Şimdi desem ki; Diyarbakır’ın cici emniyet müdürü, malum konuşmasını kimsenin etkisinde kalmadan, kendiliğinden, içinden gelerek yaptı. Vicdanı, aklı isyan etti akan kana, doğruyu buldu. Nedamet getirdi, üstelik kamuoyuna açık bir yerde… Kendi dediğine göre; 91-96 yılları - ki faşizmin o en vahşi zamanlarında - bölgede görev yapmış ve meslekte 20 yılı istihbaratçı olarak geçirip, böylesine kritik, önemli bir yere emniyet müdürü olarak atanmışken üstelik. Meslek hayatı, sistemin savunuculuğunu yapmakla geçmiş ve “büyüklerinin” tam takdirini almışken… ne dersiniz?
Yanlış anlamayın, bunları hani, sanki “evet öyle!” dedirtecek kamuoyu tepkilerine bakarak diyorum. Zira, konuşmasını yaptığından beri, kamuoyunda merkezinde 'Müdür' olan bir tartışma aldı yürüdü. Müdür niye böyle dedi, tecrübesi neydi, şimdi görevden alınır mı? Bazı medya yazarları, her koşulda müdürün yanındayız, açıklamalarında bulunuyorlar mesela. Kürt sorununa insani çözüm ise tartışmaların teferruatı olmanın ötesine geçebilmiş değil hali hazırda.
Siyasetçilerin açıklamaları da Kürt meselesindeki faşizan yaklaşımı bir kez daha gözler önüne seriyor sadece.  Öğreniyoruz ki siyaset cephesinden bakınca görünen; bu meseleler siyasetçilerin işi/ herkes görevini yapsın/ bu konuşma bölücülük yapmaktır. Ancak hakkını teslim etmek gerekir ki, meseleye en iyi temas eden yine Bahçeli'den başkası değil. İnsan olmak gerillalara ağlamayı gerektiriyorsa biz insan değiliz dedi açık yüreklilikle.
Öte yandan; biraz hafızamızı yoklayınca gördüğümüz üzere, bu tür açıklamaları ilk kez duymuyoruz. Devlet politikalarını, uygulamalarını eleştiren, devletin işlediği suçları o ya da bu sebeple ortaya döken, işlenen suçlara o yada bu şekilde ortaklık etmiş emniyet ve jitem mensupları da yeni türemedi. Pek çok işkenceler, katliamlar, siyasi cinayetler itiraf edildi bu memlekette. Suçluları tek tek sayıldı. Hatta moda söylemle, yargıya taşındı bazıları. Peki sonunda ne oldu?
Katiller, işkenceciler işledikleri suçların bedelini ödediler mi?  Sistem, bu günkü iktidar AKP, suçluları cezalandırıp, devletin suç çetelerini dağıttı mı? Milyonlarca mağduru bulunan 12 Eylül paşası Evren’in forsunda bir azalma var mı? Yok!
Müdürün, suç ortaklığının da itirafı sayılabilecek açıklamalarını burada tekrar etmek istemiyorum. İşin suç ortaklığı tarafına da dokunan kimse olmadı halen. Oysa bu sözleri sadece bir eleştiri, ya da tespit olarak bir muhalif, hele bir BDP’li söylemiş olsaydı, şimdi örgüt üyesi olarak maazallah hapislere tıkılmıştı bile. Manşetlerde en kötü çekilmiş ve hatta üzerinde oynanarak çirkinleştirilmiş fotoğrafları yayınlanarak ne hakaretler, ne küfürler ediliyordu hakkında. Bu gün binlerce siyasi tutsak bu nedenle içerde değil mi?
Belli ki, Müdür’ün bu çıkışı AKP’nin siyasi hesaplarının bir parçası. Ancak; yalandan da olsa insani yaklaşımlara bile hasret olduğumuzdan mıdır, akan kanın durması için her durumdan medet umduğumuzdan mıdır, Kürtlere yapılanların birinci ağızdan ve nedamet getirircesine bir ifadesi olduğundan mıdır, bu açıklamaları yabana atmaya da kıyamıyorum. Elbet, lüzumsuz yanılgı ve beklentilere kapılmadan, devletin eli kanlı katillerini aklama ya da destek verme pozisyonuna düşmeden ve doğru zemine çekerek yapılmazsa, bu tartışmaların çözüme katkı sağlamayacağı gibi zarar vereceğini de göz ardı etmeden.