar doğrudan ölçülmüş mü, yoksa tahmin mi?
Çeviri: Yeni Özgür Politika
Meyve ve sebzelerin kansere yol açabileceği fikri kulağa oldukça tuhaf geliyor. Onlarca yıldır süren araştırmalar, daha fazla bitkisel gıda tüketen insanların genellikle daha uzun ve daha sağlıklı yaşadığını, kalp hastalığı, felç ve birçok kanser türüne yakalanma risklerinin daha düşük olduğunu gösteriyor.
Akciğer kanseri de bu durumun dışında değil. Özellikle sigara içenlerde olmak üzere, birçok büyük ölçekli çalışmada daha fazla meyve ve sebze tüketenlerde riskin daha düşük olduğu ortaya kondu.
İşte bu genel tabloya rağmen, "meyve ve sebzeler genç yetişkinlerde akciğer kanserini tetikliyor olabilir" iddiası oldukça şaşırtıcı.
Bu yeni endişe dalgasının kaynağı, bilimsel bir konferansta sunulan ve henüz yayınlanmamış küçük bir bildiri. Çalışma, erken başlangıçlı akciğer kanseri tanısı konan sadece 187 kişiyle yapıldı.
Hastaların çoğu hiç sigara içmemişti. Araştırmacılar beslenme alışkanlıklarını sorduğunda, birçok kişinin bol miktarda meyve, sebze ve tam tahıl tükettiğini, yani genel olarak "sağlıklı" kabul edilen bir beslenme tarzı benimsediğini gördü.
Ekip, gıdalardaki veya kandaki pestisitleri doğrudan ölçmek yerine, diğer kaynaklardan alınan ortalama kalıntı değerlerini kullanarak tahmini bir pestisit maruziyeti hesapladı. Buradan hareketle, aksi halde sağlıklı olan gıdaların üzerindeki pestisitlerin, bazı genç ve sigara içmeyen kişilerde akciğer kanserine katkıda bulunmuş olabileceğini öne sürdü.
Bu bulgu, "meyve ve sebzeler zararlıdır" demekten çok uzak. Böyle çalışmalar beslenme önerilerini baştan aşağı değiştirmek için değil, yeni sorular sormak için yapılır: "Gençlerde görülen akciğer kanserinde pestisitler de rol oynuyor olabilir mi?"
Önemli uyarılar
Bu çalışma, sağlıklı insanları uzun yıllar boyunca izleyen ileriye dönük bir araştırma değil. Zaten kanser olmuş kişilere geriye dönük bakıyor. Bu yüzden diyetin hastalığa sebep olup olmadığını göstermesi mümkün değil. Ayrıca bu hastaların, kanser olmayanlara göre gerçekten daha fazla pestisit maruziyetine sahip olduğunu da kanıtlamıyor; sadece ortalama kalıntılı gıdaları tükettiklerini gösteriyor.
Daha büyük resme bakalım
Bu küçük çalışmadan uzaklaşıp daha geniş bilimsel kanıtlara baktığımızda tablo çok daha tanıdık ve rahatlatıcı hale geliyor. On binlerce, hatta yüz binlerce kişiyi yıllarca takip eden büyük çalışmalar tekrar tekrar aynı sonucu veriyor: Daha fazla meyve ve sebze tüketenlerde akciğer kanseri riski ya daha düşük ya da en azından daha yüksek değil.
Birden fazla çalışmayı birleştiren meta-analizler de daha yüksek meyve tüketiminin akciğer kanseri riskini azalttığını, sebzelerin de fayda sağladığını gösteriyor. Resmi beslenme kılavuzlarını şekillendiren çalışmalar da bunlar. Bu çalışmalar kusursuz değil ama 187 kişilik, yayınlanmamış tek bir çalışmadan çok daha güvenilir.
Neden farklı sonuçlar verir?
Küçük sayılarda şans faktörü çok daha etkili olur. Rastlantısal olarak o kliniğe başvuran genç hastalar sağlık konusunda daha bilinçliyse, diyetle kanser arasında hiçbir bağlantı olmasa bile "meyve-sebze tüketimi yüksek" sonucu çıkabilir.
Bir diğer önemli konu da "karıştırıcı faktörler"dir. Daha fazla bitkisel gıda tüketen insanlar genellikle daha fazla egzersiz yapar, daha az alkol alır, daha sağlıklı yaşam tarzına sahiptir. Geriye dönük çalışmalarda bu faktörleri birbirinden ayırmak oldukça zordur. Bu yüzden ileriye dönük, büyük ölçekli çalışmalar daha değerli kabul edilir.
Pestisit gerçeği
Pestisitler konusunda haklı bir endişe var. Geleneksel tarımda yetiştirilen birçok meyve ve sebzenin ölçülebilir miktarda pestisit kalıntısı taşıdığı ve fazla tüketenlerde idrarda bu kalıntıların arttığı biliniyor. Yüksek doz pestisit maruziyeti yaşayan çiftlik işçilerinde bazı kanser türleri (akciğer kanseri dahil) daha sık görülebiliyor.
Ancak bu, normal tüketim miktarlarında bir elma veya marul yemenin genel popülasyonda akciğer kanserine yol açtığı anlamına gelmiyor.
Bu durum, rehavete kapılmamız gerektiği anlamına da gelmiyor. Aksine, pestisit kullanımını azaltmak, tarım uygulamalarını iyileştirmek ve hassas grupları (çocuklar, hamileler) korumak için daha güçlü argümanlar sunuyor.
Pratik ne yapabiliriz?
Pestisitlerden rahatsız olanlar için birkaç basit ve mantıklı önlem var:
Ürünleri akan suyun altında iyice yıkamak
Farklı meyve ve sebzeleri çeşitlendirmek (tek bir ürüne aşırı bağlı kalmamak)
Bütçe el veriyorsa, yüksek kalıntılı ürünlerin (çilek, ıspanak gibi) organik versiyonlarını tercih etmek
Bunlar faydalı ancak marjinal iyileştirmelerdir. Temel mesaj değişmiyor: Bitkilerden zengin bir beslenme genel olarak sağlığımız için çok daha iyidir.
Sonuç ve ders
Bu tür haberleri okurken birkaç basit soru sormakta fayda var:
Çalışma ne kadar büyük?
İleriye dönük mü, geriye dönük mü?
İddialar doğrudan ölçülmüş mü, yoksa tahmin mi?
Bulgular, mevcut büyük araştırma birikimiyle uyumlu mu?
Bu çalışma küçük, geriye dönük, dolaylı tahminlere dayanıyor ve yıllardır süren büyük çalışmaların bulgularıyla çelişiyor.
Tek bir konferans sunumunu, onlarca yıldır "daha fazla meyve-sebze ye" tavsiyesini sorgulamak için gerekçe yapmamalıyız. Pestisitlerin olası etkilerini araştırmaya devam etmek önemli, ancak bu, en temel ve en faydalı gıdalarımızdan korkmamızı gerektirmiyor.
foto kaynak: Freepik
Kaynak: https://theconversation.com/eating-fruit-is-linked-to-lung-cancer-heres-what-you-need-to-know-about-that-new-study-281003