
Koma Jinên Bilind (KJB) VI. Kurultayı tarihi bir süreçte gerçekleşti. Bu kurultay ile neyi amaçlıyorsunuz?
Kadın özgürlük mücadelesi çok tarihi bir süreci yaşıyor. Kadın yüzyılı olarak tanımladığımız bu yüzyıl, kadının özgürlük talepleriyle bambaşka bir çehre kazanmış durumda. Kürt kadını on yıllardır bu coğrafyada özgürlük ve demokrasi mücadelesi veriyor. Bu mücadelenin bölge ve dünya kadınını etkileme düzeyi çok yüksektir. Bölge ve dünya kadınlarının Kürt kadın hareketine çok büyük bir ilgisi var. KJB bölgede en örgütlü ve en güçlü kadın hareketidir. Sadece Kürt kadını açısından değil, bölge kadını açısından da çok büyük bir umut, moral ve güven kaynağıdır KJB. Kürdistan’da demokratik ulusal mücadelenin, özgür yaşamın ve demokratik sistemin başat öncü gücü olduğu kadar, evrensel düzeyde de kadın mücadelesinin en güçlü kadın hareketidir.
Bu kurultayın temel amaçlarından biri, yeni süreç kapsamında KJB’nin görev ve sorumluluklarını kapsamlı bir biçimde tartışmak, yeniden bir yapılanmayla birlikte yeni dönem planlamasına ve kararlarına ulaşmaktı. KJB VI. Kurultayı, Kadın Hareketi’nin geçmiş iki yıllık çalışma ve mücadele sürecini, siyasal, örgütsel, ideolojik, askeri ve sistemsel açıdan tartışarak, önemli değerlendirmelerde bulundu. Pratik süreçte ortaya çıkan yanlışlıkların ve eksikliklerin eleştirisini ve özeleştirisini yaparak bu temelde yeni dönemin perspektifini ortaya çıkardı. Özellikle Demokratik Ulus projesinin, Özgür Yaşam İnşası’nın ve Demokratik siyasetin başarıyla geliştirilmesinde kadının, kadın hareketinin rolünü ve katılımını kurultayımız çok derinlikli değerlendirerek, güçlü bir yoğunlaşma ve netleşme sağladı. Ayrıca dışımızdaki farklı kadın kesimleriyle, örgüt ve kurumlarıyla ilişkilerimiz, ortak örgütlenme ve mücadele perspektifimiz tekrardan gözden geçirilerek daha güçlü bir perspektife ulaşıldı.
Kurultayda kadının siyasete katılımı nasıl değerlendirildi? Kadın Hareketi olarak siyasi süreci nasıl değerlendirdiniz?
Siyaset konusu kapsamlı ele alındı. Kadının siyasete katılımı toplumu çok etkiliyor. Siyasetin rengini değiştiriyor, erkek egemenlikli siyaseti geriletiyor. Kadına dönük klasik-geri bakış açısını çok büyük oranda değiştiriyor. Toplumda demokratik dönüşüme yol açıyor. Siyaseti erkek işi gören zihniyeti kırıyor. Demokratik siyaseti görünür kılıyor. Demokratik siyaset özünde kadın aklıyla yürütülen siyasettir. Öz gücüne dayanan kadın, siyasetin içinde aktifleştikçe siyaset de gerçek demokratik kimliğine kavuşuyor.
Kürt kadınının siyasete katılımı oldukça güçlü. Toplumsal dönüşüm anlamında yol açtığı sonuçlar da çok önemli. Fakat kadının kendi öz iradesine dayanarak rengini siyaset içinde daha fazla görünür kılması gerekiyor. Bu konuda önemli gelişmeler olmakla birlikte eksik ve yetersizlikler de yaşanıyor. Henüz arzulanan sonuç tam olarak ortaya çıkmış değil.
Siyaset zaten özünde bir kadın icadıdır. Toplumsallaşmayı geliştiren kadın, bunu toplumu bir arada tutma ve yönetme yeteneğiyle yaratmıştır. Toplumu oluşturmayı ve demokratik bir biçimde yönetmeyi ilk olarak kadın geliştirmiştir. Şimdi de demokratik siyaseti en iyi ve en doğru bir biçimde ancak kadın yürütebilir.
Kürt kadını, tüm egemen saldırılara ve kuşatılmışlıklara, ataerkil-egemen siyasete alternatif olarak Demokratik Siyaset etkili yürüterek, siyaseti toplumsallaştırarak gerçek kimliğine ve değerine kavuşturuyor. Sadece Kürdistan’da değil, dünyanın birçok yerinde kadın varlığını, iradesini ve özgür kimliğini daha fazla görünür kılıyor, demokratik siyasetin öznesi haline geliyor.
Kurultayımızda bölgedeki, Kürdistan’daki gelişmeler çok yönlü ele alındı. Milliyetçi ideolojiye dayalı devlet-ulus sisteminin çözülme ve dağılma sürecini yaşadığı, kapitalizmin halkları sömürme silahları olan milliyetçi ve dinci ideolojilerin, bölge halklarının tarihsel, kültürel ve sosyal dokusuna uymadığı ve iflası yaşadığı ifade edildi. Yine bölgede, ABD’nin başını çektiği ılımlı İslam projesi boşa çıkmış durumdadır. Bunu somut olarak Mısır, Suriye ve Türkiye örneğinde görmek mümkündür. Özelde bu ülkelerde, genelde tüm Ortadoğu’da muazzam düzeyde halk direnişleri ortaya çıkmıştır. Özgürlük ve demokrasi isteyen bölge halkı direnişiyle, mücadelesiyle küresel sermayenin bölgeye dönük kirli planlarını boşa çıkarmıştır. Bölge, bir yanıyla halkların bu gerçeğini ifade ediyor. Diğer yandan halkların çıkarlarını da tehdit eden bir biçimde milliyetçi-köktendinci çete gruplar büyük bir tehlike olarak ortaya çıkmakta ve güçlenmekte. Bu çete gruplar F. Gülen cemaati ve versiyonları ile ittifak halinde özgürlük ve demokrasi mücadelesi veren Kürtlere saldırmaktadır. Rojava’da El Nusra, Gülen Cemaati vb. çeşitli gruplar ve AKP el ele-kol kola Rojava’da Kürtlere karşı savaşıyorlar.
Kurultayımız Suriye’de yaşanan savaşın herkes açısından stratejik bir rol oynadığı, burada yaşanan savaşın bir sistem ve paradigma savaşı olduğu ve bölgenin yeni biçim almasında bu savaşın belirleyici bir rol oynadığı tespitini yaptı. Suriye’nin alacağı yeni biçim, bölgenin dengelerini ve sistemini güçlü bir şekilde etkileyecektir. Suriye’nin demokratikleşmesinde Rojava Devrimi çok kilit bir rol oynuyor. Rojava devrimi hem Suriye’nin demokratikleşmesinde ve hem de genel anlamda bölgenin demokratikleşmesinde çok belirleyici bir rol sahibidir.
Rojava’daki devrim ve kadınların etkisi nasıl ele alındı?
Kürtler, bölgenin demokratikleşmesinde en örgütlü ve en güçlü demokrasi cephesini ve gücünü teşkil ediyor. Bu durum Suriye açısından böyle olduğu kadar Türkiye, Irak ve İran açısından da böyledir. Kürtlerin temsil ettiği demokrasi ve özgürlük çizgisinin başarılı olması demek, bölgenin demokratikleşmesi demektir. Bölgenin demokratikleşmesi, Kürtlerin özgürlüğüne bağlıdır. Demokrasinin gerçek karakterini ve kimliğini belirleyen ise özgür kadın kimliğidir. Gerçek demokrasi esas karakterini özgür kadın kimliğinden alıyor. Bu anlamda özgürlük mücadelesi veren Kürt kadını ve kadınlar, gerçek demokrasiyi temsil ediyor ve gerçek demokrasinin garantisi oluyor.
Rojava devrimi, kadın inisiyatifinde gelişen gerçek bir kadın ve halk devrimidir. Bölgenin ve uluslararası gerici güçlerin tüm şiddetli saldırılarına rağmen kendisini bu kadar güçlü ayakta tutması ve gittikçe kalıcı bir demokratik sisteme kavuşması, gücünü devrimin öznesi olan direnen özgür kadın ve özgür halk gerçeğinden alıyor. Rojava devrimi özgür kadın ve özgür halk öncülüğünde demokratik sistem inşasına dönüşmüştür. Bu tüm bölge kadını ve halkları için çok büyük ve değerli bir kazanımdır. Bu kazanımları Türkiye’nin aktif destek verdiği gerici saldırılara karşı korumak, bölge kadınının ve halklarının en temel görevidir. Bunu da ancak Kürtlerin temsil ettiği özgürlük ve demokrasi cephesinde yer alarak yapabilirler, kendilerini ancak bu biçimde savunabilirler. Bu noktalar üzerinde Kadın Özgürlük Kurultayı önemli tartışmalar yürüttü ve kararlaşmalara gitti.
Kurultayımızda siyasal gündem çerçevesinde tartışılan diğer önemli bir başlık, Türkiye’de Newrozla birlikte Önderliğimizin başlattığı yeni süreç oldu. Süreç devletin ve AKP’nin politikalarından kaynaklı tıkanmış durumdadır. AKP baştan itibaren sürece taktik ve pragmatik yaklaştı. Güncel siyasal çıkarların peşine düşerek çok değerli olan bu zaman dilimini heba etti. Perde arkasında savaş ve imha planları yaptı, sahne önünde ise bu planlarını gizlemek için demokrasinin demagojisini yaptı. AKP yeni paketiyle son maskesini de düşürmüş oldu. Ve son bir kez daha şu anlaşıldı ki AKP gibi milliyetçi, ırkçı ve mezhepçi bir partidir! Demokrasi paketi de çıkaramaz! AKP, ırkçı zihniyete sahip gerici ve bağnaz bir partidir. Böyle bir partiden demokratik açılım, demokrasi paketi beklemek yanlıştır.
Demokrasi; kendisine öz güveni tam olan, insanlık değerlerini güçlü özümsemiş, kendisine ve insanlığa büyük saygı duyan, yüksek erdeme sahip insanların, büyük eylemidir. Demokrasi; büyük bir mücadele ve inşa işidir. Demokrasi; kadınların ve halkların özgür iradeleri ile kendi kendilerini yönetme, savunma, özgür ve demokratik yaşam sistemlerini kurma ve koruma tarzıdır, anlayışıdır.
Kurultayımız demokrasi ve demokratik siyaset üzerine oldukça kapsamlı tartışmalar yürüttü. Kürtlerin devlete rağmen demokratik sistemini Demokratik Ulus projesi ekseninde daha güçlü geliştirerek yaşama iradesinde olduğunu derinlikli değerlendirdi. Ve bu konuda kadının demokrasinin temel inşa gücü olduğu güçlü bir biçimde ifade edildi.
Kurultay, Ulusal Kongre’yi de değerlendirdi mi?
KJB VI. Kurultayı’nın gündemlerinden biri de Güney Kürdistan seçimleri ve Ulusal Kongre çalışmalarıydı. Özellikle KDP’nin seçim sonuçlarını doğru yansıtmadığı, demokratik çizgiyi temsil eden partilerin oylarını çaldığı, halkın tercihlerine saygısızca yaklaştığı değerlendirildi. KDP’nin birçok hile, oyun ve kirli plan ile halk iradesini manipüle ettiği ifade edildi. Güney’de demokratik siyasetin önemi üzerinde duruldu. Demokratik siyasetin geliştirilmesi ve örgütlendirilmesi için demokrasi mücadelesinin güçlü bir biçimde yürütülmesi gerektiği ifade edildi.
Ulusal Kongre çalışmaları ise demokrasi mücadelesinde stratejik çalışmalardan biri olarak ele alındı. Ulusal Kongre hazırlık çalışmaları önemli bir düzeye gelmiştir. Hareket olarak bu kongre çalışmasına yaklaşımımız son derece sorumlu ve stratejiktir. KDP gibi örgütlerin sabote edici tutumları olsa da bu yaklaşımlara karşı mücadele ederek, halkımızın en büyük özlemi olan Ulusal Kongre’yi gerçekleştirmek gerekiyor. Kadın hareketi olarak da bu konuda aktif bir mücadele ve ciddi bir çalışma içinde olacağız. Güney Hükümetinin kadın politikası kırımcı bir politikadır. Kadını sömürüyor ve köleleştiriyor. Kadına ve tüm topluma karşı oldukça anti demokratik bir zihniyet ve politika söz konusu. Güney Kürdistan’ın demokratikleşmesi için kadının özgürleşmesi ve demokratik siyasette aktif yer alması kesinlikle gerekiyor.
Rojava’da demokratik özerk sistem geliştiriliyor. Kurultay bu oluşumu nasıl değerlendirdi? Bu oluşuma kadının katılımı nasıl olacak?
Ortadoğu’da beş bin yıl sonra bir ilk gerçekleşiyor. Ortadoğu’da Kürtler gerçek bir halk devrimi yapıyor. Demokratik özerk sistemlerini kuruyor. Bu bölgenin en büyük ve tek gerçek devrimidir. Bölgede ilk defa devlet dışı bir demokratik toplumsal sistem hayat buluyor. Kürtlerin Rojava’da kurduğu demokratik özerk sistem, elitlerin-burjuvaların devlet-iktidar sistemine göre bir sistem yapılanması değildir. Tümden halk iradesine ve halkın doğrudan katılımına dayanıyor. Köyden şehre kadar bu sistem örümcek ağı gibi birbirine bağlı ve birbirini tamamlayacak tarzda gelişerek yaşam buluyor.
Demokratik özerk sistem bir meclisler sistemidir. Halk bütün sorunlarını ve ihtiyaçlarını bu meclislerde ele alıyor ve çözüm geliştiriyor. Meclisler de ihtiyaca göre oluşturulan komisyonlar esasına göre çalışıyor. Meclisler sadece Kürtlerden oluşmuyor. Orada yaşayan tüm farklı etnik ve kültürel kimlikleri içine alıyor. Birçok yerde akademiler kurulmuş ve yoğun eğitim çalışmaları yapılıyor. Yine sistemin temel ayaklarından biri olan kooperatif örgütlenmeleri belli alanlarda hayata geçirilmiş durumdadır. İçini doldurma ve yetkince örgütleme ve işletme konusunda bazı sıkıntılar olsa da bu konuda önemli bir mesafe de alınmış durumdadır.
Ayrıca Demokratik özerk sistemin halk savunma gücü demokratik sistemin ruhuna uygun biçimde kendisini örgütlemiş ve gerçek bir halk savunma gücü haline gelmiştir. Kadının nitel ve nicel olarak çok güçlü yer aldığı YPG savunma ordusu içinde kadın, YPJ olarak özgün ve özerk bir örgütlülüğe kavuşmuştur. Kurultayda demokratik özerk sistemin niteliği, Rojava örneğinden yola çıkılarak derinlikli tartışma konusu oldu. Demokratik özerk sistemin bir kadın sistemi olduğu ifade edildi. Bu sistemin ancak kadının güçlü ve öz iradesine dayalı nitelikli katılımı ile gerçek karakterine ve kimliğine kavuşacağı dile getirildi.
Rojava’da demokratik özerk sistemin kuruluşunda kadın gerçekten çok güçlü bir katılım sağladı ve büyük bir rol oynadı. İlk günden başlayarak Derik’te, Qamişlo’da, Amude’de, Serikani’de, Afrin’de, Kobani’de ve Kürtlerin yaşadığı her yerde, köylere kadar inerek yaygın kadın komünleri ve meclisleri kurdu. Ayrıca halk meclisleri içinde yoğun ve etkili bir katılım sağladı. Burada demokratik sistemin yapı taşını ve temelini kadın oluşturdu demek abartılı olmaz.
Rojava’da demokratik halk sistemi son beş-altı aydır büyük bir saldırı altındadır. İşbirlikçi- gerici Kürt örgütleri ile bölgenin ve uluslararası gerici güçlerin saldırıları halk devrimini boğmayı, demokratik sistemi ortadan kaldırmayı hedefliyor. Tüm gericilik birleşmiş, özgür kadın ve özgür Kürt iradesine karşı saldırıyor. Rojava’ya saldıran bütün bu grupların geçiş hattı ise Türkiye’dir. Eğitim aldıkları yerler de Türkiye’dir. Kurultayımız Türkiye’nin bu Kürt düşmanlığına karşı Kürdistan’ın dört bir yanında Kürt kadınlarının Serhildanla karşılık vermesi üzerinde önemle durdu.
Kadınların yaşadığı toplumsal sorunlara KJB nasıl müdahil olacak?
Toplumsal sorunlar gün geçtikçe ağırlaşıyor. Toplum büyük bir dağılmayı yaşıyor. Sömürgeci iktidar sistemi toplumun ahlaki yapısını çürüterek çözüyor. Toplumsal şiddetin temel nedenlerinden biri budur. Aile içi şiddet, taciz, tecavüz, katliam, intihar, bunalım, uyuşturucu, fuhuş toplumsal dağılmayı gün geçtikçe daha fazla hızlandırıyor. Devlet şiddeti erkek şiddeti olarak varlık buluyor ve kadın kırımına yol açıyor. Şiddet, tecavüz kültürü olarak derinleşiyor ve sistemsel bir hale geliyor. Kadın aşağılandıkça, küçük ve zayıf düşürüldükçe toplumsal düşüş bir o kadar derinleşiyor. Köleliği derinleşen kadın, toplumsal köleliği büyütüyor. Yoksulluk aynı biçimde sınır tanımıyor. Ekonomik, kültürel, sosyal kırım toplumsal dokuyu tahrip ediyor, dağılmayı getiriyor.
Kurultayımız toplumsal sorunları derinlikli tartışarak önemli kararlaşmalara ulaştı. Toplumsal sorunların çözümünde esas olanın toplumun devletten beklemeden kendi öz iradesine dayanarak demokratik sistemini kurması gerektiği ifade edildi. Örgütlenen toplumun en büyük çözüm gücü olduğuna dikkat çekildi. Toplum kendi öz değerleri üzerinde örgütlenirse kendi kendine yeter bir düzey ortaya çıkaracaktır. Toplumun öz değerleri olan dayanışma, yardımlaşma, kolektif komünal yaşam kültürü, birbirine saygı, çevresine dost bir yaşam ve örgütlenme anlayışı toplumda özgürlük ahlakına dayalı demokratik yaşam kültürünü ortaya çıkaracaktır.
KJB Kurultayı, toplumun ve kadının sorunlarını çözmede örgütlenme sorunlarını çok büyük bir önemle ele alıp tartıştı ve güçlü planlamalara gitti. Örgütlenme ile bire bir bağlantılı olan ve örgütlenmenin de esasını oluşturan eğitim sorunu da özenle üzerinde durulması gereken bir sorun olarak ele alındı. Okulların, akademilerin, kadın ve halk eğitimlerinin yaygın bir şekilde geliştirilmesinin önemi üzerinde duruldu. Özellikle her yerin birer eğitim alanına dönüştürülmesi gerektiği ifade edildi.
Kooperatifleşme çalışmaları, üzerinde önemle durulan diğer bir nokta oldu. Örgütlenen ve savunma gücünü geliştiren bir toplum asla çürütülemez ve dağıtılamaz. Kurultayımızda demokratik toplumsal sistemin örgütlenmesini güçlendirme, toplumun öz savunmasını geliştirme, ekonomik alanını komünal anlayışa uygun tarzda hızla örgütleme temelinde önemli planlamalara gidildi. Yanı sıra kadının ve toplumun sürekli bir mücadele ve Serhildan halinde olmasının en güçlü savunma tarzı olduğu ifade edildi. Kadın hareketi olarak toplumsal sorunlara müdahil olma tarzımız ancak bu biçimde gelişebilecektir.
İttifaklarımızı büyütme amacındayız
KJB’nin diğer kadın hareketleriyle ilişkisi nasıl olacak? İttifak politikanızı nasıl değerlendirdiniz?
Kadın özgürlük mücadelesi evrensel bir mücadeledir. Çünkü kadının özgürlük sorunu evrensel bir sorundur. Kadın, tüm dünyada sömürülen bir cinstir. Kadın bu gerçeğiyle ezilen ve sömürülen bir cins olmanın ötesinde sömürülen milyarlarca toplum anlamına geliyor. Kadın sadece bir cins değildir, kadın toplumun kendisidir. Dolayısıyla bu kapsamlı sömürü ve baskıya ancak ortak kadın dayanışması, birlikteliği ve örgütlü mücadele gücüyle karşılık verilirse kadının başarılı olma şansı doğar.
Özellikle bölgenin içinde bulunduğu savaş ve şiddet durumu kadın açısından çok büyük tehlikeler ortaya çıkarmıştır. Kadın karşıtlığı ve düşmanlığı milliyetçi, köktendinci ideolojiler yoluyla derinleştirilmiştir. İktidar çıkarlarını gizlemek için dini maske edinen bu şiddet aygıtları, bir karabasan gibi bölge kadınının ve toplumunun başına çökmüştür. Kadınların ortaklaşarak mücadele gücünü birleştirmeleri ve bir çatı altında toplanarak örgütlü irade gücü haline gelmeleri ivedilikle yapılması gereken bir çalışmadır.
Erkek egemenlikli devlet-iktidar sistemine karşı tüm kadın kesimleriyle bir çatı altında buluşmak, ortak mücadele ve örgütleme cephesi oluşturmak en büyük özlemimiz ve amacımızdır. Bu yönlü çalışmalarımızı ve çabamızı yoğunlaştırma kararlılığına bir kez daha ulaştık. Demokratik, sol-sosyalist, feminist, ekolojik, anarşist, anti kapitalist Müslüman kadınlar ve kısacası kadın hakları ve özgürlükleri için devrimci mücadele yürüten her kesimden ve çevreden kadın örgütleri ile egemen sisteme karşı ortak mücadele yürütme kararlılığımız tamdır. Bu temelde ilişkilerimizi ve ittifaklarımızı büyütme amacındayız.
Ortadoğu Kadın Konferansı bu temelde çok önemli bir zemin oluşturdu. Bu zemini kalıcı örgütlenmelere ve ortak mücadele cephesine dönüştürmek çok önemlidir. Bizler bölgede güçlü bir kadın dayanışmasını ve birlikteliğini sağlamak için büyük bir azimle çalışacağız ve mücadele edeceğiz. Kurultayımız bunun perspektifini ve mücadele kararlılığını çok güçlü bir biçimde ortaya koydu. Biz şuna içtenlikle inanıyoruz ki, Ortadoğu kadını gücünü birleştirir ve örgütlü iradesini çok güçlü bir biçimde ortaya koyarsa her türlü engeli aşacaktır ve bölgenin demokratikleşmesinde temel özne haline gelecektir.
BİRCAN YILDIZ