Ertuğrul Özkök, Erdoğan’ın Berlin ziyaretine ilişkin kaldığı Ritz Oteli’nin lobisinden izlenimlerini yazmıştı. Ortalıkta dolaşan, Erdoğan’a bir tür danışmanlık iki kişiden bahsediyordu Özkök: Serdar Çelebi ve Ozan Ceyhun.
Serdar Çelebi neyse ne de, Ozan Ceyhun’un çektiği yağları okuyunca inanın midem bulanmaya başladı. Eğer içimdekileri dökmezsem bu bulantının devam edeceğini bildiğim için bilgisayarımın başına oturdum. Artık bir konuda yazı yazarken bilgiye ulaşmak kolaylaştı ya, bu iki “şahsiyetin” geçmişine ilişkin az çok bilgi sahibi olmama rağmen, bir de ‘Google Amcaya’ sorayım, dedim. Keşke sormasaydım... Vaay ki, vay, neler var neler. Elbet alıntılar yapıp sizin de midenizi bulandırmaya niyetim yok.
Ozan Ceyhun esas “konu mankeni” olduğu için onunla ilgili bilgileri sona bırakayım.
Serdar Çelebi, F.Almanya’da devrimciler tarafından da, ülkücü camia tarafından da iyi bilinir. Kendisine Türkeş tarafından yurt dışını örgütleme görevi verilmiştir. Devrimciler, aydınlar, Kürt ve Türk yurtseverleri faşist 12 Eylül cuntasına karşı toplantılar, mitingler yaparken Çelebi’nin örgütlediği Bozkurtlar güçlerinin yettiği yerlerde hep saldırırlardı.
Ağca davasında da Roma’da yargılandı. Ama MHP camiası ile daha sonra arası açıldı. Türkeş kendisini “İhanetle” suçladı. Başka bir ülkücü camiaya, yakın davrandı. Ne ki, sanırım daha sonraki ilişkilerinin tümünde belirleyici olan yurt dışında rahat kazanılan, kaynağı “belli olmayan” paralar oldu.
Hazret son sıralarda, “Kürt sorununun” çözümü için aktif bir rol oynamaya başlamış iyi mi? Elbet PKK’yı dıştalayan bir çözüm içinmiş harcadığı çaba. Bu çabası nedeniyle kimi Kürt illerinde bile toplantılar yapmış.
Ve son yıllarda ise gemisinin rotasını tümüyle AKP limanlarına çevirmiş. Eh bütün bu çabasının sonunda da Başbakan Erdoğan’ın danışmanlığına kadar yükselmeyi becermiş. ‘Google amca’ aldığı ihaleler, vb. gibi akçalı işlemleri hakkında bir bilgi vermiyor. Kimbilir belkide yaptıklarının tümü “vatanseverliği” nedeniyledir, kimsenin günahını almıyayım!.. Erdoğan Almanya’ya geldiği zaman, Çelebi ve Ceyhun’un kaldığı Berlin Ritz Oteli’nin geceliğinin ek harcamalar hariç 350 Euro civarında olduğunu belirtmekle yetineyim.
Gelelim Ozan Ceyhun’a.
Geçmişin aşırı devrimcisi, bir adam öldürme olayına ismi karıştıktan sonra Almanya’ya iltica eden Ceyhun, o kadar hızlı ve o kadar çok dönüş yapmış ki, takip edeyim derken başım döndü midemin bulantısa daha da çoğaldı.
Bu “çok devrimci” önce Yeşiller Partisi’nde ve Avrupa Parlamantosu’nda milletvekili. 1986-2000 yılına kadar parti içinde hızla yükseliyor. Ve bir kitap da yazarak Yeşilleri methederek göklere çıkarıyor. Sonra eski partisini yerden yere vurarak SPD’ye kapak atıyor. Sene 2000.
Artık Allahın “yürü ya kulum” dediği şahıslardandır. Brüksel-Kıbrıs-Türkiye-F.Almanya arasında mekik dokuyan “her konunun uzmanı” şahıslardandır.
YOL Televizyonunda Alevilere demokrasi dersi veren bir Sünni’dir. Kıbrıs konusu ondan sorulur. Hatta Kıbrıs’ta Alevi Cemevi’nin açılışında da ilk konuşmayı yapan odur. Artık böyle ufak tefek işler kendisi için yeterli değildir. Daha büyük oynamaya başlar. Sarıgül’ün danışmanlığını yapar bir ara. Unutmadan kendisi SPD’li iken CHP’ye de övgüler dizerken, bir başka dönüşle CHP düşmanı kesilir.
Sonunda Egemen Bağış’ın fahri danışmanı olur. Malum kendisi Avrupa Birliği işlerini “en iyi bilen uzmandır!” Eh artık, bundan sonra da dönüşlerinin ve yükselişinin hızına kimse yetişemez. Artık kapağı AKP’ye atmıştır. Koskoca Başbanımız Erdoğan’ın danışmanıdır kendisi. Erdoğan kitabını “dostu” Ozan Ceyhun’a imzalayarak hediye eder. Ozan’ın sırıtarak Erdoğan’la birlikte çektirdiği resimler gazetelerin birinci sayfasını süsler.
Sadece bu resim bile bonservis olarak ilerdeki yükselmelerinin ne kadar hızlı olacağının göstergesidir. Kimbilir İzmir’deki villalardan birisi de şimdiden kendisine ayrılmıştır bile.
Bu arada Gezi olayları eski devrimci Ceyhun’a göre, AKP’ye karşı yapılmış “bir darbe girişimidir.” Eh, bu lafları da ettikten sonra, sanırım kendisi Yeşiller için methiyeler düzdüğü kitabını da toplatıp, bir meydanda ibret-i alem olsun diye yakacaktır.
Şimdilik Kürtleri kurtarmaya çalışmıyor. Ama şüpheniz olmasın Çelebi gibi o da ‘PKK’siz bir Kürt çözümü’ için yakında kollarını sıvayacaktır. Benim önerim demokratik bir Türkiye kurulabilirse, bir dönekler müzesi yapılması ve müzenin girişine de Ozan Ceyhun’un heykelinin dikilmesidir. Sizinde midenizi bulandırdıysam kusura kalmayın...
Midem bulanıyor!