Franco yanlısı Falanjist milisler şehrin caddelerinde cirit atıyordu. Bu milis çetesinin başında Binbaşı José Valdés Guzman bulunuyordu. Guzman çetesi, geceleri ev basıyor, direniş yanlılarını kurşuna diziyordu.

 16 Ağustos 1936’da sosyalist Belediye Başkanı Fernandez Montesinos ve 29 direniş yanlısı sivil infaz edildi. Bu olaydan iki gün sonra, 18 Ağustos’ta, Binbaşı Guzman, sabaha karşı başka bir adrese baskın düzenledi. Bir hayli öfkeli olan Binbaşı, usta şair Federico Garcia Lorca’nın peşindeydi. Birkaç gün önce evine baskın yapılmış, fakat şair bulunamamıştı. Bu sefer aldığı istihbarattan emindi, Lorca bir arkadaşının evinde saklanıyordu.

José Valdés Guzman ne şairleri, ne de şiiri severdi. Çingeneleri, Arapları, Siyahları ve Yahudileri de sevmezdi. Daha önce Fas’taki Rifen ayaklanmasının kanla bastırılmasında önemli bir rol oynamıştı. Aslında Grenade şehrinin alınmasına da, O öncülük etmişti. Tamamı özgürlük yanlısı olan şehir, çok kolay teslim olmuştu. Guzman, 20 Temmuz 1936’da bir avuç milis ve askerle şehre girmişti. Grenade halkını korumakla görevli Cumhuriyetçi ordunun komutanı, bir kurşun bile sıkmadan teslim olmuştu.

Binbaşı Guzman bir elfeneri ışığında Yerma yazarını gözaltına aldığında kendisiyle gurur duyuyordu. Şiirlerinde Çingenelerden, Siyahlardan, eşitlikten, özgürlükten bahseden dinsiz bir sosyalisti yakalamıştı. Genç şair şafak vaktinde, bir öğretmen ve iki direnişçiyle birlikte kurşuna dizildi, cesedi bilinmeyen bir çukura gömüldü. Kanın zifaf gecesi ve Bernarda Alba’nın Evi kitaplarının yazarı Federico Garcia Lorca infaz edildiğinde henüz 38 yaşındaydı. 

1898 yılında Grenade şehrine yakın bir çiftlik evinde doğmuştu. Bir süre Grenade Üniversitesinde Edebiyat ve Hukuk dersleri almıştı. Daha sonra Madrid’e yerleşmişti Lorca. Bu şehirde Salvador Dali, Luis Bunuel, Rafel Alberti, José Bergamin gibi sanatçılarla ilişki kurup arkadaş olmuştu. Lorca, şiirin yanında bir çok tiyatro ve oyun da yazdı. 1931’de Cumhuriyetçilerin iktidara gelmelerinden sonra, tiyatro alanında yönetici olarak görev aldı. 1936’da İspanya iç savaşının başlamasıyla Madrid’i terk edip, doğup büyüdüğü Grenade’a döndü. 

Şair’in ölümünden sonra, Franco bütün kitaplarını yasakladı. Çok uzun süre kimse Lorca’dan bahsetmedi ve eserleri unutuldu. Ancak 1975’te, Diktatör’ün ölümünün ardından, Şair’in üzerindeki sansür kaldırıldı. Sonraki yıllarda kitapları tekrar tekrar basıldı ve İspanya halkının içinde hak ettiği yerini aldı. Bugün Başkent Madrid’in Plaza de Santa Ana meydanında Lorca’nın heykeli bulunuyor.

 2008 yılında ise, İspanyol savcısının kararıyla Federico Garcia Lorca’nın cesedine ulaşmak için aramalara başlandı. Gömüldüğü tahmin edilen bir çok alanda kazı çalışmaları yapıldı. Fakat herhangi bir bulguya rastlanmadı.


MEHMET AKAR