Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi Eşbaşkan Yardımcısı Bedran Çiyakurd, görüşmelerde arabulucu ve garantör rolü üstelenen Moskova’nın Şam’ı çözüme zorlaması gerektiğini söyledi.

Rusya’nın arabuluculuğunda Suriye yönetimi ile yapılan görüşme heyetinde yer alan Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi Eşbaşkan Yardımcısı Bedran Çiyakurd, Suriye Dışişleri Bakan Yardımcısı Faysal El Miqdad’ın açıklamalarını reddettiklerini söyledi.

Ronahî TV’de yayınlanan Bûyer programının konuğu olan Çiyakurd, Suriye Dışişleri Bakan Yardımcısı Faysal El Miqdad’ın ”Özerk Yönetim’i reddediyoruz” şeklindeki açıklamalarına tepki gösterdi. Bu tür açıklamaların diyaloga hizmet etmediğini kaydeden Çiyakurd, ”Bu, Suriye’de sorunların çözüme kavuşmasını istemeyen ve sanki Suriye’de hiçbir şey olmamış gibi hareket etmeye çalışan; 2011 öncesi gibi ülkeyi yönetmek isteyen zihniyettir. Bu akıl, hiçbir zaman sorunları çözemeyeceği gibi krizi daha da derinleştirir” dedi.

Görüşmeleri önemsiyoruz

Rusya aracılığıyla yapılan görüşmelerin yeni ve anlamlı olduğunu, böylesi bir zamanda yapılan tüm açıklamaların da sorunların çözümüne katkı sunacak yapıcılıkta olması gerektiğini vurgulayan Çiyakurd, ”Bizler Suriye’nin bütünlüğü içerisinde tüm halkların ve inançların haklarının garanti altına alınmasını öngören bir projeyi savunuyoruz. Suriye krizinin çözüm kapısının da bu projede olduğunu düşünüyoruz” şeklinde konuştu.

Eskide ısrar faydasız

Suriye’nin var olan ekonomik, siyasi, idari ve güvenlik sorunlarının çözümü için Özerk Yönetim’in potansiyeli ve tecrübesinin büyük bir güç olacağını ifade eden Çiyakurd, şunları kaydetti: ”Şam yönetimi, Özerk Yönetim’i kırmızı çizgisi olarak görür ve eski yöntemle sorunları çözmeye çalışmaya kalkışırsa bunun mümkün olmadığını ve yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğunu görmesi gerekir.”

Diyalogda ısrar edeceğiz

Bedran Çiyakurd, sorunların diyalog yoluyla çözülmesi için ısrarcı olacaklarını kaydederek, ”Suriyeli bir çözüm, bizim için stratejik önemdedir. Bu yoldaki mücadelemizi sürdüreceğiz. Şam yönetiminde de farklı görüşler olduğu görülüyor. Çözüm ve diyalog yolu kolay değil. Öyle kısa sürede her şey çözülmez. Ciddi problemler de olacaktır. Bu konuda Şam yönetimi de ciddi yaklaşmalı ve her kafadan bir ses çıkmasına müsaade etmemeli” diye konuştu.

Şam’ın çözüm projesi yok

Şam’da yaptıkları görüşmelerde gündeme gelen konulara ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Bedran Çiyakurd, Suriye rejiminin ciddi ve yeni bir çözüm projesine sahip olmadığını kaydetti. Bedran Çiyakurd, Şam’ın çözüm skalasını şöyle özetledi:

  • Suriye Anayasası’nın yerel yönetimlerin işleyişini öngören 107. maddesini tartışmaya açabileceklerini,
  • QSD ve Asayiş güçlerinin tamamıyla Suriye ordusuna dahil olması gerektiğini söylüyorlar.
  • Yine eğitim, dil ve kültür çalışmaları için bazı farklı görüşleri var.

Şam yönetiminin dayatmalarda bulunmasının hem Suriye’yi hem de Suriye’nin geleceğini daha kötü duruma sürükleyeceğini dile getiren Çiyakurd, farklı müdahalelere yol açmayacak yeni bir yaklaşımın olması gerektiğini dile getirdi.

Rusya’nın çözümü yok

Rusya’nın görüşmelerdeki arabulucu rolünü de değerlendiren Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi Eşbaşkan Yardımcısı Bedran Çiyakurd, şunları söyledi: ”Şam yönetiminin bu yaklaşımlarına karşı Rusya’nın şu ana kadar bir tepkisi olmadı. Rusya, Şam yönetiminin düşündüğü çerçevede Özerk Yönetim ile Şam’ı birbirine yakınlaştırmaya çalışıyor. Şam ve Rusya’nın istedikleri de Kuzey-Doğu Suriye hakları tarafından kabul edilmiyor. Onların çözümü Dera’da uyguladıkları şeyin bir benzeridir. Bu konuda Rusya’nın da net bir çözüm projesi yok. Sadece siz ve Şam ne üzerine anlaştıysanız, biz tarafsızız ve kabul ederiz, diyorlar. Bizler de bu konuda tarafsız garantörlerin olması gerektiğini söylüyoruz. Bu noktada da sorumluluğun Rusya’da olduğunu ifade ediyoruz. Şam yönetimini çözüme cesaretlendirmesi ve baskı uygulaması gerekir. Çünkü Rusya da 2011 öncesine dönüşün zor olduğunu görüyor. Bu kabul edilebilir bir şey değil. Rusya’nın da bunu görmesi gerekiyor.Şam ne diyorsa kabul edeceksiniz ya da sizin taleplerinizi Şam kabul etmiyor, demeleri çözüme katkı sunmayacağı gibi Moskova’nın garantör rolüne de gölge düşürür.”

   

QAMIŞLO

 
 

Türkiye’nin ikili korkusu var

Demokratik Suriye Güçleri (QSD) bünyesinde bulunan İdlib Devrimcileri Tugayı (Siwar İdlib) Komutanı İskender Alaa, Türkiye’nin hem Rusya’dan hem de bünyesindeki çetelerden korktuğunu söyledi.

İdlib Devrimcileri Tugayı Komutanı İskender Alaa, İdlib’de son yaşananları değerlendirdi. Suriye halklarına karşı başının Türkiye’nin çektiği uluslararası bir komplonun devrede olduğunu savunan Alaa, “Türkiye, Rusya ile vardığı anlaşmaları da açıklamaktan korkuyor. Çetelerin desteğini kaybetmekten korkan Türk devleti verdiği tavizleri gizli tutmaya çalışıyor” dedi.

Suriye’nin durumunu yakından takip edenlerin, Suriye rejiminin Türkiye ve Rusya arasında varılan bir anlaşmanın neticesinde İdlib’de ilerlediğini ileri sürdüğünü kaydeden Alaa, ”Bu anlaşmaya göre Türkiye İdlib’i Suriye rejimine teslim edecek. Bu kapsamda Suriye rejim güçleri Halep-Şam karayolunu tamamen kontrol etmeye başladı. Türk devleti Suriye rejimine saldıracağını söyleyerek çeteleri kandırıyor. Birkaç gün önce İdlib’de Suriye rejim helikopterlerinin düşürülmesinin ardından anlaşma hız kazandı ve bölgeyi Suriye rejimine teslim etti. Suriye rejimine bölgeyi teslim eden Türk devletine çeteler de güvenmiyor” şeklinde konuştu.