Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, kadınları eve hapseden ve emekliliğini fiilen ortadan kaldıran uzaktan ve esnek çalışmaya ilişkin hazırladıkları yönetmeliği bir ay içerisine yayımlayacaklarını, Eylül-Ekim aylarında da bunu destekleyen yasal düzenlemeleri çıkaracaklarını duyurmuştu. Zaten istihdamda yer edinemeyen kadınlar, bu düzenlemeyle çalışma hayatından itilmeye ve sömürülmeye devam edecek.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Emekli-Sen Genel Sekreteri ve DİSK Ankara Kadın Komisyonu Sorumlusu Nevin Kızılöz, düzenlemenin kadın emeğini değersizleştirme amacına hizmet ettiğini vurguladı.


Kadına değil işverene hizmet

Uzaktan ve esnek çalışma biçiminin sermayenin emek üzerindeki sömürüsünü artıracağını belirten Kızılöz, aynı zamanda AKP iktidarının ‘çok çocuk’ ve ’kadının yeri evidir’ politikasına hizmet edeceğini söyledi. Kızılöz’ün değerlendirmeleri şöyle: 

“İlk bakışta kadının, ev işlerine ve çocuk bakımına zaman ayırabileceği ve aynı zamanda uzaktan (evden) veya esnek (kısmi zaman) çalışmasından dolayı aile bütçesine katkıda bulunma olanağına sahip olacağı görüntüsüyle kadını veya aileyi koruyormuş gibi gözükse de, işin aslı hiç de böyle değildir. Bu çalışma biçimleri işverenleri, yemek, yol gibi bazı harcamalarla çalışanların çocuklarının bakımı için kreş açma zorunluluğundan kurtaracaktır.”


Emeği görülmeyecek

“Bu çalışma biçimleri ile işverenlerin kendisine iş vermelerini bekleyecek olan kadın, iş başvurusunda bulunma ihtiyacı duymayacağı için, işsiz olarak görünmeyecek, eğitimi ve sahip mesleği icra etmek için iş başvurusunda bulunsa bile öncelikli emek olarak değerlendirilmeyecektir. Bütün bunlar sonucu kadın emeği görünmeyen emek olacaktır.”


Eve mahkum edilecek, emekli olamayacak

“Kadın aktif toplum hayatının dışına itilecek, eve mahkum edilecek. Parça başı veya çalıştığı saat kadar ücret alacak, sigortalı olamayacak. Dolayısıyla herhangi bir işverene bağlı çalışan olma şansından mahrum olacaktır. Esnek çalışma biçiminde ise çalışan herhangi bir işyerinin sürekli çalışanı olmayacak, işveren emeğine ihtiyaç duyduğu zaman, çalışanı işe çağıracak ve çalıştığı süre karşılığı ücret ödeyip, çalıştığı süre kadar sigortalı gösterecektir. Bu durumda, prim gün sayısını tamamlama şansı kalmayan işçi, emekli olma imkânından mahrum olacaktır. Özünde iş hayatından koptuğu için çalışan olmayan, aynı işverene iş yapan birçok insan, haklarını savunmak üzere, anayasal bir hak olan örgütlenme ve sendikaya üye olma hakkından mahrum olacaktır.”


Birçok haktan mahrum bırakılacak

“Kadınlar düşük ücretle iş yapmak zorunda kalacak. Yemek, yol, giyim yardımı, yıllık izin ile ihbar ve tazminatından da mahrum olacak. Örgütlenme şansı kalmayan kadın emekçiler pazarlık yapamayacağı için, parça başı ücretler tek taraflı olarak işveren tarafından belirlenecek, işveren düşük ücretle daha çok iş yaptırma olanağına sahip olacak. Kadın ev işleri, çocuk ve yaşlı bakımına harcadığı zamanı telafi etmek ve daha çok iş yapmak için, çalışma gününü uzatacak ve sosyal aktivitelere zaman bulamayacaktır.”


İş sahiplere daha fazla artı değere konacak

“Kadının yetişemediği veya geçim sıkıntısından dolayı daha çok üretim yapma ihtiyacının ortaya çıktığı durumlarda ise diğer aile bireyleri, varsa yaşlı insanlar, çocuklar, hatta gündüz başka işlerde çalışan erkekler kadına yardım etmeye ve el birliğiyle daha çok iş yapılarak, ek gelir sağlamaya çalışacaklardır. Böylece sadece kadının değil, bütün aile bireylerinin görünmez ve ucuz emeği sayesinde, iş sahipleri daha fazla artı değere konacaklardır.”


Mücadeleden başka yol yok

“Bu çalışma biçimleri öncelikle çocuklarımızı vuracak ve kız çocuklarının eve hapsolmalarına yol açacak. Bu nedenle bu ülke de emeğin mücadelesini verdiğini söyleyen her sendikanın bu çalışma biçimlerine karşı aktif mücadele etmesinden başka bir yol yoktur.” 


HABİBE EREN/ŞÛJIN/ANKARA