10 çocuk dünyaya getiren ve henüz 37 yaşındayken eşini kaybeden Çelik, 1975'li yıllarda Kürt Özgürlük Mücadelesi'yle tanıştı. Çelik'in bir kızı şeker hastalığına yakalanarak yaşamını yitirirken, eşinin ölümünden sonra, bütün çocuklarını politik bilinç ile yetiştirdi. Kendi kimliğine sahip çıktığı için yıllarca devlet baskısıyla yaşadı. İlerleyen yaşına rağmen çevresinde bulunan kadınları örgütlemeye devam eden Çelik'in tüm çocukları, gözaltı ve tutuklama sürecinden geçti. Çelik'in en büyük oğlu "KCK operasyonu" kapsamında tutuklanarak Osmaniye T Tipi Cezaevi'nde konulurken, diğer oğlu da siyasi baskılar nedeniyle 18 yıl önce yurt dışına çıktı.


Devlet zulmü peşlerini bırakmadı

Buna rağmen 7 kızıyla beraber mücadeleye devam ettiğini belirten Çelik, 1998 yılında "örgüt üyeliği" suçlamasından tutuklanarak 8 ay Antep H Tipi Kapalı Cezaevi'nde kaldığını söyledi. Neredeyse her gün evlerinin polis baskınına uğradığını dile getiren Çelik, "Uzun yıllar önce haklarımız için mücadele ettik. Eşim yaşamını yitirdikten sonra çocuklarımı kendim büyüttüm. Zor şartlar altında yaşamaya çalışırken, devletin sopası sırtımızda eksik olmadı. Neredeyse her gün evimizi basıyorlardı. Bütün çocuklarım o korkularla büyüdü. Çocuklarım Kürt oldukları için okuldan ve işten atıldılar" dedi.

Safları daha da sıklaştırmalıyız
Yaşamı el verdiğince mücadelesinden asla kopmayacağının altını çizen Çelik, oğullarının evde bulunmamasının herhangi bir zorluk yaratmadığını aktardı. 7 kızıyla mücadeleye tutunduğunu belirten Çelik, çocuklarına anne-çocuk ilişkisinden çok arkadaş gibi yaklaştığını söyledi. Bu şekilde omuz omuza vererek, tüm zorlukların üstesinden geldiklerini aktaran Çelik, şunları söyledi: "Bir kızım benimle aynı cezaevinde kaldı. Diğerleri de çeşitli tarihlerde ve cezaevlerinde baskılara maruz kaldılar. Bizimle başa çıkamadıklarında bazen ajanlık tekliflerinde bulunurlardı. Bazen de bize işkence ederlerdi. O dönemlerde oturduğumuz mahallede de bize karşı ön yargılar vardı. 'Onlar Kürt, yanlarına gitmeyin' derlerdi. Ama hiç birine boyun eğmedik. Mücadelenin devam etmesi için Kürt kadınları olarak artık safları daha da sıklaştırmamız gerekiyor. Çünkü bu mücadelenin bir ayağı da bizleriz."

NAZIM DAŞTAN/DİHA/DÎLOK