Mücadele kıyafetin çok ötesinde

Kadın Haberleri —

Foto: Afp

Foto: Afp

  • BM Raportörü Mai Satō, “İran’da hapis cezası öngören başörtüsü yasasının hiçbir zaman uygulanmamış olması, direnişin etkinliğini gösteriyor. Ancak mücadele kıyafet yönetmeliğinin çok ötesine geçiyor.”

Jîna Emînî’nin İran’da 16 Eylül 2022’depolis gözetiminde katledilmesiyle başlayan “Jin Jiyan Azadî” serhildanı, büyük bir dönüşümün startını verdi. BM İran İnsan Hakları Özel Raportörü Mai Satō, Standard’a verdiği demeçte, kadınların sistematik ayrımcılıkla karşı karşıya olduğunu ve İran’ın dünyada en yüksek idam oranına sahip ülke olduğunu vurguladı. Her gün gerçekleşen idamlar, adil yargılama eksikliği ve rejimin yurt dışındaki aktivistlere yönelik tehditleri, İran’daki insan hakları krizinin boyutlarını ortaya koyuyor.

 

 

Sistematik ayrımcılık söz konusu

Mai Satō, Jîna Emînî’nin katledilmesi sonrası başlayan protestoların İran’daki söylemi kökten değiştirdiğini ve toplumsal cinsiyet eşitliğini insan haklarıyla bağdaştırdığını belirtti ve ekledi: “İran'daki ve İran hakkındaki söylemi kökten değiştirdi, toplumsal cinsiyet eşitliğini insan hakları ve demokrasiyle ayrılmaz bir şekilde ilişkilendirdi. Hatta bir BM bilgi toplama misyonunun kurulmasına bile yol açtı. 15 yıla kadar hapis cezası öngören başörtüsü yasasının hiçbir zaman uygulanmamış olması, direnişin etkinliğini gösteriyor. Ancak mücadele kıyafet yönetmeliğinin çok ötesine geçiyor. Kadınlar sistematik ayrımcılıkla karşı karşıya. Yargı erkekler tarafından domine ediliyor. Azınlıklara mensup kadınlar sıklıkla örtüşen ayrımcılığa maruz kalırken, dokuz yaşındaki kız çocukları için çocuk evliliği yasal olmaya devam ediyor. Uluslararası toplum, temel yasal ve sosyal reformlara yönelik daha geniş talepleri anlamalı ve desteklemelidir.”

İnfazlar buzdağının görünen kısmı

İran’ın dünyada kişi başına en yüksek infaz oranına sahip olan ülke olduğuna dikkat çeken Mai Satō, “Her gün üç ila dört kişi idam ediliyor. Yıl başından bu yana en az 841 kişi idam edildi; bunların 110'u yalnızca Temmuz ayında gerçekleşti ve çoğu adil yargılanmadan infaz edildi. Bu, zorla itiraflar ve avukatlara erişimin kısıtlanmasını da içeriyor. İran'da idam cezası, suçları cezalandırmanın bir yolu değil, siyasi ve ölümcül bir kontrol aracıdır. İnfazlar buzdağının görünen kısmıdır. İfade ve toplanma özgürlüğü gibi temel hakların kısıtlanmasıyla doğrudan bağlantılıdır” dedi.

 

foto:AFP

 

Baskılar ulusal sınırların ötesinde

İsrail’in İran’a saldırısından sonra en az 170 erkek ve 70 kadın aşırı kalabalık cezaevlerine nakledildiğini belirten  Mai Satō, şunları ifade etti: “Oradaki koşullar felaket. Yiyecek, su ve alan sıkıntısı var. Dahası, bazı mahkumların nerede olduğu bilinmiyor. Şerife Muhammedi'ye verilen idam kararı onandı. Haberlere göre Şerife Muhammedi adil bir yargılamadan mahrum bırakıldı, gözaltında işkence gördü ve beş ay boyunca hücre hapsinde tutuldu. Tüm bu ciddi usul eksiklikleri, keyfi infazlar konusunda ciddi endişelere yol açıyor.

İran makamlarının eleştirel sesleri susturma ve toplumsal katılımı bastırma çabaları ulusal sınırların çok ötesine uzanıyor. 1979'dan bu yana, yurt dışında en az 452 İranlı hedef alındı. Bunlar arasında ölüm tehditleri, adam kaçırma ve ailelerin sindirilmesi yer alıyor.”

HABER MERKEZİ

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.