Jose Saramago'nun ne zamandır okumak istediğim kitabını bitirdim. Ölmeden önce başladığı ama ölümüyle yarım kalan bir kitap: Mızraklar, mızraklar- Tüfekler, tüfekler...
Kitap pek çoğumuzun günlük hayatın hayhuyları arasında düşünmeyi akıl edemediğimiz ya da aklımıza dahi gelmeyen bir soruya yanıt aramaya çıkmış: Silah fabrikalarında neden hiç grev olmaz?
Olmazdı, çünkü... diye arda arda çok sayıda gerekçe sıralamak mümkün bugünün aklıyla. Malum, Her türlü teknolojik destekle donatılmış ileri enstrümanların yarıştığı bir savaş iklimindeyiz. Ve malum Kongo'daki bir savaşın Cizre ile, Sur ile, Gever ile doğrudan bağlantısı vardı.
Yazarın kitaba başlamasına gerekçe, akılda kalmış bir cümledir aslında. Bir yerde mi okudu, bir filmde mi gördü bilinmez; Artür paz Semedo,1930'lardaki İspanya iç savaşı ile ilgili bir anekdotun etrafında dönenip durur: Patlamayan bir obüsün içinde Portekizce yazılmış bir kağıt vardı. Kağıtta "bu bomba patlamayacak" yazıyordu. Andre Malraux'nun "Umut" adlı kitabında -ki, filme de uyarlandı bu kitap- yeni bölüğün siyasi komiseri, 'obüslere sabotaj yaptıkları için Milano'da kurşuna dizilen işçilerin şerefine, yaşasın' diyerek kaldırır kadehini. Yazarın yarım kalmış karakteri Artur Paz Semedo bir silah fabrikasında muhasebe bölümünde çalışmaktaydı. Silahları seviyordu ama savaştan nefret ediyordu. Ama yine de silaha ve gelişen teknolojisine dair içinde durmadan büyüyen bir heyecan vardı. Küçük bir arşiv taramasında, 30'lu yıllarda yani İspanya iç savaşı sırasında çalıştığı silah fabrikasının altın yıllarını yaşadığını öğrendi. Öğrenip öğrenmediğini bilmediğimiz ise kendi fabrikasında yine aynı yıllarda bir sabotaj girişimi olduğu, bir grev hazırlığı yapıldığıydı. (Türkiye'deki silah ve ileri teknolojileri anlatan ASELSAN'da ardı ardına gizemli şekilde ölen ya da öldürülen mühendisler bir şey çağrıştırıyor mu sizlere?)
Kitabın kahramanı Semedo silahlara aşık, savaşa düşman biri olarak yine de "geçmiş savaşın silahlarıyla yeni bir savaşa girmekten" yana değildi ama o sadece bir 'muhasebeci' olarak bu kadar düşünebilirdi.
Örneğin Saramago'nun bu yarım kalmış kahramanı, silah fabrikasının arşivinde geçirdiği ilk günde bugüne not düşülecek bir savaş gerekçesi bulmuştu. Şirketin 1930'lu kayıtlarının bir karar defterinde şu bilgi vardı: "Bolivya ile Paraguay arasında 1932'de başlayan savaşa dair notlar: Savaşın nedenlerini özetleyen bir gazete kupüründe en başta gelen neden olarak, And sıradağlarının yamacında petrol bulunmuştu. Bir başka neden Bolivya'nın denize erişimi yoktu, bu savaş denize erişimin nedeni olabilirdi." Şili ile Bolivya arasında süren savaş, petrolün sömürgeci ülkelere ulaştırılması için elzemdi. Savaş başlayınca en yardımsever kuruluş hangisi olur: Herkesin iyiliğini düşünen silah tüccarları!!!
Türk askeri de "Kürdistan" dağlarına vuruyor kendini bugünlerde. Bitmişmiş şehirdeki 'işleri', sıra kırdaymış Yıllarca PKK'nin korkusundan çiçek toplamaya dahi gidemedikleri dağlara bu aşırı şişkin ilgi neden sizce? Yeraltı kaynaklarını "korku tüneli"nden çıkarmak. Bilmem farkında mısınız, Saramago'nun işaret ettiği savaşın başlama biçimleri olduğu gibi muhafaza edilerek sürmekte. Her zaman diliminde en geçer akçe silah, silahla elde edilen maden, madenin dönüştürdüğü para, paranın satın aldığı pırlanta, pırlantanın adresi Afrika, Afrika'nın trajedisi kölelik... Beyaz adamın silah zoruyla yüreklere çaldığı kara...
Şimdi sıra Kürdistan'da ve bu matematik için biraz vatan, biraz millet biraz Sakarya…