
Gezi eylemlerinde çocuklarını kaybedenler, yaralananlar ve Gezi’nin doktorları o günleri ve bugünü anlattı. Aileler, “4 yıl geçti ama Gezi’yi yaratan koşular halen taze, ülke yeni Gezilere gebe” diyor.
Gezi Parkı civarına kurulan gezici revirlerde yaralılara müdahale eden İstanbul Tabip Odası (İTO) Yönetim Kurulu Üyesi İncilay Erdoğan, gezici revirler olmasaydı daha çok insanın hayatını kaybedeceğini söyledi.
Camideki ‘kir’ insan kanıydı
Revirlere defalarca gaz bombalarının atıldığını hatırlatan Dr. Erdoğan, “Bulduğumuz her yeri revire çevirdik, çünkü bizim için insan yaşamı önemliydi. Meşhur Bezmiâlem Valide Sultan Camii’nin imamı dahi bize kapılarını açtı, biz de orayı revir yaptık. ‘Orayı kirlettiğimizi’ söylediler, oysaki oradaki tek kir, polis şiddeti sonucu yaralanan insanların kanıydı!” dedi. Gezi’nin bir parçası olduklarını dile getiren Erdoğan, Gezi’yi sağlık hakkının toplumsallaşması olarak tanımladı.
Anne Elvan: Direnmeyi öğrendim
Berkin Elvan, 16 Haziran 2013’te gaz fişeğiyle başından vuruldu ve 269 gün sonra tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Annesi Gülsüm Elvan, “Ben mahkemelerden çok umutlu değilim. Ali İsmail Korkmaz’dan Dilek Doğan’a, Kemal Kurkut’a gördüklerimiz, adalete olan inancımın bitmesine neden oluyor. Mahkemelerden tek isteğim bir ceza verilmesidir. Çünkü başka ölümler istemiyorum” dedi.
Mücadelelerinin sadece yeni ölümler olmaması üzerine kurulu olduğunu dile getiren anne Elvan, şöyle devam etti: “Acının dili, dini, ırkı olmaz. Artık dursunlar, ölüm istemiyoruz. Bu zulümler bir yere kadar, ülkenin çivisi çıktı, çiviyi çakacak kimsede yok! Onu unutamıyorum. Onu çok özlüyorum. Onun bir hayali vardı, futbolcu olmak istiyordu. 269 günlük direnişiyle onu hatırlıyorum. Bugün olsa anne diren diyecekti. Ben direnmeyi oğlumdan öğrendim.”
Baba Ayvalıtaş: Öldürüldüğü yerdeyim
Gezi eylemleri sırasında katledilen 19 yaşındaki Mehmet Ayvalıtaş’ın babası Ali Ayvalıtaş ise “Oğlumun yaşamını yitirdiği yere yakın bir yerde ev tuttum. Oradan geçtiğim zaman, oraya baktığım zaman içim parçalanıyor. Oradan her geçtiğim zaman duamı ediyorum” dedi. Oğlunun yaşamının yitirmesinin ardından 13 Aralık 2013’te eşi Fadime Ayvaşıtaş’ı kaybeden baba Ayvalıtaş, bir an olsun mücadelesinden vazgeçmediğinin altını çizdi.
Baba Ayvalıtaş, “2 Haziran 2015’te kütüphaneyi yoğun emek vererek tüm herkes ile birlikte açtık. Bugün buradan MHP, AKP, CHP ve HDP’li gençler gelip kitap alıyor. Bu güzel bir şey. Aynı Gezi’de olduğu gibi burada ırk, din, dil ayrımı olmadan gelip buradan herkes kitap alıyor” diye konuştu.
Anne Meray: İsimleri tarihe yazıldı
Gezi’nin ardından 30 Eylül 2013’te uyuşturucuya karşı mücadele ederken katledilen Hasan Ferit Gedik’in annesi Nuray Meray, oğlunun Gezi’yle anılmasının gurur verici olduğunu söyledi. Anne Meray, “Bugün oğlum yok ama onlarca, yüzlerce, hatta binlerce evladım oldu” dedi. Yeni ölümler istemediğinin altını çizen anne Meray, ülkede hak ve adaletin olmadığını belirtti. Meray, “Onların isimleri tarihe yazıldı. Onlar sadece bedenen yanımızda değiller. Ben bir evladımı kaybettim ama bugün binlerce evladım var” şeklinde konuştu.
Anne Atakan: Ülke yeni Gezilere gebe
Hatay’ın Defne ilçesine bağlı Armutlu Mahallesi’nde Gezi eylemleri sırasında polisin attığı gaz bombasının kafasına isabet etmesi sonucu katledilen Ahmet Atakan’ın annesi Emsal Atakan, Türkiye’de 4 yılda iyiye dair hiçbir şeyin değişmediğini söyledi. 4 yılda yüzlerce gencin ölmeye devam ettiğini vurgulayan anne Atakan, bu gençlerin istediği tek şeyin barış ve demokrasi olduğunu ifade etti.
Atakan, “İnsanların sadece 3-5 ağaç için sokağa çıkmadılar, aynı zamanda kendi yaşam biçimlerine yapılan müdahaleyi kabul etmedikleri için sokağa döküldüler” dedi. Gezi eylemleri sırasında 11 gencin öldürüldüğünü hatırlatan anne Atakan, şöyle devam etti: “Geziden sonra bu katliamlar durmadı. Cizre, Sur, Silopi, Yüksekova ve Şırnak’ta yüzlerce genç katledildi. Bu gençlerin hepsi suçsuzdu. Tek istekleri daha fazla demokrasi ve barış idi. Gezi direnişi üzerinden 4 yıl geçti ama Gezi’yi yaratan koşular halen taze ve Gezi’nin talepleri halen sıcaklığını koruyor. Ülke halen yeni Gezilere gebe.”
Direnenlerin hepsi bizim evladımız
Gezi’den sonra toplumsal duyarlılığın arttığını dile getiren anne Atakan, ancak iktidarın baskı politikalarından kaynaklı ciddi bir sindirilmişliğin söz konusu olduğunu söyledi. Onca baskıya rağmen umudun ve direnişin hiç bitmediğinin altını çizen Atakan, şöyle devam etti: “Bunlar ne zaman gidecek bilmiyorum ama ülkede halen gencecik bir umut var. Evet bizden evlatlarımızı aldılar ancak direnenlerin hepsi bizi evladımız. Gezi sadece bir başlangıçtı ve mücadele devam ediyor.”
Korkmaz’ın annesi: Katiller cezasız kaldı
Eskişehir’de Gezi eylemi sırasında girdiği bir ara sokakta sivil bir grup ve polisin saldırısı sonucu katledilen Ali İsmail Korkmaz’ın annesi Emel Korkmaz, iyiye dair hiçbir gelişmenin yaşanmadığını ifade etti. Anne Korkmaz, “Bizim çocuklarımız sadece daha eşit bir dünya istedikleri için o sokaklardaydı. Çocuklarımız aslında bir şey yapmıyorlardı. Bu 4 yıl içinde çok değişti ama hiçbir şey değişmedi. Hukuktan yana hiçbir şey kalmadı bu ülkede. Çocuklarımızın katilleri cezalandırılmadı. Benim oğlumun katillerine ödül gibi ceza verdiler” diye konuştu.
Gezi’den sonra mücadeleyi öğrendik
Çocuklarının devlet emriyle katledildiğini dile getiren anne Korkmaz, Ali İsmail’in ölümünden sonra toplumsal olaylara ciddi anlamda duyarlılık gösterdiklerini kaydetti. Korkmaz, Gezi’den sonra mücadele etmeyi öğrendiklerini ifade ederek, şöyle dedi: “Adliyeye hayatım boyunca bir kere gittim oda oğlumun avukatlık ruhsatı aldığında gitmiştim. Şimdi ise nerede bir haksızlık varsa oraya koşarak gidiyorum. Ben artık ben olmaktan çıktım. Ben Ali İsmail Korkmaz’ın annesiyim ve mücadeleyi sürdürmek için elimden gelen her şeyi yapmaya hazırım.”
Formül, Gezi gibi birlik olmaktır

Gezi direnişi sırasında polisin zırhlı araçtan sıktığı, içinde metal bilyeler olan plastik mermiyle sol gözünü kaybeden Gezi Şehit ve Gazileri Platformu Sözcüsü Volkan Kesanbilici, Gezi’den sonra geçen 4 yılını, “Bu dört yıl kendimizi anlatmakla, bize karşı atılan çamurları temizlemekle geçti” diye tarif etti. Gezi’nin en temiz ve barışçıl direnişlerden biri olduğunu vurgulayan Kesanbilici, şunları söyledi: “Devlet üç yıl boyunca Gezi’den terör örgütü çıkartmaya çalıştı, ancak bu üç yılın sonunda Gezi’den değil, devletin kurumlarından terör örgütü fışkırmaya başladı. Bize Gezi döneminde ‘vatan haini’, ‘terörist’ diyen emniyet amirleri darbe günü tanklardan askeri kamuflajlarla çıktı. Bizler yine tertemiz, dimdik, alnımız ak buradayız.”
Mücadelenin aynı kararlılıkla sürmesi gerektiğinin altını çizen Kesanbilici, “Acılarımız, sıkıntılarımız azalmış değil, bilakis katlanarak devam ediyor. KHK mağdurları önümüzde, gazetecilere yapılan baskılar önümüzde; demek ki biz Gezi’den çok daha fazla mücadele etmek zorundayız, bunun formülü de Gezi’deki gibi birlik olmaktan geçiyor” dedi.
Gezi Parkı’nda polis ablukası
Gezi Parkı’nın Mete Caddesi kısmı demir bariyerlerle kapatılırken parkın içine polis konuşlandırıldı. Gezi Parkı eylemlerinin 4. yıldönümü nedeniyle İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde bulunan Gezi Parkı çevresine akşam saatlerinden itibaren bariyerler getirildi. Parkın Mete Caddesi’ne bakan kısmına bariyerler dizildi. Parkın içerisinde ise TOMA ve Çevik Kuvvet polislerinin beklediği görüldü.
DİHABER/İSTANBUL/HATAY