Kürt ve Arap halklarının ortak kültürel değerlerinden olan Mırra, Girê Spî’de kapısını çaldığınız her evde sizlere ikram ediliyor. Nasıl ikram edileceğinden nasıl içileceğine kadar birçok anlam ifade eden Mırra, bir kahveden çok bir kültüre dönüşmüş durumda.
MEHMET EKİNCİ / GİRÊ SPÎ
Ortadoğu’da yaşayan halklarının önemli bir geleneği olan acı kahve, onlarca yıldır misafirlere ikram ediliyor. Acı kahve Arapça dilinde Mırra olarak adlandırılır. ‘Mırra’ veya acı kahvenin özellikle Kuzey ve Doğu Suriye’de yaşayan Kürt ve Arap toplumlarında her bir ritüelinin; isminden tutalım öğütülmesi, kahve tanelerinin kavurulması ve cezvede pişirilmesinin ardından ikram edilme usullerine kadar farklı bir anlam taşıyor.
İlçe olarak Kürt, Arap, Ermeni ve Türkmen topluluklarının ortak bir yaşamı ören Girê Spî’de her bir evde yorgunluğumuzu almak için içtiğimiz bir bardak suyun ardından acı kahve ikram ediliyor. Kahve pişirme ve ikram etme geleneği çok eski zamanlardan süre gelen bir gelenektir. Ayrıca kahvenin pişirildiği cezvenin bakırdan tercih edilir. Bakır; ateşe dayanıklı olduğundan kahvenin yanmasını engeller. Acı kahvenin öğütüldüğü kap ise ceviz ağacından yapılır. Birçok farklı ağaç türünden yapılsa da, ceviz ağacı dayanıklılığı ve çürümeye karşı mukavemetiyle daha çok tercih edilir.
Neden acı kahve deniliyor?
Neden acı kahve veya ‘Mırra’ denildiğine ilişkin cevabına ulaşmaya çalıştığımız soruya, ilçe halkı, “Gerçekliği ve sabır kadar acı verici” olduğunu belirtiyor. Ayrıca sabır, gerçeklik veya hakikatin kendisi de insana acı veriyor elbette.
Kahvenin iyi olan yönleri neler?
Acı kahve, aynı zamanda halk içerisinde toplumsallığı ve komünal bir yaşamı yaratan bir ortam oluşturur. Günün değişik saatlerinde cezvelerde ateşe konulsa da acı kahve, yine de şafakla birlikte ateşte pişerken buram buram yükselen kokusu evin tüm odalarına yayılıyor. Günün ikinci kahvesi ise ikindi vakitlerinde ‘medafa’ dedikleri misafir odalarında içiliyor.
Kahveci neden özellikle ‘sağır ve dilsiz’ olmalı?
Misafirlere acı kahve ikram eden kişinin konuşmadan ikramı yapması da geleneğin bir parçasıdır. Arapça, ‘Medafa’ olarak adlandırılan odalarda toplanan kişilerin arasında tartışılan hassas ve hayati konuları duymuyor ve konuşmuyor gibi hareket edilir. Bu aynı zamanda saygının da bir işaretidir.
Acı kahve yani ‘Mırra’ fincana sadece bir yudum doldurulur ve içilir. O da sadece damağa acı tadını vermesi ve insanın duygu ve hislerini harekete geçirmesi içindir.
Cezvede pişen kahveyi önce ev sahibi içer
Acı kahvenin içilmesine ilişkin de gelenek haline gelen kurallar mevcuttur. Örneğin, evine gelen misafir için pişirilen kahvenin ilk fincanını ev sahibi içer. Bu, misafire verilen bir güvencedir. Daha sonra misafir, ikram edilen acı kahveyi içtikten sonra asla fincanı yere bırakmamalı ve elindeki fincanı 2 defa sağa-sola salladıktan sonra kahve fincanını uzatan kişinin eline vermelidir. Eve gelen misafir kahveyi içtikten sonra fincanı yere bırakırsa ev sahibiyle küskünlük yaşanır. Bu durumda kendisini affettirmek için de ahaliyi kendi evine davet edip koyun kesmesi gerekir.
Mırra ritüelleri
Fırat Bölgesi’ne bağlı Girê Spî Kantonu’ndaki Henada Aşireti’nin kanaat önderi Şex İbrahim El İsa, atalarının en temel kültürel öğesi ve geleneklerinden biri olan acı kahve ‘Mırra’yı evlerine misafir olarak gelen kimselere ‘Medafa’larda ikram ettiklerini söylüyor. Evindeki misafir odasının başköşesine kahve cezveleriyle kültürel ve tarihsel bir hava katan İbrahim El İsa; “Babam ve dedemden bana miras kalan ve 100 yılı aşkın bir ömrü olan kahve cezvelerimiz var ve halen de bu cezvelerde ‘Mırra’ pişirerek misafirlerime ikram ediyorum” sözleriyle yüzlerce yıllık bir kültüre sahip çıktığına işaret ediyor. Acı kahvenin hayatın gerçekliklerine benzeyen yönlerini anlatan El İsa, insanların mutlu ve özel günü olan düğünlerde ya da acılarını paylaştıkları taziyelerde ‘Mırra’nın ikram ediliş ritüelini ise şöyle anlatıyor:
Sol el verir, sağ el alır
“Mutluluğun veya acının paylaşıldığı günlerde ziyarete gelen kişiler ev sahibi tarafından karşılandıktan sonra, ilk olarak ‘Hoş geldin’ anlamına gelen acı kahvenin ikramı yapılır. Bu, kahvenin ikramıyla misafirlerin gelişinden mutlu olunduğu ve onlara değer verildiği gösterilir. Misafir, ikram edilen kahveden bir fincanın dışında içmek istemiyorsa, fincanını sallayarak bunu ifade eder. Kahve fincanını sallamadığı müddetçe cezvedeki kahve bitene kadar, fincan aynı kişi için doldurulup ikram edilmeye devam edilir. Misafirlere acı kahveyi ikram eden kişi sol eliyle cezveyi tutup sağ eliyle fincanı tutar. Kahve ikram edildiği esnada da misafir ikram edilen kahve fincanını sağ eliyle almalıdır.”