Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Adnan Selçuk Mızraklı, BM İnsan Hakları Konseyi’nin 42. oturumunda konuştu.
Mızraklı, BM İnsan Hakları Konseyi’nin 42’inci oturumları sırasında Halklar Arasında Dayanışma ve Irkçılık Karşıtı Hareket'in (MRAP) düzenlediği "Türkiye'de Yargının Bağımsızlığı" konulu panele video konferans ile katıldı. Konsey oturumlarını selamlayan Mızraklı, yurtdışı yasağı olduğu nedeniyle panele katılamadığını ifade etti.
Mızraklı, şunları söyledi: "Yüzde 63 oy oranıyla seçilmiş kişileriz. Fakat demokratik olmayan diktatoryal yöntemler ile görevden alındık. Halkın bize verdiği yetkileri kullanamıyoruz. AKP, özellikle 2015 ile birlikte tek adam yönetimini, otoriter bir rejimi hakim kılmaya çalıştı. Bunu yapmak için hukuku hiçe saymakta, militarist yöntemlerle; gözaltı, işkence ve tutuklamalarla bastırmaya çalışmaktadır. 2016’da hukuksuz bir biçimde 95 Kürt belediyesine kayyum atadılar. Belediyelerimiz, kayyumların yolsuzlukları sonucu yüz binlerce dolar borçlandırıldı. İşte böyle bir zorlu bir süreçte 31 Mart 2019’da seçimlere girdik. Adaletsiz bir sistemde, seçimlerde çalışmalarımız engellendi, çalışanlarımız tutuklandı, birçok parti yöneticimiz cezaevine konuldu, buna rağmen yüksek oy oranlarıyla seçildik. Bizler bu şartlar altında belediye seçimlerini kazandık. Dört aylık bir süreçte borçları ödemeye, kentlerde kayyumlar döneminde yapılmayan hizmetleri yapmaya başladık. Kürt kültürünü, dilini asimile etmeye, yasaklamaya başlamışlardı. Kadın haklarına yönelik saldırılar başlatmışlardı. Bizler 4 aylık süreçte bunları önlemek için çalışmalarda bulunduk. Gençler, kadınlar, çocuklar için çalıştık. Diktatoryal sistemlerde bu hizmetler iktidarları sarsmaktadır. Tüm bunlardan dolayı hukuksuzca yeniden görevlerimizden alındık. Belediyelere yeniden valiler atandı. Yeniden yolsuzluklar yapılacak, kültür ve dil asimilasyonu gerçekleştirecekler.
Karşı çıkmalısınız
İşte burada sizlere büyük görevler düşmektedir. İnsan hakları evrensel beyannamesini benimseyen, hukuk isteyen insanlar olarak bu uygulamalara karşı çıkmalısınız. Sizlere buradan sesleniyorum; gelin bir komisyon kurun, Diyarbakır’a, Van’a, Mardin’e gidin, halka bir sorun neden seçilmişleri görevden aldılar diye veya bu karardan memnun olup olmadıklarını sorun. Gelin Türkiye’yi gezin, bakın bu ülkede hak, hukuk ve adalet var mı? Evet sizlerin ve bizlerin görevi hakkı, hukuku ve adaleti savunmaktır. Bundan dolayı uluslararası kurumlar olarak demokrasi, adalet ve hukukun üstünlüğü için elinizi taşın altına koymalısınız. Vicdanınızın sesine kulak verin. Türkiye ne yazık ki bir uçuruma sürüklenmektedir. En temel insan hakları dahi çiğnenmektedir.
19 Ekim tarihine dikkat
Anayasa’nın 127. Maddesine göre haklarında görevden uzaklaştırma kararı alınan belediye başkanları ile ilgili bu kararın iki ayda bir yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Bu da 19 Ekim’e denk gelmektedir. Bu nedenle özellikle BM İnsan Hakları Konseyi’nin Ekim ayında Türkiye’yi ziyaret edecek ve bu süreci gözlemleyecek bir komisyon oluşturmaya çağırıyorum.
Zorbalığa sessiz kalmayın
Şimdi vicdanları dinleyip buna dur deme zamanı. Yerel yönetimler demokrasinin bir ülkede yansımasıdır. Demokrasinin yansıması olan yerel yönetimleri hayata geçirmek isteyen bizlere yapılan bu zorbalıklara sessiz kalmayacağınız umuduyla sizleri bir kez daha saygıyla selamlıyorum."