Sazı ve silahıyla Kürt özgürlük mücadelesine, direniş tarihine imza atan Hozan Mizgîn’in stranları hala dilden dile dolaşıyor. Yeni doğan her Mizgîn’de yaşayan Hozan Mizgîn ardında bıraktığı 26 yılda hala beşikteki çocuğa ninni, kadınlara ise özgürlüğün haykırışı oluyor. Mecbure Arslan, Mizgîn’in Tatvan’daki günlerini anlattı.
Temsil ettiği devrimci sanat çizgisiyle önemli bir geleneğin temsilcisi olan Hozan Mizgîn’in (Gurbet Aydın), şehadetinin 26. yılı. Sesinin ulaştığı herkeste derin bir iz bırakan Mizgîn’in Tatvan için ise ayrı bir yeri var. Kadınlara ulaşmak için durup dinlenmeden çalışan Mizgîn, yaşamını yitirdiğinde Tatvan sokaklarından saatlerce “Şehit namirin” sloganları yükseldi.
Koma Berxwedan’ın kurucusu
1962 yılında Batman’ın Bileyder köyünde dünyaya gelen Hozan Mizgîn, 1980 darbesinden kısa bir süre önce özgürlük mücadelesine katıldı.
İşçi hareketi ve güçlü sendika örgütlenmesi ile dikkat çeken Batman’da PKK kurucularından Mazlum Doğan’ın öncülüğünde ev ev örgütlenme yapılıyordu. Batman, petrolü ve rafinesinden dolayı civar kentlerden göç alıyor ve sosyalist bir devrimin provası için alt yapı oluşturuluyordu. Mizgîn de, bir grup genç ile birlikte Batman’dan PKK’ye katıldı. Mizgîn, Batman’dan PKK’ye katılan ilk kadınlardan biri olur.
Bekaa Vadisi’nde aldığı eğitimin ardından Hozan Mizgîn ve Hozan Sefkan (Celal Ercan) sanatsal ve kültürel çalışmaların temellerini atmak için 1983 yılında Avrupa’ya gönderilir. Mizgîn ve Sefkan Huner-Kom ve Koma Berxwedan’ı kurarlar.
Çemê Hêzil… Lo Hevalo…
‘Çemê Hêzil’, ‘Lo Hevalo’ ve ‘Gundino Hawar’ şarkılarıyla bütün halka hitap etmeye başladı. Şarkıları yasaklı kasetlerde dinlenmeye başlandı.
Hozan Mizgîn, Meryem Xan ve Ayşe Şan gibi Kürt kadın sanatçılardan etkilenerek, Kürtçe stran söylemeye başladı.
Ezgilerine Kürt kadın gerçekliğinin yanı sıra mücadeleci ruhunu da katmayı ihmal etmeyen Mizgîn, gerilla olmanın verdiği sorumluluk ve bilinçle devrim yürüyüşünü sürdürdü.
Kadınlar için yeni bir dönem
En zor ve çetin süreçte yüzünü Tatvan’a çeviren Mizgîn, duruşu ve mücadelesiyle başta kadınlar olmak üzere bütün halkı etkilemeye başladı. Mizgîn ile birlikte Tatvan halkı kimlik arayışına çıktı. Örgütlenmesini en iyi şekilde yapan Mizgîn, yeri geldiğinde siyah bir çarşaf giyerek Tatvan halka ulaşmanın yollarını buldu. Tatvan’da ismini duyuran Mizgîn, 11 Mayıs 1992 tarihinde kaldığı bir evde yaşanan çatışma sırasında yaşamını yitirdi. Ancak ondan sonra kadınlar için yeni bir dönem başladı.
İlk kadın eyalet komutanı
Cesur ve kararlı bir kadın militan olan Mizgîn, uğradığı her evde bir anı, bir iz bırakmış ve birçok genci etkileyerek, özgürlük mücadelesine çekmiş bir devrimcidir.
Aynı Mêrdîn ve Garzan bölgelerinde komutanlık yaptı ve ilk kadın ”eyalet komutanı” unvanına da sahip oldu.
Geldiği gibi kadınları örgütledi
Hozan Mizgîn’in mücadelesine tanıklık edenlerden biri olan Mecbure Arslan, Mizgîn’in Tatvan’a gelişiyle beraber Tatvan’da kadın mücadelesinin başladığını belirterek şunları söyledi: ”Mizgîn farklı bir kadındı. Tatvan’a geldiği gibi kadınları örgütlemeye başladı. Çok çalışkandı ve yorulmazdı. Mizgîn’in her bir adımı her bir nefes alışı devrimci bir disiplin içerisindeydi. Ben de onun mücadelesinden çok etkileniyordum. Mücadele etmeyi, kadınlara bir şey öğretmeyi çok severdi. Biz Tatvanlı kadınlara çok şey bıraktı.”
Hem sanatçı hem de savaşçıydı
Jinnews’e konuşan Arslan, o dönem büyük bir zulmün yaşandığını ve Mizgîn’in ‘yeter’ diyerek isyan ettiğini belirterek, “Bu zulümlerin hepsi birer birer bitecek derdi. Bütün hayatını mücadeleye adamıştı. Tatvan’da örgütlenme tarzı da çok farklıydı. Sürekli çözüm bulan bir kadındı. Yeri geldiğinde siyah çarşaf giyerek kadınlara ulaşıyordu. Mücadelesine dört ele sarıldı. Çok akılı bir kadındı. Hem sanatçı hem de savaşçıydı ama en önemlisi bir kadındı. Arkadaşlarının morali bozulduğu zaman hemen o güzel sesi ile şarkılar söylemeye başlardı. O kadar içten bir şarkı söylerdi ki insan Mizgîn’in hiç susmasını istemezdi” diye anlattı.
Her evde Mizgîn
Arslan, Mizgîn’in bütün Kürt kadınlarına örnek olduğunun altını çizdi ve ekledi: ”Mizgîn şehit düştüğü zaman bütün Tatvan halkı, tanıyan tanımayan herkes şehit düştüğü eve koştu. Mizgîn şehit düştü ama arkasında çok büyük bir mücadele bıraktı. Hepimiz şehit düştüğü yere giderek, Mizgîn’i aldık. Yıkamak için camiye götürdüğümüz zaman camide yer yoktu. İnsanlar Mizgîn’i o kadar benimsemişti. Evden camiye gidene kadar Tatvan sokaklarında sadece ‘Şehit namirin’ sloganları yükseliyordu. Tabi o zamanlar cenazesi ele geçirilmesin diye boş bir tabut mezarlığa gönderdik. Daha sonra Mizgî’i farklı bir tabuta koyarak kadınlarla birlikte mezarlığa götürdük. Bugün Tatvan’da her bir evde bir Mizgîn ismi varsa onun mücadelesine borçlu olduğumuz içindir.”
KÜLTÜR SERVİSİ