
Amed’de, 2006 yılında duyarlı kurumların katkıları ile kurulup, o tarihten bu yana da çalışmalarına devam eden Yoksullukla Mücadele ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği-Sarmaşık, işsizlik sorunu ile birlikte nüfusun büyük bir bölümünün yoksul olmasına rağmen açlık sınırındaki yurttaşların ihtiyaçlarını karşılamaya gayretinde. Öyle ki dayanışma içinde olunan ailelerin rencide olmaması için, diğer yardım kuruluşları yada derneklerinin yaptığı gibi yardım poşetlerine dernek ismi de yazılmıyor.
Kentteki 4 bin 700 aileye ulaşan dernek, bunun çarpanı olarak açlık sınırında hayatını sürdüren yaklaşık 30 bin kişi ile dayanışma içinde. Bu yardımların yapılmasına olanak tanıyan kaynak ise çoğunlukla yine ekonomik olarak yoksulluk sınırı içerisinde yer alan yurttaşların desteğinden karşılanıyor durumda. Derneğe kurumsal düzeyde yapılan katkıların oranı sadece yüzde 22 oranında. Geri kalan yüzde 78’li katkı ise yoksulluk sınırındaki kent sakinlerine ait.
‘Modern bir kent komünü’
Bir bakıma yurttaşın yurttaş ile dayanışmasına denk gelen bir özelliğe sahip derneğin çalışmaları hakkında bilgi veren Genel Sekreter Mehmet Şerif Camcı, aslında amaçlarının da her türlü alan-veren ilişkisini ortadan kaldırarak, çalışmalarının yüzde yüzünü yurttaşların desteği ve katkıları ile büyütmek istediklerini kaydetti.
Bunu da Sarmaşık Derneği’nin aslında bir yardım kuruluşu olmak yerine, bir komün olmasına dayandıran Camcı, derneğin kurduğu dayanışma ağını da çağın gereklerine uygun, modern bir kent komünü olarak tarif etti. Dernek komününde, zengin kesimden daha fazla yoksulların açlık sınırında olanlar ile dayanışması örneği olduğunu dile getiren Camcı, “İşçi, yoksulluk sınırında, öğretmen yoksuldur. Emekli açlık sınırında, bunların açlık sınırındaki aileler ile dayanışması söz konusu. Yani yoksulların açlık sınırındakiler ile dayanışması diyebiliriz” dedi.
Amed’in en büyük ve ağır sorununun açlık olduğunu dile getiren Camcı, sosyal sorunların başında toplumun bir kesiminin açlık ile karşı karşıya kalması olduğunu vurguladı. Camcı bu yüzden de bu ağır duruma karşı devletten yerel yönetimlere, sivil toplum örgütlerinden cemaatlere herkesi bu kesimin ihtiyaçlarını gözeterek hareket etmeye çağırdı.
‘İnsanlara karşı sorumluluğumuz var’
Camcı, insanları yoksullaştıran nedenler üzerinde de durdu. Açlık ile mücadele eden insanların siyasal ve sosyal nedenler ile bu durumda olduklarının altını çizen Camcı, “Bu insanlar köylerinde yaşarken, köylerinden edildiler. Kurulu düzeni darmadağın edildi. Bir anda savaş mağduru oldular. Bu nedenle onlara karşı bir sorumluluğumuz var” şeklinde konuştu.
Bu sorumluluğu yerine getirmek üzere kurdukları komünde, 9 bin kişinin düzenli desteğini aldıklarını paylaşan Camcı, destek aldıkları bu kesimleri ise işçi, memur, emekli, öğrenci ve sağlık çalışanları olarak sıraladı.
İş sözleşmelerinde dayanışma
Maaşlı çalışan işçi ve memurlardan, bankalarına verdikleri otomatik talimat ile katkı aldıklarını ifade eden Camcı, bu anlamda önemli bir model oluşturduklarını ifade etti. Kentte KESK’e bağlı işçilerin toplu iş sözleşmelerine bu konu ile ilgili madde koyduklarını aktaran Camcı, “Belediye İş Sendikası, Genel İş Sendikası ve Tüm-Bel Sen. Bu üç sendikamız, açlık sınırındaki aileler ile dayanışmak için sözleşmelerine özel bir madde koydu. İşverene her ay maaşlarından 10 ila 15 lira arasında bir kesinti yapılarak derneğimizin hesabına yatırılmasını sağlıyorlar. Bunu kurumsal bir hale getirdiler” diye belirtti.
İşçilerden, çalışanlardan ve emekçilerden bu şekilde bir dayanışma içinde olduklarını ifade eden Camcı, yine bazı binalarda, bina giderlerine ek olarak dernekleri ile dayanışmak üzere daire sakinlerinin maddi katkı sunduğunu aktardı.
Derneğe kaynak sağlamaya dönük dayanışma bu iki örnekle de sınırlı değil. Maaş sahibi memur, işçi yada emeklilerin dışında öğrenciler de oluşturulan komünün bir parçası.
Disiplinsizlik 1 TL’lik dönüştür
Camcı’nın anlattığına göre, öğrencileri ile disiplin dışı davranışta bulunmaları halinde oluşturulan kumbaraya 1 TL atması yönünde anlaşan öğretmen, ceza yerine böylesi bir yol izleyerek toplanan paraları dayanışma kumbarası aracılığı ile derneklerine aktardı. Kumbara doldukça getirilen paraların, makbuzlar karşılığında teslim alındığını söyleyen Camcı, paranın miktarının hiç önemli olmadığını, önemli olanın bu davranışın ve dayanışma duygusunun gelişmesi olduğunu dile getirdi.
DİHA/AMED