HASAN ÖZHAN ÜNAL
Geleceğe kalacak elli yazar’ arasında sayılan Aslı Erdoğan’ın ilk öykü kitabı olan “Mucizevi Mandarin”, Wolfgang Amadeus Mozart’ın ‘Saraydan Kız Kaçırma’ operasına uyarlandı.
Opera, Ocak ayının 24, 26, 28 ve 30’u ile 1 ve 2 Şubat’ta da Cenevre’de sahnelenecek.
Aslı Erdoğan’ın ilk öykü kitabı olan “Mucizevi Mandarin”, ilk olarak 1996’da Mitos Yayınları tarafından yayımlandı.
Fransızca, Almanca, Norveççe, Bulgarca, Boşnakça gibi farklı dillere çevrilen kitap, 2008’de Haruki Murakami ve Joyce Carol Oates’un romanlarıyla birlikte İsveç’te “Yılın Kitapları” arasına girdi.
“Mucizevi Mandarin”in öyküsü, İsviçre’de yalnız yaşayan bir kadının sağlık problemleri ile aşk, nefret, varlığa yüklenen anlamlar, yalnızlık duygusu ve modern dünyanın bireyi tüketişi üzerine kurgulanmış. Otobiyografik özellikler taşıyan eser, merhametini yitirmiş hoyrat bir dünyayı, ödünsüz bir melankoliyle yüklü şiirsel, yoğun ve zarif bir dille anlatır.
Öyküde, ismi verilmeyen kadın gözlerinden birini yitirir ve “Tek gözlü bir kadın hayaletten bile daha korkutucu. İnsanların yüzümü görünce kapıldıkları dehşetten, ansızın iri iri açılan gözlerden, kaçırılan bakışlardan, korku ve tiksintiyle çarpılan ağızlardan bıktığım için gündüzleri olabildiğince az dışarı çıkıyorum” diyerek çevresinden ve insanlardan uzaklaşmaya başlar.
Anlam arayışı
Anlatıcının Sergio isimli bir gence aşık olmasıyla aşka yüklediği anlamlar, mekân ve insanın birbirine etkisi ve cinsellik üzerine düşünceleri netleşmeye başlar. Anlatıcı, problemli şekilde ilerleyen aşk hayatında yaşadığı mutluluğu sevinçle dile getirirken cinsel hazlara ve varlığa anlam vermeye çalışır.
Sergio ile ayrılmalarından sonra hissi dünyasında boşluğa düşen genç kadın, yabancı bir kentte olmanın doğurduğu yalnızlık hissi ve sağlık problemleriyle çevresine ve kendisine olumsuz tutumlar geliştirir.
Sevgiliden ayrılmanın etkilerinin öykü boyunca anlatılması da eserde sembolize edilen mekânlar aracılığıyla ifade edilir.
Öyküde zaman ise, kronolojik doğrultuda ilerlemese de anlatılanlar farklı bölümlere ayrılarak olay örgüsünün açık şekilde anlaşılması sağlanır.
Anlatıcının kadınların toplumsal yapı içerisinde maruz bırakıldıkları baskılara yönelik tespiti ve tepkisi ise eserde, “Zaten oldum olası karanlık, saldırı, tehlikeli yabancılar, tecavüz gibi, kadınların korkmaya koşullandırıldığı olayları pek önemsememişimdir. Hele tek gözlü kaldığımdan beri hiçbir şeyi umursamıyordum” sözleriyle aktarılır.